DOĞADAN BİR HABER

Şerife GÜNDÜZ
serife2001cy@yahoo.com
Şerife GÜNDÜZ

Fırtınanın ardından kaybettiklerimiz

Yayın Tarihi: 12/11/21 07:00
okuma süresi: 4 dak.
A- A A+

Ülkemizi etkisi altına alan fırtınanın ardından çölleşiyor muyuz? sorusu aklıma gelmiştir. Fırtına ile birlikte toprağın nasıl taşındığını gözlerimizle görmüş olmalıyız. Dün Sütlüce, Lefkoşa ve Gönyeli arasında işlerimi halletmek için seyir halindeyken gözlem yaptım, fotoğraf çektim.

Şantiye alanına dönmüş yurdumun topraklarının nasıl savrulduğunu gördüm!

 Gezilerim esnasında bitki örtüsü olan alanlarda toprağın nasıl tutunduğunu da gördüm!

Kıbrıs’ta yapılan çalışmalarda  ekstrem fırtınaların bir hektarlık araziden 100 ton toprağı çıkardığı bilinmektedir. Hızlıca çölleşmeye doğru yol aldığımız açıkça görülmektedir.

Çölleşme, dünya çapında karşılaşılan en temel sorunlardan biridir ve küresel düzeyde ciddi yansımaları vardır. Çölleşme, yoksulluğun ortadan kaldırılması, çevrenin korunması, sürdürülebilirlik ve ekonomik istikrar için sorunlar yaratır.

Bu sürdürülemez arazi kullanımları, toprak kimyasını ve hidrolojisini değiştirerek arazi üzerinde muazzam bir baskı oluşturur. Aşırı sömürülen kurak alanlar, erozyon, toprak tuzlanması, üretkenlik kaybı ve iklim değişikliklerine karşı direncin azalmasına neden olmaktadır.

Sosyal ve politik güçler, çölleşmeye yol açan arazi üzerindeki baskıları yoğunlaştırdıkça, arazi bozulmasının kendisi de toplumsal ve siyasi istikrarın daha fazla bozulmasına yol açabilir. Hem geçim hem de ticari kullanım için verimli toprak, su ve diğer kaynakların kaybı, birçok insanı kurak alanlarda ekonomik refahtan yoksun bırakmaktadır. Çarpıcı olan ise 10 yıl içinde dünyada yaklaşık 50 milyon insanın göç edebileceği gerçeğidir.

Akdeniz Bölgesinin çölleşmeyle yüz yüze kalacağı bilimsel literatürlerde yer almıştır. Toprak kayıpları ve tarım arazileri üzerindeki buna bağlı olumsuz etkiler, küresel iklim değişikliği, nüfus artışı ve arazi kullanımı değişikliği nedeniyle son yıllarda artmıştır. Mevsimsel kuraklıklar ve az sürekli yağışlar, besin açısından fakir topraklar ve yüksek oranda toprak erozyonu, verimli toprakların üzerine inşa edilen sanayi bölgeleri, bitki örtüsü eksikliği, yeşil alanların azlığı, orman yangınları, ekosistemin su sağlama kapasitesini azaltan su kaynaklarının sorumsuzca kullanılması, akiferlerin yönetilememesi ve özellikle kıyı bölgelerinde düzensiz büyüme ülkemizde çölleşmenin kapısını ardına kadar açmıştır.

Akdeniz'de: Kıbrıs, Yunanistan, İtalya, Malta, Portekiz, Slovenya ve İspanya’da toprak bozulması, uzun süreli kuraklık dönemleri ve yangınlarla birlikte, şimdiden çölleşme riskinin artmasına katkıda bulunmaktadır.

Kıbrıs'ın hemen hemen tüm arazileri çölleşmeye duyarlıdır. 2008'de %57 olan çölleşmeye çok duyarlı alanların oranı 2050'de %70,4'e yükselebileceği ön görülmektedir.

 Bu kadar riskin bir arada olduğu ülkemizde önlemler almak, politikalar geliştirmek, yasaları uygulamak, doğayı korumak çocuklarımıza ve vatanımıza  karşı ödevimiz ve görevimizdir.  

Tamda şu anda karar vermemiz gerekiyor.

Seyirci etkisinden kurtulacak mıyız?  Yoksa harekete geçecek miyiz?

#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Levent Kutay
Levent KUTAY'dan
#inbox #gozdenkacmadi

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Şerife GÜNDÜZ yazıları