Biz bize yeteriz...

loading
29 Mayıs, Cuma
£

8.40

7.55

$

6.81

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

Biz bize yeteriz...

Zamanın birinde, Prof. Baskın Oran'la Vouni Tepesi'ne çıkmıştık. Hoca'ya MÖ 6. Yy'da yakılıp yıkılmış bulunan sarayın kalıntılarını gezdiriyordum. Yirmibir de üstüne koyun! İkibin yediyüz sene önce insanların yaşadığı bir mekândan söz ediyoruz. Hoca, o güne kadar defalarca gezdiğim halde hiç dikkat etmediğim bir "ayrıntıya" kafayı taktı: Tuvaletler, konutların içinde miydi, dışında mı? Başladık dolanmaya… Prof. Orhan Koloğlu ve diğer hocalar da ilgi ile bizi izliyor. En nihayetinde Baskın hoca, bir evin içindeki tuvaleti ve kanalizasyon ağına giden kanaleti buldu. "İşte" dedi… " Evlerin içindeymiş! Şimdi mesele ev içindeki tuvaletin, olmazsa olmazı şebeke suyunu, bu adamların bu dağın başına nasıl çıkardıklarını çözmek!"

Vouni, "adanın tek Kıbrıslı şehri" diye geçer kayıtlarda… Hem Persler'den ve hem de Yunanlılardan izler taşır… Hem doğudan, hem de batıdan yani…

Bu memlekette üçbin yıl önce, insanlar dağların başına kurdukları şehirlerde, temiz akan su kullanmayı becerebiliyorlardı…

Birkaç yıldır, Lefkoşa'da yaşıyorum…

İlk yaşadığım apartmanda, fosseptik haftada bir dolup taşar, belediye memurları, vidanjör göndermek için bin türlü lâf söylerlerdi. Altta büyük bir su deposu olduğundan, dairelerin çatıdaki depolarına su oradan pompalanır, sadece içme suyunu dışardan alırdık! Çünkü "şehre" (allah şehir eylesin) pompalanan deniz suyunu içmek zaten mümkün değil… Londra'ya gittiğimde milletin musluktan akan suyu içtiğini görünce, sarama uğradıydım…

Fosseptik kokusundan bezdiğimden, bir imkân çıkınca, kanalizasyona bağlı, başka bir mahalleye geçtim. Fosseptik kokusundan gene kurtulamadık!Çünkü televizyonda cennet bahçesi gibi reklam edilen sitenin kanalları ve logar kapaklarından, aynı kazulet kokusu, gene geliyor! Şirketin mühendisine yapılan sayısız müracaat, cahil herifin manasız mantıksız lâf salatalarını dinlemekten öteye bir yarar, sağlamıyor! Neticede tıp doktoruyuz, halk sağlığı diye birşeyin de uzmanıyız! Çok iyi fizik okumasaydık, tıp fakültesine de giremezdik! Çatıdaki havalandırma boruları, uzatılsa, mesele bitecek, biliyoruz ama anlatmak ne mümkün? Nato kafa, nato mermer… Teslim oldum… Kıbrıslı Türk olup, Lefkoşa'da yaşamanın bedeli kazulete de alışmayı gerektirir, diyerek, sustum…

Bu arada eşim, avluya birkaç çiçek ekmeye kalktı, hepsi de kurudu… Bir bilene soralım dedik, sudanmış! İnsanın içemediği suyu, bitkiler de içemezmiş! Bir çöl bitkisi olan palmiye bile dayanamadı, kurudu… Avluya bir ikinci depo koyduk, şimdi çiçekler için de "hazır su" alıyoruz. Bizimki can da patlıcanınki, patlıcan mı?

Dün mutfakta otururken, üst komşum çağırdı: "Nazım abi bizim musluklardan çamur akıyor! Sizde de mi aynı?" Bir de baktık ki meğer bütün sitenin depolarındaki su çamurluymuş. Şebekeden, tuzdan geçtik; çamurlu su akıyormuş! Şimdi mahallenin gençleri, depoları boşaltmakla meşgul! Ana hattı kapattık… Depoları yıkatıp ona da "Hazır su" almaya karar verdik… Bu gidişle, su şebekesi ile bizim sitenin alâkasını keseceğiz… Eksik olsun! Tuvalete bile basamayacığınız suyun bir de üstünden para mı vereceksiniz?

Millet biraz toparlansın, para toplayıp, elektrik meselesini de "özelleştirmek" üzere girişim başlatmazsam ne olayım! Uydururuz bir gemi jeneratörü, tamamdır… Kanalizasyonu da vidanjörleçözeriz, özel! Zaten sınırda yaşıyoruz! Ondan sonra da bağımsızlık ilân ettiririm ben bu mahalleye… "Ne Şamın şekeri, ne Arab'ın yüzü" derdi bir atasözü… Lefkoşalı'ya tavsiyem de budur…

Elektriği veremezsin, suyu getiremezsin, kanalizasyonu işletemezsin! Anastasiadis'i görünce mi devlet oluyorsun? Ne işe yararsın? Savaş çıkarıp bizi öldürtmeye mi?

Toplanmayı, daha doğrusu toplaşmayı, şehirlileşmek sanıyoruz! Oysa en ilkel canlı türleri de bir arada yaşamaktan, iç güdüsel bir güvenlik hissi duyarlar. Arılar da hep beraber yaşar, çakallar da, yabani öküzler, atlar da… Bir arada yaşamak, uygarlaşma değildir. Karıncalar bile bir arada yaşarlar! Mesele, bir arada yaşanılan ortamın, organizasyon düzeyidir. Uygarlık, üst düzeyde organizasyon demektir… Gidin Vouni Tepesi'ne tırmanın da görün… Obür türlüsü,hep beraber "bokta boğulma" da olabilir, "nerde çokluk, orda bokluk" diyen lâf, boşuna söylenmedi… Bir arada yaşamak ya en ilkel canlı türü olmaktandır, ya da en gelişmişi olmaktan! Aradaki fark, organizasyonunuzun düzeyidir…

Bizi hiç kimse yok etmeyecek… Biz, bize yeteriz...

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.