Dernek tebriği diplomasisi ve Tatar ‘hiçliği!’

Yayın Tarihi: 28/05/24 07:00
okuma süresi: 7 dak.

Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis, Cumartesi günü yaptığı açıklamada, BM Genel Sekreteri'nin kişisel elçisi Maria Holguin'in muhtemelen Haziran ayının ilk yarısında Kıbrıs konusunda Antonio Guterres'e brifing vermeye hazır olduğunu söyledi.

Baf'ta katıldığı bir etkinlikte gazetecilerin sorularını yanıtlayan başkan, Holguin'in konuyu 1 Haziran'dan sonra, muhtemelen Haziran'ın ilk yarısında BM Genel Sekreteri ile görüşmek için New York'a gideceğini belirtti.

Rum lider açıklamalarında Kıbrıs Rum tarafının diyaloğa hazır olduğunu yineledi. 

Hristodulidis, “Diyalogdan korkmuyoruz ve diyalog konusunda endişeli değiliz. Ne istediğimizi biliyoruz, nereye gitmek istediğimizi biliyoruz. Umarım ya Türk tarafından olumlu bir yanıt gelir ya da Genel Sekreter'in kendisinden taraflara bir davet gelir" diye konuştu.

Öte yandan Hristodulidis, Holguin'e bir toplantıya hazır olduğunu ilettiğini söyledi. Bir kez daha. 

Kıbrıs Türk tarafından diyalog için herhangi bir cevap gelip gelmediği sorulduğundaysa, şu ana kadar yeni bir bilgi veya bildirebileceği bir şey olmadığını söyledi.

Türk tarafıyla en son temasın Türkiye Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile Yunanistan Başbakanı Kyriakos Mitsotakis arasındaki görüşmenin ardından olduğunu kaydeden Hristodulidis, toplantıda tartışılanlar hakkında Yunanistan Başbakanı tarafından bilgilendirildiğini de belirtti.

En nihayet, "Görüşmelerin yeniden başlamasıyla gerçekten ilgileniyorsak, özellikle kamuoyunda daha fazlasını söylemem gerektiğini düşünmüyorum” diye daha fazlasını düşünmemizi ateşleyen bir cevapla açıklamasını bitirdi.   

Peki Rum lider “Bir şeyler biliyorum ama söyleyemem” tadındaki bu son sözlerini söylerken güya onun muhatabı durumundaki Ersin Tatar nerede ne yapıyor diye sorarsanız, şöyle anlatayım: Devlete en az 3-4 milyon TL masraf çıkaracak Avustralya gezisinde, Sidney-Auburn’de, yani tam 14.000 kilometre ötede, bakımevi ve cami ziyaret ediyor, dernek yönetimi tebrik ediyor! 

Ondan öncesinde de anıt anıt gezip çelenk koymakla meşguldü. Tabii yanında da TC Büyükelçisi olmak kaydıyla çünkü o olmadan asla olmaz!

Bu ziyaretlerde yaptığı konuşmalardaysa ilgili dernekleri tebrik ederken de “Kıbrıslı Türkler ve Türk kökenli kişiler” adına diyerek ayrı ayrı teşekkür etmiş. 

Allah, Allah, ne zamandan beri bu şekilde bir kavram kullanılıyor acaba? Hani gelen Türk, giden Türk’tü? E hani ‘Kıbrıs Türk’ü’ yüce Türk ulusunun ayrılmaz bir parçasıydı, ayrısı gayrısı hiç yoktu? Şimdi bu ayrım neden acaba?

Kadim bir dostuma Tatar’ın bu manidar kavramsallaştırmasını sordum, o da bunu “efsane” diye niteledi ve ekledi: “Dernek tebriği diplomasisi!”

Artık dernek düzeyinde temsile düşen Kıbrıslı Türk toplumu için son derece isabetli bir benzetme olmuş.  

Bu pespaye ve kendini bilmezlik daha nereye kadar gidecek acaba?

