Yeni yıl…

loading
1 Haziran, Pazartesi
£

8.41

7.57

$

6.81

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

Yeni yıl…

Hayatta aklım başımda hatırladığım ilk yılbaşı, 1960'tır… Nedendir bilmem! Dört yaşımda götürüldüğüm düğünleri hatırlarım da, o senenin yılbaşını hatırlamam… Markos Dragos'un öldürüldüğü günü hatırlarım meselâ, Ulus Ülfet'in Kaymaklı'daki o evde, kendi yaptıkları bomba ile parçalanmasını hatırlarım… Ama sekiz yaşıma kadar, yılbaşını hatırlamam… Aklımda bir tek, limandaki gemilerden atılan havai fişekler var, o kadar… Onu da görmüşlüğüm yok! O saate kadar, göçmüşüm anlaşılan… Görenlerin yalancısıyım…

Hangi liman mı? Karavostasi ya da Gemikonağı elbette…

1960'la ilgili iki şey var aklımda… Biri o yılın ilk günü… İkincisi de bir Ağustos günü öğlen babam eve geldiğinde, "Cumhuriyeti kurduk, fasarialar bitti…" dediği… Bendeniz çocuk aklımla, hiçbir şey anlamamıştım! "Ne cumhuriyeti? Hani Atatürk nerde?" Bize kimse "size ölmeyi emrediyorum" dememişti ki! O sonraki mesele…

Demek ki dün akşamki elli üçüncü idrakimiz olmuş… Kafa kâğıdı eskiyor…

Aslında biliyorsunuz ki ne giden var, ne gelen… Kaç gündür niza çıkardık, anlatıyoruz... Ayrıntılara girmeyeyim... Akşamdan kalma kafayla, çekilmez… Kilise Hz. İsa'nın 25 Aralık'ta doğduğuna dair bir mesel icat etti, takvimin başı da anlamsız bir mevsime, kışın ortasına çekildi. Kuzey yarım kürenin büyük kısmı, "Yeni" yılı, karlar altında karşılar. Doğa ölüyken… Antalya'lı olduğu iddia edilen Santa Claus'un bile karlar içinde dolaştığı anlatılır!

Bir zamanlar Hayat Macmuası vardı… Dergi değil! Mecmua… Dergi lâfının uydurulmasına daha zaman var… Senenin başı gelince, kapağında Noel ağacı suretleri olurdu ki gören de Vatikan'da yaşanıyormuş hissine kapılırdı. Türkiye'de… Asıl, Müslüman mahallesinde, salyangoz!

Sadece bir takvim olayı… O kadar… Yarın biri hükmeder, gene değişir…

Diyeceğim, efendicağızım: Elli yıldır her sene bu gün, geçen yılın kötülendiğini, önümüzdeki yılın da bize havadan altın yağan, ırmaklarında bal akan günler getireceğini okuya okuya geldik… Dönüp arkaya bir baktık ki bir arpa boyu yol gitmişiz… Bir halt olacağı yok yani… Çalışırsanız ekmek yersiniz, çalışamazsanız ortada kaldığınızın resmidir. O herkesin dilinden düşmeyen "mutluluk" ise, takvime değil, insanın içine bağlıdır. Kendinizin elindedir onun da sırrı… Kırmızılara bürünmüş, pembe yanaklı, beyaz sakallı, geyik arabasında dolaşıp, evlere bacalardan giren Noel Baba'dan birşeycikler murat etmeyiniz…

İnsanlığa, "barış, refah" şu bu gibi güzellikleri de takvimler değil, insanların kendileri getirebiliyor.

Dün akşam, yılbaşıydı… Bugün yılın ilk günü… Zaten siz de akşamdan kalmasınız, ben de… Kafalar dumanlı, sabaha karşı yatmaktan dolayı mahmur, uykusuz ve belki de baş ağrılı… Bu sene Serdar Denktaş gene hükümet kurup bozmakla meşgul olduğundan, bizim Grup Hoşgörü'yü dansöz niyetine çağıran tv kanalı da bulmamışız! Geceyi konu komşu ile evde geçirdik, üzerinize afiyet…

Sonra da kalkmış, tatsızlık ediyorum, sabahtan… İyi yıllar!

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.