Bıktık usandık

loading
29 Kasım, Pazar
£

10.43

9.37

$

7.84

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

Bıktık usandık

Helen ulusalcılığı, Avrupa'daki gibi gerlişen bir sosyal sınıfın çıkarlarının, iktidardaki feodal düzenle çelişmesi sonucunda gelişmedi!

Tam tersine, Osmanlı toplumunun tüccar sınıfını oluşturdukları için, yabancı dil onlar için olmazsa olmaz bir koşul olduğundan, Avrupa, özellikle Fransa'ya gönderdikleri çocuklarının, orada öğrendikleri fikirleri, biraz Hristiyanlık gayreti, biraz da Rus Çarı kışkırtmaları ile, Osmanlı ülkesine taşımaları ile gelişti.

Kökeninde, Avrupa'da olduğu gibi "ulusal" pazara sahip çıkma talebinden çok, ortodoksluk gibi, orta çağa ait dinsel ögeler var.

Yâni Helen ulusçuluğunun altında, küçük burjuva aydınlarının, batı öykünmeciliği yatır.

Avrupa'daki gibi burjuvazinin Pazar talebi değil...

Bu bakımdan, ister istemez anti-Türk'tür.

Çünkü onlara göre Osmanlı, "Türk"tür...

Oysa ayni dönemde Osmanlı burjuvazisini oluşturanların başında gelen İstanbul ve İzmir Hellen nurjuvazileri ve hatta 2. Mahmut'a kadar kilise, bunlara karşı idiler...

Tuzları kuruydu çünkü...

Hem ekonomiyi, hem maliyeyi, hem de dışişlerini onlar yönetiyordular devletin de içinde...

Beri yandan, Türk ulusçuluğu fikrinin de 1903'te Mısır'da yayınlanan Türk Mecmuasında yayınlanan Yusuf Akçura'nın "Üç Tarz-ı Siyaset" isimli makalesinin, İttihat ve Terakki tarafından bile ciddiye alınması, devletin ikinci şehri Selânik elden gittikten sonradır.

"İttihat" ne demekti ki?

Kiminle birlik idi kastedilen zannediyorsunuz siz?

Ama ortada bir "Türk burjuvazisi" olmadığı için, bizim ulusçuluğumuz da özellikle Balkanlar'da isyan eden azınlık ulusçuları ile savaşan genç ve orta rütbeli Osmanlı subaylarının zihninde gelişti önce...

Kâzım Karabekir anılarında bunu pek güzel anlatır...

Falih Rıfkı Atay da Zeytin Dağı'nda...

Bizimki de Avrupa'daki gibi bir burjuvazinin Pazar talebinden çok, aydınların zihninde doğup gelişmiş, hatta cumhuriyet döneminde, kendi burjuvazisini yaratmaya kendi girişmiştir.

İttihat Terakki'nin nispeten erken dönemdeki "milli iktidsat" politikasının anlamı da buydu ama savaşmaktan ekonomiye vakit bulamadılar.

Türk Ulusçuluğu fikrinin doruğa ulaştığı dönem, Kurtuluş Savaşı'dır ki; o da ister istemez anti-Hellen olmak zorunda kalmıştır.

Bu iki ulusçuluk'un Kıbrıs'taki yansımalarına gelince...

Çok ilginçtir ama adadaki ulusçuluklar, anavatanlarınan önce serpilmiştir.

Yunanistan ve hele Anadolu'da Helen ulusçuluğu 1821'den sonra popülerdir.

Burda ise daha 1799'da! Anadolu'da Türk ulusçuluğu, yukarıda da yazdığımız gibi 1912'den sonra benimsenmeye başlanıp, 1920'lerde doruğa çıkmıştır ama burada 1891'de bile ulusçu fikirler dillendirilmektedir.

Hadi Rumlar arasında burjuvazi ve Avrupa etkisi vardı diyelim?

Bize ne oluyordu?

Etki-tepki meselesi olsa gerek...

Dünkü gazetelerde, Dışişleri Bakanı Hüseyin Özgürgün'ün "Biz anlaşmaya çalışıyoruz, Rumlar ise bizi suçlamaya"; Karoyan'ın da " Türkiye yeniden sanık sandalyesine oturtulmalıdır" (onun kuyruk acısı da var ekstradan...) diyen demeçlerini okuyunca, aklıma bunlar geldi.

Sanırım biz halâ imparatorluğun hakim unsuru olmanın verdiği altıyüz yıllık öz güvenle, onlar da "anasır" olmanın verdiği altıyüz yıllık güvensizliği, son ikiyüz yılın imbiğinden geçirerek davranıyoruz.

Memleket kaybetmekse, onlar İyonya'yı, Pontus'u kaybettiler de biz hali mi kaldık?

Koca Urumeli gitti elimizden, Girit gitti, Kırım gitti...

Onlar acı çekti de biz çekmedik mi?

Küçük burjuva zihniyeti, hastalıklı bir zihniyettir.

Bizde de saçmalayanlar var ama egemen değiller...

Genelde halk onları ciddiye almaz...

Onlarsa Don Kişot gibi, 13.yy'da yenildikleri dev, hala hayattaymış gibi, rüzgâra kılıç sallamakla, popüler olabiliyorlar...

Rumlar tarafından asimile edilmiş bir Ermeni, elbette Türkiye'yi suçlama hakkına sahiptir ama hiçbir yerde çoğunluk olmadığı bir memlekette kendisine ait bir ulus devlet kurmaya kalkışırken, kendisini kışkırtanların hiç mi suçu yok be birader?

Anlaşmak için, herşeyden önce önyargıları terkedip, iyi niyet takınmak gerek!

Birkaç yüzbin kişilik bir devletin, yetmiş milyonluk bir devleti "yenerek" ona anlaşma denilmesini sağlamasının ise olanağı yoktur...

Bunu yüksek sesle söylemezsek, işimiz zordur gene...

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.