Çünkü Kıbrıslı Türkler tarihlerinin hiçbir döneminde bu kadar silik, bu kadar aciz ve bu kadar kayıpları oynamamıştı.

Kıbrıslı Türklerin siyasetçiye ve siyasetçiye olan güveni hiçbir zaman bu kadar bitmemişti.

2020 seçimleri ve ardından yaşanan pervasız müdahalelerin sonucunda gelinen noktanın en büyük sonucu olan bu ‘kayıp’ hal, bu toplumu gerçekten bitme noktasına getirip bırakmıştır.

Çok değil, bundan 7 yıl önce bir önceki Rum lider Anastasiadis’i sürükleye sürükleye Crans Montana’ya götüren, tüm dünyanın da takdirini toplayan Kıbrıslı Türklerden, kangurular diyarındaki göçmenliğinin 80. yılını kutlayan Kıbrıslı Türklere…

Yazının girişinde aktardığım gibi Rum lider, Kıbrıs sorununun çözümü konusundaki çabalarda, her ne kadar samimiyeti tartışılsa da girişimlerini sürdürüyor. Sürekli bir yerlere gidip, birilerine durumu anlatıyor, lobi yapıyor, Türkiye’ye mesaj gönderiyor ve barış havarisi görünümünü sürdürüyor.

Onun muhatabı olması beklenen Tatar ise anlamsız gezilerle, hadsiz konuşmalar ve gaflarla, günü gün edip, görev süresini gezilerle harcıyor.

Mesela Avustralya’dan döner dönmez, bu kez de Sakarya’da dernek ziyaretine gidecekmiş! Elinde olsa memlekete hiç uğramadan gezip duracak ama işte mecburen dönüyor çünkü onunla gereksiz geziler konusunda müthiş bir yarış içinde olan Meclis Başkanı Zorlu Töre’nin de kendi planları var. Malumunuzdur, Cumhurbaşkanına vekalet etme görevi ondandır.

Yahu bırakınız, bu iki isim son 1 yılda iki kez aynı anda yurtdışı yapıp, yüce devletlerini başsız bırakmaktan bile çekinmemiş kişilerdir!

Yani çok merak ediyorum, KKTC devletine inananlar bu pespaye hallerden hiç mi, utanmıyorlar? Hiç mi bu zatlar adına yüzleri kızarmıyor? Bu işlere laf etmek, eleştirmek de mi bize düşüyor? Kardeşim, niye devletinize sahip çıkmıyorsunuz?

Dolayısıyla yapılan diyalog çağrılarına hayır diyen, Türkiye’nin kendisine biçtiği kötü polis rolünü büyük bir hevesle oynayan, hiçbir şekilde Kıbrıslı Türklerin geleceğini düşünmeyen, devletin teamüllerini ayaklar altına almaktan hiç çekinmeyen bir Tatar’la karşı karşıyayız.

Kıbrıs sorunu konusunda pek bir bilgisi olmayan, hemen her yabancı diplomatla konuşmasında olaylara 1571 yılından itibaren başlayan sözlerle giren ve muhataplarına eziyet çektiren, hemen her açıklamasında etrafı hamasetten boğan Tatar’ın bu tavrı Kıbrıslı Türk toplumu için tam bir yıkım halidir ve bitmelidir.

Öte yandan Tatar’ı Avustralya’da havalimanında karşılayan yaşlı teyze “çok mutluyuz, üzerinde vatan havası var” diyor.

Ne memleket havası? Onun üzerinde olsa olsa Sakarya, Bolu, Konya ya da zorla, yalvararak gittiği ama bir türlü kabul görmediği Türki Cumhuriyetler havası var, Luricina, Abohor ya da Omorfo havası filan yoktur!  

O yüzden yok teyzem, yok!

Emin ol senin ‘vatanını’ bu hale getiren felsefenin temsilcisi bir adamın üzerinde özlemle aradığın o hava hiç yoktur. 

Hiçbir zaman olmadı, hiçbir zaman da olmayacak!

#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Gözden Kaçmadı
#gozdenkacmadi

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Ulaş BARIŞ yazıları