SİZ bilirsiniz...

loading
4 Haziran, Perşembe
£

8.49

7.62

$

6.76

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

SİZ bilirsiniz...

Sol felsefe ile yeni tanıştığımız 1971 yılında, bir şey öğrenmiştik: O güne kadar gelen, giden var olan bütün düşünürler bir yana, Karl Marx; öte yanaydı! Çünkü Marx, Dialektik Yöntem ile Materyalist bakışı birleştirmişti. Oysa, aslında Diyalektik Yöntem, Hegel'in bir önermesiydi; materyalist bakışın temeli ise ta İbn-i Haldun'a gidiyordu! Hele Tarihsel Materyalizm…

Okur, felsefi önermelerle boğulmak zorunda değil, yukarıda ortaya koyduklarım da Marx'ın bir düşünür olarak değerini, hiç de küçültmez

Ne var ki bir şeyden hayrete düşerdim: Bazıları, tarihin başından beri bütün söylenenleri, bütün yaşanan üretim biçimlerini, bütün felsefi akımları, bütün politik akımları, üretilen bütün sanatı bir kenara koyup, yeni ve bambaşka bir dünya öneren; fikriyatının temeline de "bilinç" (İnanmayan Alman İdeolojisi'ne baksın)gibi son derecede soyut bir şeyi koyan bu " yeni ve başka" düşünürün, adını duyduktan birkaç hafta sonra; kendinden çok emin solcu, devrimci, ve hatta militan kesiliyor; kendi özgün yorumu demek olan, fraksiyonlar bile kuruyorlardı! Ne zaman okuyup öğrendin de yorumunu da yaptın be hey Allah'ın kulu? Da mutlak doğru olduğundan da eminsin?

Yıllar sonra, bir Müslüman şeyh'ten bir lâf işittim: " Senin ne söylediğin önemli değildir. Önemli olan, seni dinleyenlerin ne bildiğidir. Çünkü, o senin kastettiklerini değil, kendi zannettiklerini anlar! Bildiği kadar…"

Hoş daha sonra aynı şikâyeti Engels'ten de okudum ama ilk defa Şeyh Nazım'dan duymuştum…

" Marx, dialektik yöntem ile materyalist bakışı birleştiren ilk ve tek düşünürdür" tespiti doğrudur ama bu nasıl anlaşıldı? Sol, mutlak gerçeğin sahibidir! Bir ay evvel orta camiinin imamı idi mutlak gerçeğin sahibi, iki ay sonra, hazretin kendisi oluveriyordu. Tutmayın da "devrimci" yazıldı, yoldaş… Ondan başka hiç kimse, gerçeğin hiçbir cüzünü anlayamaz, tarif edemez ve hele uygulayamaz! Neden? E arkadaş Marxist oldu, durduğu yerde… Tarihin başından beri üretilen bütün değerleri bıraktı, yeni değerlere inanıyor artık! Yurttaki ağabeyler, önceden büyük şehre gelmiş hemşeriler, okuldaki ahbaplar öyle diyorlar! Oysa Dialektik yöntemin ilk kuralı gerçeğin mutlak olmadığıdır ama ne gam?!

Peki, kimdir bu mutlak gerçeğin sahipleri? Marx, Lenin şu bu bir hayli tanımlama yapıp, koşul sıralarlar ama bizde kendine "solcuyum" dediği andan itibaren, her aklı kesen! Hiçbir kural ve koşula bağlı olmak şartı aranmadan!

"Solcu muyum? Ben karar verdim ki solcuyum!" o kadar…

O saatten sonra, beyin cerrahının yaptığı ameliyatı da ondan iyi bilirim, uzaya gidip gelen astronottan da dünyayı daha iyi tanırım, Everest Tepesi'ne çıkan yolu da hepsinden iyi bilirim. Neden? E çünkü ben solcuyum, onlar değil…

Çok canını sıkmasınlar, Marx'ın da "modası geçti" der, solu da ondan iyi bildiğimi ileri sürebilir… Muhtaç olduğum kudret, kafamda kendi kendimi solcu ve hatta devrimci zannetmekten gelen, yanılgımda mevcuttur.

Aslında bu, yüz yıllardır hüküm süren köylü tutuculuğunun, başka bir şekle tahvil edilmesidir…

2. Dünya Savaşı boyunca Hitlercilik etmiş gazeteyi "devrimci", Mustafa Suphileri Karadeniz'de boğazlamış, Sabahattin Ali'nin kafasını ezmiş, Nazım Hikmet'i, Kemal Tahir'i, Aziz Nesin'i, DR. Şefik Hüsnü'yü, Dr. Hikmet Kıvılcımlı'yı, Mihri Belli'yi mapushanelerde çürütmüş partiyi de solcu ilan ederim… Keyfimin kâhyası mısınız?

"Devrimci" yazıldığım günden beri, mutlak gerçeğin sahibi ben olduğuma göre de iddiamın "irdelenmesi"ni bile sindiremem… Ya benim dediğim doğrudur; ya da doğru namevcuttur… Ya benim dediğim olur, ya da hiçbir şey oldurmamaya and içerim… Seçim de neymiş?

Lenin, devrimden hemen sonra," İlk göreviniz, Sovyet seçimlerini kazanmaktır" dediydi ama o yeterince devrimci değildi, modası geçti, "halkı kazanmak" gibi ilkeleri olan gerici bir adamdı… Halk da neymiş?

Türkiye'de sol yenilmiyor! Kendini solcu zannedip, hayatı es geçenler çuvallıyor…

Kıbrıs Türk Solu, bunlarla koptuğu oranda başarılı olduğunu unutmasın! Annan Planı günlerinde dönüm dönüm bayrak yollayan yalamalarla yoldaşlık ederek gidilecek yol, onlarınkinden farklı değildir. Gelip kendi meclisimizde, yüzümüze "Kıbrıs Sorunu 1974'te bitti… Şimdi sıra sizi ilhak etmekte" diyen, Canan Arıtkan'la yürüyecekseniz, siz bilirsiniz…

Ve bu halk da cibilliyetsiz…

Kendini hor gören koskoca adamları, beğenmiyor…

Herifler, mutlak gerçeğe sahip! Siz uyuyun…

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.