Tufan Hocanın/Başkanın halleri -II-

Yayın Tarihi: 08/06/21 07:00
okuma süresi: 6 dak.
A- A A+

Vekilliğinden bir süre önce, ileride anayasa değişikliği tartışmalarının da en kritik konuları olacak olan Geçici 10. madde ve Polis Örgütü’nün sivil idareye bağlanması hakkında “Yeni Devlet, Sivilleşme ve Geçici 10. Madde” başlıklı detaylı bir inceleme yazısı yayınlanır hocanın Yenidüzen Gazetesinde.

Hukuki analizinde Polisin İçişlerine bağlanmasının iç güvenlikle ilgili bir mesele olduğu, geçici 10.maddeyle ilgili anayasa değişikliğine gerek olmadan da Meclis kararıyla bunun sağlanabileceği yorumunu yapar.

Kendi ifadesiyle;  “Kısacası, Cumhuriyet Meclisi, herhangi bir Anayasa değişikliğine gerek duymaksızın, bir Meclis kararıyla, 117. maddenin askıdan inmesine ve mesela polisin İçişleri Bakanlığı’na bağlanmasına karar verebilir.” yorumunu ortaya koyar hoca. Oldukça sağlam ve etkili bir analizdir hocanın yazısı ve büyük dikkat çeker siyaset camiasında.

Şöyle der UBP Genel Başkanı Hüseyin Özgürgün 09.09.2013 tarihli meclis konuşmasında:

“Sayın Başbakan (Özkan Yorgancıoğlu) konuyu açtığı için. Şimdi bütün partiler hemen hemen polisin sivil idareye bağlanması konusunda seçim döneminde programlarına yer verdi. Dolayısıyla daha önce de bu konu çok konuşulduğu için ve geçici 10’ncu maddenin de değiştirilmesi gerekmediği için zaten hukukçuların görüşleri var. Bir yasa ile bunu Meclis yapabilir. Dolayısıyla aslında böyle bir sıkıntı varsa Sayın Başbakanın yapacağı ilk iş Meclise bununla ilgili bir yasal düzenleme ve değişiklik getirmektir. Bununla ilgili olarak, Ulusal Birlik Partisinin de seçim seçim döneminde 10’cu madde değil ama polisin sivil idareye bağlanması konusunda destek vereceğini biz daha önce de söylemiştik.” 

Devamında şöyle bir ekleme yapar Özgürgün “Gayet açık ve net çok basit, yasa ile bunu halledebiliriz. Bence Anayasa da bu şansı veriyor.”

Dikkat çekmek isterim, referandum tarihinden yaklaşık bir yıl önce meclis kürsüsünde söylenmiştir bu sözler ve konuşmanın devamında Tufan hocanın yukarıda bahsedilen yazısını referans verir Özgürgün hukukçu görüşü olarak.

02.06.2014 tarihinde refaranduma günler kala yine meclis kürsüsünde Polisi sivile bağlamak için Geçici 10’uncu maddeyi kaldırmaya da gerek yoktur... Burada Geçici 10’uncu madde bizim Anayasamızdan çıkması tamam değildir, biz ona katılmıyoruz. Ama polisin sivile bağlanması, ona hiçbir itirazım yoktur” şeklindeki ifadesiyle devam ettirir duruşunu Özgürgün ve arkasından kürsüye gelen DP Genel Başkanı Serdar Denktaş şöyle devam eder  “10’uncu madde askerin buradaki varlığını korumak için gereklidir ve sivil hayatla demokratikleşmeyle hiçbir ilgisi kalmamıştır, yoktur. Geçmişte de yoktu bunu hep savunduk. Ama hayır işte bu nedenle polis bağlanamıyor dendi, onun da artık öyle olmadığı çıkmıştır ortaya.”

Meclisin bir diğer partisi TDP’nin genel başkanı Mehmet Çakıcı ise zaten bu konuyu meclis gündemine getiren kişidir. Dolayısıyla geçici 10’uncu maddenin kaldırılması konusunda farklı duruşlar olmasına rağmen polisin sivile bağlanması konusunda meclisteki tüm partiler hemfikirdir, hatta yukarıdaki satırlarda görüleceği üzere Özgürgün anayasa referandum tarihinden yaklaşık bir yıl önce, bunu meclise getirin hemen değiştirelim çağrısında bulunmuştur iktidarda olan Tufan vekilin partisine. Ne hukuki ne de siyasi bir engel vardır artık polisin sivil idareye devrinde, ancak meclisin tozlu tutanaklarına düşülen bir nottan ileriye götürülmez ve bir daha da mevzu bahis edilmez her nedense bu tarihi uzlaşı. Öylece harcanır, bu topraklarda ‘olağanlaşan olağandışı koşullar’ listesinin en  başta gelenlerinden biri olan polisin üstündeki askeri vesayeti kaldırma fırsatı!

İlahiyat ‘koleji’ açılışı, belediye seçimleri, anayasa değişiklikleri, cumhurbaşkanlığı seçimleri gibi daha öncelikli konularla zaten oldukça yoğundur siyasetin gündemi. Üstelik değiştirilmelidir artık ihtiyaca cevap vermeyen eski Anayasa ve birçok yasa yapılmalıdır çağdaşlaşma adına. Derken, “Özel Hayatın ve Hayatın Gizli Alanının Korunması Yasa Önerisi” gelir birdenbire meclis gündemine, önce Tufan vekilin başkanlığındaki komiteden, sonra da Meclis’ten geçer oybirliğiyle.

En kritik kurumları ‘güvenlik’ nedeniyle askeri vesayet altında olan bu devleti, sivil toplum adına denetleyen en önemli kuvvet olan basının hareket alanını daraltabilecek bariz riskler içeren bu yasa, sivil toplumdan ve basın örgütlerinden gelen yoğun eleştirilere rağmen yayınlanır resmi gazetede.

Sivilleşemese de çağdaşlaşmıştır artık devlet resmen!

Kim bilir ‘çağdaş bir vesayet düzeni’ mümkündür belki de gerçekten! Ancak çok geçmeden yaşayarak görecektir toplum, bu akılalmaz ‘naifliğin’ acı sonuçlarını...

(Devam edecek)

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Onur DOĞASAL yazıları