Teşekkür ederim...

loading
1 Haziran, Pazartesi
£

8.44

7.59

$

6.81

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

Teşekkür ederim...

Geçen hafta, yoruldum… Fiziksel bir şey değil bu… Zihinsel…

Bu hafta, daha çok sohbetler yazmak istiyorum… Dünkü yazı, bir örnekti, meselâ… Zaten bu işe başladığım kırk yıl önce de bu türden yazılarım beğenilip de bana köşe ayrılmıştı.

Bir yazarın sermayesi, kullandığı dildir… Bu, genellikle kendi ana dilinizdir. Bir başka dilde de kendi dili kadar muhteşem yazabilen, ender yazar ve daha önemlisi şairler de vardır. Bizim Osman Türkây'ımız, Rudyard Kipling ilk aklıma gelenler… Ben ne yazık ki bir başka dilde, takır tukur bildiri ve hatta makale de yazabilirim ama deneme, roman, felsefi metin yazabilecek marifeti, geliştirebilmiş, değilim… Okurum ama… Yazmaya gelince, o başka bir şeydir… Marifetin de ötesindedir… Dilin zenginliğine, nüanslarına, deyimlerine de hakim olmak, öyle çok kolay bir şey değil…

Türkçe konusundaki huysuzluğumun altında da bu yatır! Geçen yüzyıl başlarında bir Türkçe lûgat'ta 97 bin kelime varken, ortalarında bu 37 bin'e düşmüş! Şimdilerde, aydın geçinenlerimiz 3 bin lâkırdı ile konuşup yazıyor; hödüklerimiz de 3 yüz ile idare ediyorlarmış, durumu! Sık sık, yazarım bunu: Tekrar edeceğim, kusura bakmayın. İngilizce bir sözlükte ise 750 bin "sözcük" varmış… Neden "cük" onu da anlayabilmiş değilim ha! "Örneğin, meselâ" "muhteşem"in neresi "cük"?

Tabii kendi dilini fakirleştirip, düşünsel dünyasını da kısırlaştırma sonucunu veren bu "dilde ırkçılık"ı "ilericilik" ve hatta "solculuk" sanma şaşkınlığından muzdarip olanlar da bana çok kızıyorlar! Her konuda enternasyonal, dilde Türkçe'nin Çağatay lehçesinden kopya uyduruk lâflarla "sonuna kadar nasyonalist" bir anlayış nasıl uyuşur sorusuna verilen yanıt, çoğu zaman sövgüdür! Tam tersi de varittir tabii… Her konuda nasyonalist, dilde enternasyonalist bir kesim de yok değil…

Oysa bir dilin ölçüsü, sahibi olan halkın ağzında yaşamasıdır. Hamgi dilden girmiş olursa olsun, halkın benimseyip kullandığı sözler, artık o halkın da malıdır… Herifçioğlu, 750 bin kelimeyi, Danimarka'dan göçmen gelen Angıl kabilesinin ağzından üretmedi ya! Ağzına yansıyan kavramları halkı benimsedikçe, özümseyerek yarattı…

Yukarıda dedim ya? Bunları yazınca, kızanlar oluyor…

Daha geçen gün, birisi, "kullandığı Türkçe üslubuna bakarsanız" diye başlayan, bir eleştiri atmıştı! Atar… Herkesin fikri kendine… Daha bir tanesi, bırakın eleştiri yazmayı ( yazı yazacak kadar Türkçe bilmiyor çünkü) gelip yüzüme karşı, "Sen yazma… Ben okurum anlamam… Ne gereği var da yazı yazan sen?" dediydi… Bu aydın geçinir bir de ha! "Nazar-ı dikkatinizi celbederim!"…

Her gün okur karşısına çıkarsanız, böyle tenkitlere de hazır olmak lâzım, elbette…

İzninizle üslubumla ilgili aldığım eleştiriler, bunlardan ibaret değil… Öyle güzel lâflar da duyuyorum ki onları paylaşmaya ar ederim. Edebime uygun değil…

Geçen gün nette dolaşırken, öyle bir tanesine rast geldim… Siyaseten benle hiç uyuşmadığını anlatan yazar, Lefke Sevgilim isimli kitabımı okurlarına tavsiye ederken, lâfı benim üslubuma getirerek, öyle bir yorum yapmış ki bana ancak "estağfurullah" demek kaldı…

Son cümle için, "estağfurullah" sayın Hüseyin Mümtaz… Teşekkür ederim…

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.