Dünyayı Kurtaran Adam!

loading
1 Haziran, Pazartesi
£

8.46

7.59

$

6.82

BAK ŞİMDİ

İrfan BATU
irfan_batu@hotmail.com
İrfan BATU
A- A A+

Dünyayı Kurtaran Adam!

1977'de yayınlanan Yıldız Savaşları, ardından 1980'de yayınlanan İmparator ve 1983'te yayınlanan Jedi'ın Dönüşü ile birlikte dünyada uzay filmleri akımı da başlamış oldu.

Hatta Türkiye’nin Yeşilçam’ı da bu akımdan etkilenmiş, 1982 yılında, Cüneyt Arkın’ın başrollerini üstlendiği Dünyayı Kurtaran Adam filmi beyaz perdede yerini almıştı...

Uzay filmlerinin teması hep 2000’li yıllardı...

Hatta en dramatik olanı da, 70’li 80’li yıllarda, teknolojisiyle, yaşam şekilleriyle, mücadelesi ve sorunlarıyla izleyenleri dehşete düşüren, hayal etmenin ne kadar da uçsuz bucaksız olduğunu hatırlatan ve bir bakıma da aslında özendirme dürtüsünü harekete geçiren, bu gece yarısından itibaren içinde bulunacağımız 2020 yılını işaret etmesiydi...

Dramatik diyorum çünkü 70’li 80’li yıllarda hayalini kurduğumuz 2020’li yıllarla hâlâ müşerref olma noktasında değiliz...

Işınlanma yok mesela hâlâ...

Genelde 2 buçuğunu kullandığımız ancak telafuz ederken 3G dediğimiz teknoloji ile değil ışınlanma,  görüntü almakta bile zorlanıyoruz mesela...

Işık hızıyla giden uzay gemilerimiz yok ancak yitirdiğimiz bir havayolu şirketimiz oldu bizim...

Işın kılıcımız da olmadı bizim...

Onun yerine alt yapıdaki eksiklikler ve trafikteki denetimsizliklerden ölen onlarca insanımız var...

Yeni versiyon uzay filmlerinde de karşımıza çıkan “bir cisim yaklaşıyor” repliğinde olduğu gibi, yaklaşan cisimleri önceden kestirebilen teknolojimiz yok mesela bizim. Yaklaşan cisimleri ancak düştüğü yerde fark edebiliyoruz, henüz. Olacakları önceden kestirip tedbir alabilme yetimiz de buna paralel olarak gelişemedi mesela, henüz...

Milenyum yıllarının sağlık, eğitim ve yaşam kalitesinin eksiksizliği üzerine kurgulanan filmlerdeki gibi ütopik bir kurgu beklediğimizden değil tabii de, hâlâ hastanelerde kuyruk beklemenin, köhnemiş hastanelerde, köhnemiş zihniyetlerle sağlık dilenir durumda olmak da, “Dünyayı Kurtaran Adam” kıvamında değil mi?

Hâlâ ezbere dayalı, karne ve not odaklı, alt yapı ve teknolojik donanımdan yoksun, gelişen çağın demodesinde kalan bir eğitim, geleceğe ne kadar hazırlar ki?

Ve en önemlisi; uzay filmlerinin en temel ve ortak mücadelesi olan dünyayı kurtarma kurgusuna karşın, hâlâ kendimizi kurtarma peşindeysek, zaten “Dünyayı Kurtarak Adam” bile olamadık demektir.

Eksik bıraktığım, yazamadığım ve siz okurken “ bu eksikliklerimiz de vardı” diyeceğiniz daha bilmem kaç noksanlığımız vardır elbet...

Yazdıklarım ve sizin düşündüğünüz bütün noksanlığın ana sorunu aslında bir uzay filminin ana kurgusu ve özetinde saklı... Dünyayı kurtarmak değil belki ama yaşadığımız coğrafyayı kurtarmakla başlayabiliriz mesela..

Bunun için de, kişisel menfaatleri bir tarafa bırakıp, toplumsal düşünebilme özelliği geliştirmek zorundayız, her birimiz...

Yeni yılda, klasik olarak sağlık, mutluluk ve huzur dilenciliği yanında, toplumsal düşünme ve toplumsal değerlerle, çağdaşlaşma, gelişime ve yeniliğe sahip olabilme arzusu dolsun hepimizin yüreklerine...

Umarım 2020, önce toplumsal barış, toplumsal birliktelik ve toplumsal hareket kabiliyetimizin geliştiği, sorunlara toplumsal çözümler üreten bir akıl ve çağdaş, özgür fikirlere müsade edebildiğimiz bir yıl olsun...

Hepinizin yeni yılı kutlu olsun...

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.