DÜŞÜNCE

Muhittin Tolga ÖZSAĞLAM
ozsaglam@kibrispostasi.com
Muhittin Tolga ÖZSAĞLAM

Radikal olmak ve solun anlamı üzerine...

Yayın Tarihi: 04/05/21 07:00
okuma süresi: 4 dak.
A- A A+

Son yıllarda dünya insanları olarak yaşadıklarımız beni bu yazıyı kaleme almama neden oldu diyebilirim...

Bir deneme niteliğinde elbette...

"Radikal" ve "retçi" olmakla solculuğun karıştırıldığı bir dönem yaşıyoruz son yıllarda...

"Radikal" kelimesi Latince kökenli....

Köktenci mealinde siyaset bilimi literatüründe yer almaktadır... Bir şeyi reddetmek ve kökten değişiklik talep etme ve çaba sarf etme hali...  Ancak bu radikalliğin nereye evrileceği hususunda soru işaretleri çok...

En ilginci de bazı kesimlerin radikalliği-retçi tutumlarını solculukla karıştırması...

Kökten değişim salt moderniteyle sınırlı tutuluyor ve elbette bireyci yaklaşımla..

Moderniteye dair bir eleştirel duruş gerçekleşmiyor... Kimi zaman post-modern hallere girenler var, ama onlar da bir anlamda akıntıya karşı kürek çekme niyetinde değiller...

Siyasal tarih bilgisinin noksanlığından dolayı kendini solcu olarak tanımlayan kimselerin aslında "radikal" ve "retçi" tavırdan öteye gitmeyenler olduklarını söylemek mümkündür... Bu noktada sistemden öteye kimi zaman "biz" ve  "diğerleri-ötekiler" üzerinden bir kimlik politikasının sol adına meşrulaştırma çabası vardır... Oysa ki, emek-sermaye çelişkisi ve çevre konularına ilişkin de "Radikal" bir duruş sergilemek ve dünya ilişkilerine bakış perspektifi ön plana çıkarılabilirdi...

Ama nasıl olsun?

Pek de mümkün değil...

Lenin’in emperyalizm, self-determinasyon veya çekirdek parti örgütlenmelerinden kim haberdar ki?

Yada eleştirel bir yaklaşımla Stalin’in milletler politikasını son zamanlarda kim değerlendiriyor ki?

Tüm bunlar bir yana kaç kişinin Mustafa Suphi’ye veya Galiyev’e ilişkin 3-5 satır okuduğunu söyleyebiliriz...     

Troçki’nin askeri strateji uzmanı olduğunu "Yeni Radikallerden" kim biliyor veya Troçki’nin Meksika’da yaşadığı yıllardaki finansal desteğini sorgulayabiliyor!

Çıkıp bana diyebilirsiniz ki bunlar çok geçmişte kaldı... Adam Smith de geçmişte kaldı ama hala onun izlerini takip edenler var... Yine de hadi diyorum bunlar çok geçmişte kaldı bir kenara bırakalım...

Kendisini sol olarak tanımlayan kimi "radikallerin" kaçı Neo-Gramscian okulun öncülerinden Robert Cox’un küresel finans ilişkileri ve hegemonya üzerine değerlendirmelerine göz attı? Yada kaç "Radikal" Samir Amin veya Wallerstein’ın küresel kapitalizme dair değerlendirmelerini analiz edip yola koyuldu?

Lois Alhusser’in İdeoloji ve Devletin ideolojik Aygıtları adlı yapıtında devlete ve sisteme dair betimlemelerini ve analizlerini içselleştirmeden sola dair bir harekete önderlik edilebilir mi ki?

Solcu olmak! Zor bir şey, kolay değil hepimiz için, önce bilmek ve sonra içselleştirerek ideolojik-düşünsel bir duruş sergilenmeli. Elbette, sosyalizm sadece bir düşünce biçimi değil aynı zamanda bir yaşam biçimidir-pratiğidir...

Kavram karmaşıklarına dikkat çekerek solda bir özeleştiri mekanizmasının her daim olması gerektiğini vurgulamaya çalıştım...

Biraz düşünmekte yarar var sanırım...

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Muhittin Tolga ÖZSAĞLAM yazıları