İşe başlamak...

loading
2 Haziran, Salı
£

8.51

7.58

$

6.81

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

İşe başlamak...

Tansiyon giderek düşüyor.

Doğru olan da bu…

Ancak bence, "bir müsibetten" bin fayda çıkarabileceğimiz koşullardayız.

Elbette ki mevcut statüko ile devam etmek mümkün değil.

Zaten bunu yıllardan beri söyleyen de biz değil miydik?

Mesele nedir?

Şu:

Burada kurulan ekonomik sistem, aslında yürümesin diye kurulmuş bir sistemdir.

Çünkü bu adada, dünyanın her yerinde olduğu gibi siyaset ekonomi tarafından yönlendirilmiyor.

Tam tersi, ekonomiyi siyaset belirliyor.

Bu bakımdan, siyasi hedefi öne alarak, ekonomi buna göre dizayn ediliyordu.

Ürettiğini hiçbir yere satamayan bir ekonominin kendi ayakları üstünde durmasını beklemek, herhalde akla uygun değildi.

Buna ek olarak, mevduatın nerdeyse %50 sinin, TC bankalarında durması, ithalatın %65'inin oradan yapılması, Türk Lirası kullanılmasının karşılığında arzedilen paranın %10'u dolayında Senyoraj ve Enflasyon Vergisi verilmesi, zaten gönderilen bütçenin %12'si ile % 25'i arasında yıldan yıla değişen mali yardımı da geriye çekiyordu.

Buradaki ekonominin, ayakları üzerinde durması için, her şeyden önce bile bile yıkılan üretimin tekrar ayakları üzerine kaldırılması kadar, üretimin ürünlerinin de pazarlanabilmesini düzenleyecek önlemleri içermelidir.

Elbette ki her şeyden önce, üretimi sağlayacak yatırımları gerçekleştirecek kaynakları yaratmak da ön plandadır.

Şimdi, tabii ki devlet harcamalarını, cari giderleri sınırlandırmak, gereklidir.

Ama unutulmamalıdır ki 7 milyarlık para arzının, içindeki bütçe 3 milyar küsur, piyasada olan para da 260 milyon Türk Lirası'dır. 6.4 milyar lira da tasarruf olarak bankalardadır. (Yarısı Türkiye Bankaları'nda)

Devletin Cari Harcamalarından yapılacak yapılması gereken tasarruf, dolaşımdaki 260 milyon TL'yi etkiler. Başka bir şeyi değil!

Dolayısıyla, gereklidir ama derde deva değildir.

Ekonomik olarak verimli olmayan KİT'ler, bizim icadımız değildir.

Rahmetli Müezzinoğlu'nun bize hediye" ettiği kurumlardır.

1974'te bu adada elektrik de telefon da narenciye ve sair tarımsal ürünlerin ihracatı da özel sektördü.

KİT denilen ekonomik ucube, bize dayatıldı.

Ama aradan geçen kırka yakın yılda, üretimin öldürülmesinden tutun da KİT ucubesine kadar karşı çıkan herkese de vatan haini denilmesi bir yana, bu ucube, bazı sonuçlar doğurdu.

Çalışanlarını sokağa atıp, buraları ekonomik verimliliğe kavuşturmak, belki Türkiye'de nüfus içinde büyük bir kitleyi ilgilendirmez ama burada her aileyi ilgilendirir.

Kaldı ki "bunları buralara doldurun" önerisi de bize ait değildir. Ne var ki bu statükonun, sonsuza kadar süremeyeceği de bellidir.

Öte yandan, politika konuşulmaya sıra geldiğinde, "olağanüstü şartlar" ileri sürmek modadır.

Hele polisi her ülkede olduğu gibi içişlerine bağlamayı önerdiğinize!

Peki, ekonomi söz konusu olduğunda, şartlar "olağanlaşıvermekte" midir?

Ekonomi de olağanüstü şartlara göre düzene konulmalıdır.

Dünya ile bir tek fiber optik kablo ile bağlantı kuran, ulaşımının koşulları belli bir ekonomiyi, hele mali tablosu da yukarıdaki gibiyse, normal bir ülke gibi ele alıp, normal önlemlerle düzene sokmaya çalışmak, bana göre normal sonuçlar vermez!

Bunun için "önlemleri de biz almalıyız" demekteyim…

Burada sorun, bu acı reçeteyi uygulayacak, siyasi iradenin kimliğidir.

Konuşulması gereken de budur…

Öyle bir momentteyiz ki zümresel veya yerel politik çıkarların çok ötesinde bir bakış açısı gündeme gelmelidir.

Siyasi partilerin tümü, akademik çevrelerin tümü, iş ve emek dünyasının bütünü, elini taşın altına sokmaya hazır olmalıdır.

Yoksa "bu memleket bizim, biz yöneteceğiz" söyleminin içeriği anlamını yitirir.

Cemil Çiçek'in söylediklerinin içinde belki de doğruyu yakaladığı birkaç noktadan biri de şudur:

"Bu ağır bir sorumluluktur!"

Biz bu sorumluluğu üstlenmeye hazır mıyız?

Bence hazırız…

En azından sesini yükselten kesim hazırdır…

Unutmayalım ki: "Ayinesi iştir kişinin…"

İşe başlayalım…

Bir saat önce…

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.