Özgürleşmenin hikayesi...

loading
15 Ağustos, Cumartesi
£

9.64

8.73

$

7.37

A- A A+

Özgürleşmenin hikayesi...

Özgürle ilk karşılaşmamızı anlatarak başlamak istiyorum.

Bir süre önce biri ekledi beni instagramdan, baktım baktım anlayamadım. 

Aaaaaa adadan ayrılırken bildiğim kişi o değil artık. 

Uzun bir yola koyulmuş, Özgür olmuş. 

Cinsiyetini değiştirmiş. 

Sadece cinsiyetini değil, hayatını, duruşunu, bakışını da değiştirmiş. 

Yakışıklı, inanılmaz karizmatik, etkileyici sese sahip bir adam duruyor karşımda. 

Konuşmaya başladık, bir yandan konuşacak o kadar çok şey birikmiş ki hiç susmadan konuşmaya başladım. Fakat gözümü ondan da alamıyorum. Çok yakışıklı olmuş be...


Bu hafta Özgür ün haberini yaptım. Ama ne haber! Ne yorumlar? Kimileri harika bir şekilde destek olurken, bazı akıl yoksunlarının kötü yorumlarına da maruz kaldık. Çok üzüldüm. 

Haber yayımlandıktan sonra bir saat içinde gelen kötü yorumlarla çöktüm resmen. Özgür' e yazdım kendimi çok mahçup hissediyordum sanki tüm bu kötü yorumlar benim yüzümdenmiş gibi. O kadar olgunlukla karşıladıki... O beni teselli ederken bulduk kendimizi. 

Özgürle bu konuyu konuşurken olabildiğine hassas yaklaşmaya çalıştım. Ödüm kopuyordu onu kıracak bir adım atarsam diye. O her şeyi öyle güzel aşmış ki... Bana öyle güzel anlattı ki hayatı... 

Herkesin bu ve bunun gibi süreçlerde hikayeleri aynı gibi görünsede bambaşkadır. 

Özgür de bunu herkese anlatmak istedi. 

Hem de neden biliyor musunuz? Eşiniz dostunuz, çoluğunuz çocuğunuz, konu komşunuz bu süreçte bocalar, çıkmaza girerse ne yaşadığını bilmez bir halde hayatta ilerleyemez bir noktaya gelirse Korkmasın diye anlattı. 

"Ben yaşadım bu bilinmezlikleri, kimseler yaşamasın" diye anlattı. 

"Önce kendin için yaşa Merve" derken kendi için değil de bir kişinin dahi hayatına dokunabilme umuduyla anlattı. 

Bedenini tanımayan bireyler nasıl olur da dünyayı tanımak için yola koyulabilirler?

Önce bedenimizde bir yolculuğa çıkalım. Ardından dünyayı keşfederiz, bi yere kaçtığı yok ya...

Özgür, bu süreçtekilere öncülük eden güçlü bir isim oldu. 

"Gizlenecek hiç bir şey yok" diyerek dünyanın alışılmış düzeniyle baş etmeyi çoktan öğrenmiş bir adam o. 

Özgür'ün attığı bu adım zihinlerimizi özgürlüğe açmanın bir sebebi olsun.  

Sıkı sıkı kapatmanıza gerek yok zihninizin pencerelerini, kapatıp gidiyorsunuz ve bir daha o zihninize ihtiyaç duymadığınız için içerde ne var ne yok çürümeye bırakıyorsunuz. 

Sizin sığamadığınız koca dünyada, özgür kendi içine koca bir dünya inşaa etti. 

Tüm bunları anlatmak istemesenin sebebi kabul görmek, toplumda yer almak falan değil. 

Özgür toplumda fazlasıyla yerini yapmış, güçlü karakteriyle herkes tarafından sevilen, üreten bir insan. Onun toplumda yer alma gibi kaygısı yoktu. 

Tek kaygısı "ben yaşadım, başkaları yaşamasın" diyeydi. Bir kişinin hayatına ışık tutabilme umudu...

Çevresindekiler bu süreçte ibretlik tutum sergilemiş. Hepsini de canı gönülden tebrik ediyorum. 

"Biz senin karakterini sevdik, dış görünüşün bizi ilgilendirmiyor" demiş karşısına çıkan herkes. Helal olsun... 

Bir insanı yok etmek mümkün değil. Hayata kazandırılmamış her insan yine bizim aleyhimize ! Günün birinde karşımıza çıkma ihtimalini kabullenerek yaşamamız gerektiğini bilmeliyiz. 

Psikolojisi bozulan bir kişi, suç işleyen bir insan, cinsiyet değiştiren bireyler hepimiz bu dünyanın bir parçasıyız. 

İnsanları görmezden gelmek onu dipsiz kuyulara itmekten farksız değil. 

Ama birlikte yaşıyoruz, birlikte soluyoruz bu havayı. Bi çözümü olmalı!

Beğenmediğimiz insan tipini toprağa gömüp çiçek açtıralım yerine demek de olmuyor. 

Aslında ne güzel olurdu, şu dünyada zerre kadar faydası olmayan suç makinesi insanları tohuma dönüştürüp eksek de yerine çiçekler açsa.

Çiçek değiliz ki ekelim de büyüdükçe güzelleşiriz. 

Özgür kendine öyle güzel bir toprak bulmuş ki, gün geçtikçe çiçek açmış. 

Özgür'ü öncesinden de tanıdığım için gözle görülür değişikliklerini anlayabiliyorum. Ama nasıl sorsam diye kıvrandım.

"Bedenin değişti...
Peki ya huyun suyun? "

Bu soruyu kırk yerinden kırparak getirdim bu hale. 

Pat diye söyleyemedim ki; nerede senin o sinirli sinirli hallerin?

Ama o anladı ne demek istediğimi... 

"Neydi o sinirli hallerim biliyor musun? 
Bastırılmış duygularım." 

Söylerken iki kelime, yaşarken bi ömrü alt üst eden binlerce duygunun karşılığı. 

Özgür'ün hikayesi hepimize örnek olsun istiyorum. 

O hayatını yaşamak adına bedenini değiştirdi. 

Doğaya karşı geldi, akıntıya karşı yüzdü. 

Öyle bir cesaret örneği ki anlamaya anlatmaya ömrümüz yetmez. 

Bizler de hayatımız adına atacağımız bir adım için bin defa düşünüp sayısız defa vazgeçip sonra da ölü planlar derneğine bağışlıyoruz tüm hayallerimizi.  

Eğer hayallerini gerçekleştirmek için içinde bulunduğun bedenle devam edebilecek kadar şanslıysan, beklettiğin her hayalin yürüdüğün yollarda moloz yığını olarak karşına çıkacak ve adım atamaz hale geleceksin. 

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.