Mış gibi yaptık...

loading
5 Haziran, Cuma
£

8.55

7.69

$

6.76

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

Mış gibi yaptık...

1974 sonundan başlayarak kurduğumuz paradigma, öldü. Paradigma her hangi bir alandaki, yazılı veya yazılı olmayan kurallar bütünü demektir. Aslında bizim paradigmamız, sahteydi! Türkçe'ye "mış gibi yapmak" diye çevirsek bile tam karşılamayan İngilizce bir deyimde olduğu gibi, "pretending" yapıyorduk. Bu konuda, sessiz bir konsensus halindeydik de üstelik!

Güya seçim yapıyorduk! Hepimiz de her seçimde aslında dışarıdan müdahale ile değiştirilen seçmen kitlesinin, sonucu belirlediğinin farkındaydık ama sadece bundan mutazarrır olan, sadece o seçim için şikâyetçi oluyordu. Güya, malımız mülkümüz vardı! Ama hiçbir banka, "koçan"ımızı, tapu değeri olarak ele alıp, "malımızı" teminat olarak kabul etmiyordu. Yâni bize ait olduğuna, biz bile inanmıyorduk. Güya, hükümetimiz vardı! Ama uzuuun yıllar bakanlar kurulunda TC büyükelçisi de oturuyordu! Meclisimiz vardı güya, ama yasaları milletvekillerimiz değil, bir takım memurlar yazıyorlardı! Güya hastanelerimiz vardı! Ama, nerdeyse diş ağrısından, kuruldan geçip, İstanbul, Ankara hastanelerinin yolunu tutmaktaydık! Çalışıyorduk güya! Ama iki kişinin yapabileceği bir iş için elli kişinin istihdam edildiği devlet dairelerimizde, ya iskambil falı açıyor, ya börülce ayıklıyor veya tente işliyorduk… Güya, "özel sektörümüz" vardı! Ama devlet yardım etmezse, ayakta duracak hali yoktu… Güya okullarımız vardı! Senede yüz gün açık olan! Güya, devletimiz vardı! Ama Krezus'tan beri devlet olmanın gereği olan para basma yetkisi ile vatandaşlarına zor uygulama tekeli olan "polis"i, kendi yönetmiyordu! Aşık oluyorduk güya! Ama, aklımıza cinsiyet farkı düşünce, doğduğumuz sokağın köşe başında oturan kızcağız/oğlancık'ın aslında aşk maşk olmadığını anlar anlamaz, Kennedy'nin tabutu ile ilgili bir darb-ı mesel yürürlüğe giriyordu… Yazarlarımız, şairlerimiz vardı güya! Ama "üniversitelerimiz"in edebiyat günlerine, Ayşe Kulin gibi bir "best-seller" yada Hıncal Uluç gibi bir "paparazzi", yazar diye davet edildiğinde, "hass…" demiyor, gidip salonda Urfalı Babi gibi, "yerel sanatçı" rolü oynamaya razı oluyorlardı! Güya, şarkıcılarımız vardı! Ama söylediği her nota yanlış, "sürtone" bir heriflerin "öngrubu" olmak, hiç de ağırlarına gitmiyordu… Her şeyimiz sahteydi… Ölüm hariç! Aslında hepimiz de bunun böyle olduğunu herkesten iyi biliyor, ama çaktırmıyorduk. "Sürer durum"a adapte idik, dolap dönüyordu…

İşte bu paradigma, bitti… "Mış gibi" yapmamıza izin veren güç, politikasını değiştirdi! Şimdi bir alt-üst oluş yaşayıp, "yapacağız"! Zor olan da bu!

Mecliste muhalefet partilerinin, kükremeye mecali yoksa bundandır… Halkın, "feşmekânca gelse ne yapacak?" demesinin sebebi de budur! Kimse yaşam düzeyinin geçici bir dönem de olsa geriye götürülmesini kabullenemeyeceğine göre, toplumun sözcüleri elbette ki direnişe geçecekler… Yoksa varoluş sebepleri ortadan kalkar. Sendikaların, direnişinin sebebi de budur. Çünkü genellikle bu gibi bunalımlarda yük, çalışan sınıfların sırtına yüklenir!

Paradigmamız öldü, selâsı da okundu… Kavga, cenazeyi kimin nasıl kaldıracağı ile ilgilidir…

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.