Enflasyon: Halkın cebindeki el

Yayın Tarihi: 18/01/23 07:00
okuma süresi: 4 dak.
A- A A+

Enflasyon ve İşsizlik en önemli iki makroekonomik sorundur. Özellikle pandemi sürecinde tedarik zincirinin kırılması, taşımacılık ve navlun fiyatlarının ve emtia ve enerji fiyatlarının artması, Türkiye’nin uyguladığı Heterodoks politikalar ve Ukrayna- Rusya Savaşı uzun bir süredir unuttuğumuz enflasyon sorununu geri getirdi, hem de çok acı bir şekilde.

Ülkemizde ulaşılabilen en eski enflasyon verisi 1978 yılına aittir. 4 yıllık süreçte yaşanan en yüksek enflasyon oranı %215 ile 1994 yılına aittir.

2003-2017 arası göreceli olarak düşük enflasyon yaşanan bir süreç oldu. 2018 yılında TL’de yaşanan değer kaybı sonucu uzun bir süreden sonra enflasyon %29.96’ya yükseldi.

Yukarıda bahsettiğim nedenlerden dolayı 2021 enflasyon oranı %46.09, 2022 enflasyon oranı % 95.41 olarak gerçekleşmiştir.

KKTC küçük ada ekonomisi özellikleri taşıması nedeni ile dış şoklara son derece açıktır. Resmi para priminin TL olması, ülkemizde tam dolarizasyon yaşanmakta bunun yanında mevduatların döviz cinsinden olması nedeni ile çifte dolarizasyon yaşanmaktadır.

Eğer bir ülkede yüksek enflasyon yaşanıyor ise karar vericiler daraltıcı para ve maliye politikaları uygulayabilir. KKTC’nin resmi para biriminin TL olması bağımsız para politikası uygulamasına imkân vermemektedir. KKTC bütçesinin, aynı zamanda da boyutu ortada bu yüzden maliye politikaları da uygulanamamaktadır.

KKTC, Türkiye’den enflasyon ithal eden bir ülke konumundadır.

Aşağıdaki grafik, Türkiye ve KKTC’nin 1978-2022 arası enflasyon oranlarını göstermektedir.

Kaynak: DPÖ-TCMB

Grafik de görüleceği üzere iki ülke enflasyonları arasında güçlü bir korelasyon söz konusu ve 1994’den sonra en büyük ayrışım 2022 yılında gerçekleşti. TL kullanan iki ülke arasındaki enflasyon farkı %31.14 olarak gerçekleşti.

Ülkemizdeki karar vericiler, bu ayrışmanın nedenlerini incelemelidir. Şu anda en temel sorun, dar gelirlilerin et, süt, ekmek, meyve ve sebze gibi temel tüketim maddelerine ulaşımdır.

Yaşanan enflasyon oranı altı ayda bir, kamu çalışanlarının ve emeklilerinin maaşlarına yansımaktadır. Esas sorunu yaşayanlar, emek piyasasındaki asgari ücret ile hayatını idame etmeye çalışan vatandaşlarımız, Türkiye ve 3. ülke vatandaşlarıdır.

Temel tüketim maddelerine ulaşımı sağlamanın yolları; ithalatı serbestleştirmek, şu anda büyük ölçüde boşalan Fiyat İstikrar Fonu ile sübvansiyon sağlamaktır.

Peki, bu nasıl olacak? Kaynakları etkin ve verimli kullanarak ayrıca kamunu gelirlerini artırarak.

Euro kullanan ülkeler Euro Zone (Bölgesi) olarak kabul edilmekte ve ihtiyaç duyan ülkelere Avrupa Merkez Bankası destek olmaktadır. Bizde TL kullanmamızdan dolayı Türkiye ile TL Bölgesi oluşturmalıyız.

Kıt olan kaynakları dağıtmadan bölüşmeliyiz ayrıca serbest piyasa ekonomisine aykırı olan Narh Sisteminin sorunun çözümüne yardımcı olmayacağı kanaatindeyim.

#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Levent Kutay
Levent KUTAY'dan
#gozdenkacmadi

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Kaan KUTLAY yazıları