"Tedirgin olmak zorundayız"

Yayın Tarihi: 04/05/20 09:00
okuma süresi: 5 dak.
A- A A+

22 Yıllık irili ufaklı motosiklet sürücüsü bendeniz, mükerrer bir kaç küçük aksilikten sonra, 8 Temmuz 2016 tarihinde “ölümün kıyısından dönüş” denilebilecek bir motosiklet kazasını envanterime geçirmişliğim var...

Her ne kadar, polis raporlarına da geçen şekliyle kazada suçum olmasa da, kendine güvenin faturasını ödediğimi de açıkça itiraf etmekten korkmam...

Motosiklet kazalarının istitistiki verilerine bakıldığında, kazanın şekli ve yerinden bağımsız olarak, bir sürücünün, daha eli yeterince doymadan “Ben motosiklet sürmeyi iyi biliyorum” ukalalığını içselleştirmesinden çok kısa süre motosikleti başına giydiği yönündedir...

Motosiklet Kazası tecrübesini yaşamış birisi olarak, Sevgili Dostum Rasıh Reşat'ın motosiklet merakını benimle paylaşmasına yanıt olarak tedirginliğimi paylaşmama müteakip, “ Biz de ders alırız” üstelemesiyle, motosiklet almadaki ısrarını anlamak zor olmamıştı.

İleri sürüş teknikleriyle bildiğimiz Sevgili Özün Etkin'in kapısını çaldığımızda, ilk dersten kafama kazınan bir sözü, o günden sonra kasketimle eşzamanlı kafama geçirmeye başladığımı belirteyim:

“Düşmekten kork!... Çünkü ancak o zaman düşmezsin”

Kontrollü kaygıyı, sürüş güvenliğiyle sınırlı bırakmaktan öte, hayatın büsbütünü içinde, bir yaşam biçimi haline getirmenin, güncel şartlardan, hele de normal yaşama geçiş sürecinden gayrı tutmak mümkün görünmüyor...

Kaygı bozukluğu, günümüzün revaçta hastalıklarından birisi olarak tanımlansa da, normal kaygının kişiyi tehlikelere karşı uyarma koruma ve harekete geçirme özellikleri olduğu doktor-uzman görüşlerinde açıkca yer alıyor...

Yaşamakta olduğumuz pandemik süreç içerisinde, yeni bir aşamaya geçiyoruz...

Sosyal medya ve gün içinde aktif yaşama göz gezdirdiğinizde, bir yandan normalleşme beklentileri dile getirilirken, buna paralel olarak aşırı kaygı bozukluğunu göz önüne sergilemekten geri kalmayan kitleler tespit etmek zor olmasa gerek...

Bakanlar Kurulu'nun 13 Mart tarihli, belki de tarihi diye nitelendirilebilecek toplantısı sırasında, özel yayınla detayları paylaştığımız bir canlı yayın yapmıştım...

Konuklarımdan biri de HP Milletvekili Jale Refik Rogers idi...

Genetik Uzmanı Jale Hanım, ilk toplantıda alınan kararları pek beğenmemiş, çok sayıda yasaklamanın gündeme geldiği kararlar için bayağı ısrar ettiğini gözlemlemiştim...

O günden beridir de zaman zaman görüşüne başvurduğumu gizlemem...

Normalleşme için görüşünü sorduğumda verdiği yanıt, bugünkü yazımın da ana hatlarını belirliyordu:

“Çoğu insan rahat görünüyor...Tedirgin olmamız lazım”

Normelleşme konusunda, çoğu insan gibi binlerce “acaba” ile araba sürüyor, tv izliyor, çocuklarıma, aileme bakıyor ve düşünmekten kendimi alamıyorum...

Gel gelelim hayat devam ediyor...

Önümüzde durmakta olan yakın gelecekte, motosiklet sürerken, röportaj yaparken, markete girerken, vitrinlere bakarken, arabamızı yıkamada beklerken, ayakkabı denerken, maske ve el hijyeni yanında tedirginlik, sinsi düşmana karşı en büyük kişisel gücümüz olacak sanırım...

Sağlıklı ve üretken bir hafta olmasını dilerim...

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Levent KUTAY yazıları