Davul, tokmak, kader…

Yayın Tarihi: 23/11/22 07:00
okuma süresi: 5 dak.

22 Kasım 1963 eski Amerikan Başkanı John F. Kennedy’nin Dallas’ta vurularak öldürüldüğü ve dünya tarihinin sonsuza kadar değiştiği gündür.

22 Kasım 2005 ise Kıbrıs siyaset tarihi açısından da üzücü olduğu kadar bir takım kırılma anlarının yaşandığı bir gündür. Kaderin garip bir cilvesi olarak o gün hem UBP’nin müstakbel başkanı, eski Milletvekili Salih Miroğlu’nu hem de CTP’nin unutulmaz lideri Özker Özgür’ü kaybettik.

Hiç unutmam dostlarla Girne’de bir mekânda demleniyorduk. Önce Hoca’nın haberini almış, üzülmüş, ardından Miroğlu’nu duyup şok geçirmiştik.

Özker Hoca’nın ilerlemiş hastalığından dolayı durumunu bildiğimiz için haberi bekliyorduk ama Miroğlu hiç kimsenin beklemediği kayıptı.

Miroğlu eğer o gün gittiği Mağusa’daki parti toplantısında kalbine yenik düşmeseydi kısa süre sonra Derviş Eroğlu’nun yerine UBP başkanlığına getirilecekti. Ama tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı, onun yerine önce geçici olarak Hüseyin Özgürgün, ardında da Tahsin Ertuğruloğlu o koltuğa oturdu. O gün kalp krizi anında Miroğlu’na ilk müdahaleyi yapan Derviş Eroğlu ise önce tekrardan parti başkanlığına ardından da Cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturan isim olacaktı.

Kuşku yok ki Miroğlu gibi sağ-sol herkesin sevdiği bir siyasetçi o gün kalbine yenik düşmeyip UBP Başkanlığına gelebilseydi, bu yukarıda saydığım üç diğer isim için tarih başka türlü yazılabilirdi. Tabii Kıbrıslı Türkler için de. Ama olmadı. Nur içinde yatsın.

22 Kasım’ın bir diğer büyük kaybı da dediğim gibi Özker Özgür’dü. Onun hikayesi bambaşka olaylarla ve bambaşka olgularla şekillense de hatasıyla, sevabıyla tam 19 yıl CTP başkanlığı yapan önemli bir siyasetçiydi.

Aynı zamanda bir Erenköy mücahidi olan Özker Hoca'nın 1980’lerin o karanlık günlerinde verdiği siyasi mücadelesi, korkusuz açıklamaları ve tespitlerinin yanı sıra Kıbrıs Türk siyaset tarihine geçmiş ‘davul-tokmak’ tespiti ile de ölümsüzdür.

1993 yılında yapılan seçimlerin ardından ortaya çıkan tabloda benim hiç tasvip etmediğim ve CTP ile bağlarımı kopardığım “DP ile söz kestik” açıklamasını büyük bir hata olarak görürüm. CTP’nin hükümet ortağı olmasına karşı çıkan bir grup gençtik, gereğini yapıp ayrıldık, ona da çok kızdık.

Fakat bana göre Hoca, 1995 o son günlerinde yaptığı ve Kıbrıs Türk siyasetine ‘kral çıplak’ dedirttiği “Davul bizim boynumuzda ama tokmak onların elinde” açıklamasıyla bana göre bu hatasını telafi etmiştir.

Kimi siyasi çevrelere göre hükümet ortağı DP için söylendiği iddia edilen o sözler sonrası Özker Hoca, Başbakan Yardımcılığı görevinden de istifa etmiştir. Ardından parti başkanlığından da ayrılan Hoca, en nihayetinde kovularak partiden de atılmıştır. Ölümünden sonra bu karar geri alındı, itibarı da iade edildi ama neye yarar?

Hoca, davulun bizim boynumuzda olduğunu ancak tokmağın Türkiye tarafından ya doğrudan ya da buradaki iş birlikçilerine çaldırıldığını görüp, bunu açıkça söylemişti. Bu çıkışı elbette ki Türkiye’nin hoşuna gitmedi. Zaten yazıları yüzünden Rauf Denktaş’la defalarca mahkemelik olan, Türkiye’nin verdiği diplomatik pasaportu bile elinden alınan Hoca’nın devletin yönetiminde olması pek düşünülemezdi.

Dolayısıyla bugün onun için “öncümüzdü” diye methiye düzenler, “hiç yılmadı” diyen kafalar onu çok sevdiği partisinden sırf iktidarda kalmak için kovarken hiç de öyle demiyorlardı. 

Son olarak Faiz Sucuoğlu’nun UBP macerasında yaşananlara benzeyen bu süreçler Kıbrıslı Türk siyasiler için doğal ve kısır bir kaderdir. Türkiye ile ters düşenler, eleştirenler, kendi partilerinde de günah keçisi ilan edilip, harcanırlar.

Ona da yapılan aynen böyledir.

Bu yüzden dün mezarında fotoğraf çektiren o hüzünlü yüzler, kelimeleri özenle seçmişler, bir kahramanlık hikayesi anlatılıyor belki ama bana hiç samimi gelmiyorlar…

Öte yandan düşünceleri yüzünden onu Sarayönü meydanında tabiri caizse sallandırmak isteyen o zamanki zihniyetin şimdiki temsilcileri de peşi sıra mesaj yayınlıyorlar ve onu övüyorlar. Hangi yüzle?

Canlısından nefret ediyordunuz, ölüsünden sempati mi toplamaya çalışıyorsunuz?

Bir inançsız olarak benim bile duam tutar ama sizin duanızın tutacağını hiç sanmıyorum…

Nur içinde yatsın, gani gani rahmet eylesin…

#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Gözden Kaçmadı
#gozdenkacmadi

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Ulaş BARIŞ yazıları