Deliliğe varan pandemi ve bir doktorun görüşleri...

Yayın Tarihi: 23/04/20 16:30
okuma süresi: 6 dak.
A- A A+

KKTC'nin kendine has pandemi süreci, medikal, psikolojik, sosyolojik ve politik boyutları ile ilerilyor...

Facebook jargonuyla özetleyecek olursak, kimisi kendisini umutlu, kimisi endişeli, kimisi de karamsar hissediyor...

Bir de başka bir kitle var ki zor düzelecek bir ruh haline sahip...

Bu kitle, sosyal medya hele de facebook'u yaşamın bütünüyle kendisi sanıyor, olup biten herşeyin, zaman çizelgesine sınırlandırılan, görsel ve metinden ibaret olduğunu düşünüyor...

Facebook ne derse doğrudur” mottosu, kişinin benliğine, hatta beyin nöronlarına o kadar zerkedilmiştir ki, orada yazılanı, hayatının önündeki yakın geleceği teslim edecek kadar muteber sayar...

Kıbrıs Müzkerelerinden aşina olduğumuz ihtiyatlı iyimserliğin, bugünlerde diplomasiden çok mevcut ruh halimize lazım edeceğini düşünenlerdenim...

Kendimi, bir doktor, uzman yerine koyacak kadar ukala değilim...

Mesleğimde, pandemi sürecini, toplumsal ruh sağlığını tehlikeye atarcasına körükleyen bir unsur olmaktan çok, basit anlatımla, sadece uzmanların, doktorların, çalışanların ve karar vericilerin kararlarını, kamuoyuna aktarmayı tercih ediyorum...

Özellikle de yüzeysel siyasi eleştiriden öte, görüşlerini asıl mesleği ile örtüştüren ülkemiz değerlerinin tespit ve önerilerini, politik rozetinden bağımsız kamuoyuna aktaranlara öncelik verdiğimi belirtmek isterim...

Global krizin, öncül sarsıntılarını ülkemizde ilk gözlemleyen doktorlardan biri de kuşkusuz Dr Halil Hızal idi...

Halil Doktor'un da, meslek icrası ile yanında, siyaseten, ülkemizin, hatırı sayılır entelektüel isimlerinden biri olduğunu düşünürüm...

Siyaset gibi, hele de bizim ülkedeki gibi, neler yapabileceğinizden çok, kazanma ihtimali üzerinden hesapların döndüğü bir ortamda, kurulu işi bırakıp, bu işlere girmenin manasını her zaman sorgulamışımdır...

Gelecek seçimde ben ne yaparım? diyenlerden daha çok bu memleket için ne yaparım diyenlerin artması gereken bir düşünce yapısının daha da benimsenmesi artık kaçınılmaz bu ülke için...

Halil Hızal'ı mensubu bulunduğu siyasi partiden bağımsız değerlendirirken, ülke gailesini anlamak çok da zor değil...

Programımda kendisini birkez daha konuk ederken, büyük bölümünde, siyasi rozetinden çok hekim sorumluluğuyla anlattıkları vardı...

Doğruya doğru, yanlışa yanlış” dedi...

Yaşamakta olduğumuz süreç içinde, doktorların,basının, siyasiler kadar sorumlu davranması gerektiğini söyledi...

Virüsün ülkeye geldiğinin bilinmesine rağmen, sınır kapısında kol kola yapılan eylemlerin yanlış olduğunu açıkca söylemekten imtina etmiyor...

Hükümetin, yanlıştan çok eksik kararlarına dem vururken, “ilk günden kapansaydık, şimdiye normalleşecektik” diyor...

Test oranı yetersiz ama bazı doktor ve basının testlerle ilgili sürekli güvensizlik aşılaması da doğru değil” ifadelerini yapmış olduğum haberin manşetine çektim...

Sevili doktor kişilerin eleştirilmesini yersiz bulurken, “1974’ten günümüze bir sağlık sistemi kuramadık. Biz sistem üzerinden değil, kişiler üzerinden konuları yürütmeye alıştık.” diye ekliyor.

Cumhurbaşkanı Akıncı’ya zaman zaman haksızlık yapıldığı, alınan kararlarda, onun ilk refleksinin önemli yer tuttuğu görüşünde...

(Edindiğim bazı bilgileri de eklememem gerekirse, Akıncı “kapılar niye kapandı, açılsın” mücadelesi verirken, Akıncı'ya gidip işin ciddiyetini anlatan ve tepki görmek pahasına doğruyu söyleyen kişidir Halil Hızal... Akıncı'nın, Halil Hızal'dan öğrendikleri ile 180 derece değiştiğini söylemem yanlış olmaz...)

Normalleşme için hesaplama değerlerinin mutlaka 1’in altına düşmesi gerektiğini belirten Hızal, şu anda yayılma değerinin 2 olduğunu düşünüyor...

Sözleri arasında, Tıbbi yöntemlerin ve testin çeşidinin, halk arasında konuşulan tek yerin KKTC olduğunu belirtirken, “ Bunları hekimler tartışır. Ama nerede tartışır. Makalelerde, bilimsel yayınlarda. Sokakta değil” şeklindeki sözleri, güncel tartışmalara ışık tutuyor...

Pandeminin, Doktora, uzmana, “sen ne anlan be” diyecek noktaya getirdiği ülkemizde, aydın insanlara, aklıselim siyasetciye, bilime ve hoşgörüye, pandemi sonrası daha da ihtiyaç duyacağımız bir gerçek...

Herkes işini yaparsa, vatandaş da hekim olmayı bırakıp, salt görevini unutmadan evde oturmaya devam ederse, birlikte başarcağımızdan emin olabilirsiniz...

 

#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Levent Kutay
Levent KUTAY'dan
#inbox #gozdenkacmadi

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Levent KUTAY yazıları