Fener'in adaya geliş rotası ve bir miktar düşünce kırıntısı

loading
2 Haziran, Salı
£

8.51

7.58

$

6.81

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

Fener'in adaya geliş rotası ve bir miktar düşünce kırıntısı

Yalnız bizde görülmez… Rasyonel düşüncenin sistematik hale gelmediği, insanları duygusal arzularının yönettiği her toplumda vardır.

Temenniyi, gerçeğin yerine koymak! Bize has değil, çünkü İngilizce'de bile bu durumu tanımlayan iki ayrı deyim var: Wishfull thinking ve goodwill wish! Olanı değil, olmasını istediğinizi, gerçeğin yerine koymak!

Aklı öne koyarak düşünen toplumlarda, bir şeyin olmasını isterseniz, önce onu "oldurmanın" koşullarını yaratırsınız! Duygularının emrettiği arzuların olmasını isteyen toplumlarda ise o şey, "olmuş gibi", "varmış gibi" davranır, aksini söyleyenleri, susturursunuz! Çünkü bu gibi toplumlarda, "doğru" düşünce değil, "çoğunluğun düşüncesi" ön alır ve işin garibi, demokrasi de budur sanılır! Çünkü: Hayat ve kâinatta, mutlak gerçek diye bir şey, yoktur!

Bu gerçek'in mutlak ve değişmez olduğu yanılgısı, Platon'un insanlığın başına musallat ettiği bir yanılsamadır! Sonradan dinler de üstüne tuz biber ektiler! Kitaplı dinler "gerçek mutlaktır ve kitapta yazandır" dedikçe, öte yandan bir yığın düşünür ve bilim adamı da "gerçeği" bulmak için, bin türlü reçete yazdı. İş geldi, post modern tarihçi Jenkins'in, "Gerçek hakikat korkusudur" demesine kadar vardı ama doğal bilimlerde, korkunun ecele bir faydası yok! Onlar da gerçeğin bir yanını yakalayamasalar, dünya "öküzün boynuzuna" havale edilirdi. Dolayısıyla, "gerçek" var! Ama mutlak ve değişmez değil; tam tersine onu belirleyen koşullara bağlı olarak var! Albert Einstein'in söylediği en önemli lâf, buydu!

Ortalama adam, insanın camdan geçemeyeceğini sanır, örneğin! Çoğunluğun fikri budur ama yanlıştır! "Işık süratine 'ulaşırsa' " adam camdan geçebilir ve cam da karılmaz! O "koşulla", gerçek değişir… Ve dahi çoğunluk olmak, doğru olmak demek, değildir! Ve hatta çoğu zaman, "doğru"yu söyleyenler, azınlıktadırlar…

Aklı kullanarak düşünmeyi alışkanlık haline getiren toplumlar, bunu bilir ve "aykırı" fikirlerden korkmazlar! Tam tersine, onları dile getirenleri dinler, "acaba haklı mı?" diye düşünürler… Duygularının dayattığı arzulara göre düşünenlerse, çoğunluğa aykırı her lâf ve düşünceye, saldırırlar… Çünkü, belki de aslında istediklerinin gerçek olmadığının bilinci ile gerçekleşemeyeceğinin hatırlatılmasından, paniğe kapılırlar!

Bizim bu Kuzey Kıbrıs dediğimiz topraklarda, 1974'ten bu yana, doğum ve ölüm haricinde her şey, sanaldır! Yaşamımız sanal! Yalnız bizim zihnimizde gerçek! Bizim dışımızda hiç kimsenin gerçeği ile uyuşmuyor! Ve biz, yüksek sesle bağırınca, gerçek olmasa bile, belki biri bize gerçek olmadığını hatırlatmaz zannederek, bağırıp, duruyoruz!

Nerden mi aklıma geldi?

Birkaç ay önce bir yazımda, "Bu sene üniversite sınavına girenler, kontenjandan azmış! Aman dikkat!" dediydim… Birisi, blog attı: "Kara haberciliğin alemi yok!" Bu bir… Asil Nadir hakkında, Sarayönü'nde bağırınca, İngiliz Yüksek Mahkemesi bizden korkacakmış gibi yapmak, iki…

Kardeşim bu mahkemelerin adaletine güvendiğimi söyleyip, kendi ayağımla ben mi gidip aşık kemiğime bilezik taktırdım? Aslında kimsenin tınmayacağını bilmediğimizden değil! Kendi kendimize propaganda yapmak hoşumuza gidiyor ve "Olmaya ki ansızın Asil Bey çıkar gelir, kenarda mı kalalım?" kaygısından… Ve Fener adaya nerden gelecek, muhabbeti de üç… Karavostasi limanından mı geleceğini sanıyorduk?

U lâ havle…

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.