Annan Planı ve lut kavmi...

loading
4 Haziran, Perşembe
£

8.51

7.65

$

6.75

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

Annan Planı ve lut kavmi...

Turgut Özakman'ın ünlü Çılgın Türkler kitabında, Büyük Taarruz öncesi, TBMM Kurmay Heyeti içinde herkesin, Mustafa Kemal'in hazırladığı saldırı plânı ile ve hatta saldırıyı yapmakla hemfikir olmadığını anlatır. Bir yığın ayrıntılı endişenin yanında, ona karşı çıkanlar, " Bu fakir milletin etinden tırnağından artırarak, çocuğunu aç bırakarak toparlayabildiği kuvvet, bu kadardır. Ve bu kuvvet, Yunan ordusundan, zayıftır. Şimdi, hepsini buraya topladık. Bir yenilgi halinde, elimizde ordu da kalmayacaktır. Bunu yapacağımıza, oyalama taktiği güdersek, hem ordu elimizde kalır hem de görüşmeler yoluyla, şimdikinden daha avantajlı bir hale geçip, sonra daha uygun bir zamanda, belki taarruz edebiliriz…" demekteymişler!

İsmet Paşa da "Başkomutan sizsiniz. Arkadaşlar, sordunuz diye görüşlerini söylüyorlar. Yoksa, en sonunda elbette sizin verdiğiniz emir uygulanacaktır." Diyerek, bıyıklarını kemirmekte olan Mustafa Kemal'i sakinleştirmeye çalışıyormuş!

Nihayet, söz sırası kendine geldiğinde, "Sarı Paşa" demiş ki: " Bu milletin dermanının son damlalarının bu ordu olduğunu siz söylüyorsunuz. Bu milletin dermanının bir sene daha bu orduyu beslemeye yeteceğini mi düşünüyorsunuz? Seneye, zaten biz besleyemediğimizden dağılacak! Yunanlılar'dan güçsüzüz ama bu bizim varabileceğimiz en yüksek güçtür! Ne yapacaksak ya bununla yapacağız, ya da hiçbir şey yapamayacağız. Dolayısıyla, saldırılacak zaman, bu zamandır. Şimdi… Ya da hiçbir zaman! Yunan ordusunun bizden daha güçlü olmasına gelince… Önemli olan, genel olarak kimin daha çok askeri, topu, donanımı olduğu değildir. Önemli olan, sonucun alınacağı yerde kimin gücünün daha çok olduğudur. Sonucun alınacağı yerde (yani hiç beklenmeyen Afyon'un güneyinde NB) güç dengesi bire altı bizden yanadır. Marifet karşındakinin gücünü abartmak değil! Kendinin güçlü olduğun yerde ve üstün olduğun kuvvetle sonucu almaktır!"

TBMM ordusunun tek üstünlüğü Süvari Kuvvetleri idi… Çünkü kılıç, ucuz bir demirdi… Anadolu atları da doğadan bile beslenebiliyorlardı…

Sonuç, bir sır değil! Söylediği yerden, söylediği kuvvetle, ileri sürdüğü taktiği kullanarak; kendinden birkaç kat güçlü olan düşmanını üç günde dörde böldü! Bir haftada da imha etti…

Bütün bu hikâyede, Mustafa Kemal Paşa'nın temel ölçütü nedir? "Halkımın takati!" Yeter mi? Yetmez mi?

Rahmetli Rauf Denktaş'ın, ölmeden önce Hasan Erçakıca'ya verdiği bir dizi ropörtaj var! Hasan, görüntülerin hamlarını bana da verdi… Bende de duruyorlar… O konuşmalardan birinde, rahmetli diyor ki: " Bundan sonra önünüze gelecek ilk anlaşma önerisi, Annan Planı'nın Rum tarafına biraz daha fazla taviz verilmiş, şeklidir. Artık başka bir şey, gelemez… Burada mesele, Türkiye'nin tavrının ne olacağıdır. Bizim sunduğumuz avantajlardan, daha büyük avantajlara muhatap olursa, Türkiye kabul eder, bize de yapacak bir şey kalmaz…"

Rahmetliyi çok sever ve sayardım… Bu biliniyor! İyi… Ama her dinlediğimde, aklıma artık ona soramayacağım şu soru geliyor: Madem ki alternatifi, daha kötüydü, onu neden kabul etmediniz sevgili Denktaş? Tabii kendi fikriyatına göre neden kabul etmediğini anlatıyor ve onu dinlediğimde de kendi yaşam hikâyesi ve felsefesi açısından tutarlı buluyorum! Ama Annan Planı'ndan sonra, daha kötüsünün geleceğini ve onu reddetme insiyatifinin de kendi elinde olmayabileceğini öngörebilmiş bir insan, nasıl reddederdi?

Gene bilindiği gibi, ben o planın kabulü için, elimden geleni yapmış bir insanım… Çok kızdı ama sanırım aramızdaki sempati de eksilmedi, o vakit… Argümanım da aynıydı: Bundan sonra gelecek olan, bundan daha iyi olamaz!

Peki neydi farkımız?

Ben de o "takat" meselesine takılmıştım… "Bu halk, daha iyisini bekleyecek takate sahip midir?" Bence, değildi…

İşte, mal meydanda… Biraz daha Lut Kavmi'ne döneceğiz, bizi kimse kurtaramayacak…

Ama Rum tarafından gelen "Keşke anlaşsaydık" açıklamalarını duydukça, onu daha iyi anlamaya başlıyorum…

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.