"Köşe yazarlığı üstüne çeşitlemeler..."

loading
1 Haziran, Pazartesi
£

8.44

7.59

$

6.81

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

"Köşe yazarlığı üstüne çeşitlemeler..."

Türkiye basınında, ilk defa rahmetli Ercan Arıklı'dan işittiydim: "Bugünün gazeteciliğinde, köşe yazarına ihtiyaç yok! Okur gazeteyi haber okumak için alır! Muhabirler yeter… Nitekim Amerika'daki feşmekânca gazete de köşe yazarı kullanmaz!" Ercan Arıklı, çok iyi bir dergici, berbat bir gazeteciydi! Amerikan okuru ile Türk okurunun farklı olduğunu anlayamadığından, dergiden topladığı parayı, her birkaç yılda bir çıkardığı gündelik gazetelere yatırıp, hepsini de batırması ile ünlüdür!

Son zamanlarda bizde de bazı genç arkadaşlar, ayni tekerlemeyi terennüm ederler. Tam inanmak üzereydim ki, Mehmet Barlas, geçen gün (1 Eylül, 2012) Sabah gazetesindeki köşesinde tam ters bir görüş savundu:

" Dünyada, köşe yazarlığı diye bir meslek vardır!"

Herhalde dünya basınını bizden kötü takip etmiyor! Başyazarlık, yazı işleri müdürlükleri, TRT Haber Müdürlüğü bile yapmış adam… Ulusal medyada…

Barlas, görüşlerine temel olarak, Peyami Safa'yı alıyor. Üstad, "Yedigün" dergisinde, 29 Ağustos 1939'da, Server Bedi imzasıyla "Muharrirlikte nasıl tutunabilirsiniz" başlıklı bir yazı yazmış! Bu yazı Medyakronik'te, 15 Nisan 2002'de Feza Kürkçüoğlu tarafından arşivlerden çıkartılıp, yeniden yayınlanmış. Barlas da ondan alıntı yapıyor! Peyami Safa diyor ki:

Bu meslekte şöhret yapanların yüzde doksan dokuzu diplomasızdır. Abdülhak Hamit, Tevfik Fikret, İsmail Safa, Ziya Gökalp, Süleyman Nazif, Abdullah Cevdet, Yakup Kadri, Ahmet Haşim, Falih Rıfkı ilah.. yüksek mektep mezunu değillerdir." Abdullah Cevdet, hekimdir… Mehmet Barlas da itiraz ediyor! Diyor ki:
" Peyami Safa'nın bu yazıyı yazdığı 1939'da, Türkiye'deki lise mezunlarının sayısının 100 bini bulmadığını hatırlayalım... Şimdi her yıl, neredeyse 1 milyon kişi üniversitelerden mezun oluyor.
Yani "Diplomasızlık" artık bir "Örnek durum" değil gazetecilikte. Ama Peyami Safa'nın şu gözlemleri hâlâ geçerli:
' Evvela Türkçeyi iyi yazacaksınız. Bu iyi yazmak işini, sade gazetecilik üslubunun talep ettiği dar manada almayın. Bu şekilde her gün imzası çıktığı için herkesin tanıdığı, fakat parıltısız ve alelade bir köşe fıkracısı olursunuz. İyi yazıdan maksat, hem edebi kaliteye, hem de fikir ve kültür cevherine sahip yazı demek. Bu kültür dar olmamalı. Mesela yalnız hukuk, yalnız tarih, yalnız iktisat yetişmez. Bütün manevi bilgileri, insanlığın bütün fikir tarihini ve bütün modern cereyanları bileceksiniz. Bilmek de kâfi değil. Bütün o meseleleri sevecek, her gün düşünecek ve önünüze serdiği muammalar içinde pişeceksiniz. Her gün bu karanlıklardan çıkmak için, kendi kafanızda bir ışık arayacak, ona doğru koşacak ve okuyucularınızı da koşturacaksınız...'

Kendisi de "Dünyada köşe yazarlığı diye bir meslek vardır" deyip, noktayı koyuyor!
Vallahi ben, Peyami Safa ile Mehmet Barlas'ın yalancısıyım… Ancak, bizim çocuklar, mutlaka biliyordur bir şeyler… Ben yukarıdakilere Refik Halit, Kemal Tahir ve Yaşar Kemal'i de ekleyeyim ama Peyami Safa acaba kulak verilecek adam mıdır?

Ve özellikle Abdullah Cevdet, hekim de olduğuna göre, acaba Türkiye'ye materyalizm'i tanıttığından değil de hatır için mi listeye konuldu?

Belki de Peyami Safa gibi adamı "muhattab" almamak, en iyisi…

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.