Bilgi çağının bilgileri

loading
27 Mayıs, Çarşamba
£

8.25

7.40

$

6.78

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

Bilgi çağının bilgileri

Birkaç yıl önce, Prof. Dr. Niyazi Kızılyürek'in bir makalesi çıkmıştı, Yenidüzen'de:

"Bilgi Toplumunun, Bilgisiz Kurumu: Üniversite..."

Yazıyı sakladım... Ama bu Niyazi, yaramaz adamdır... Yirmiüç yaşında yazdığı kitapta ortaya koyduğu kavramların, hâlâ geçerliliğini koruduğunu, Kıbrıs meselesinin pek çok vechesini ilk defa çocuk yaşında onun belirlediği unutulmuştur, çoktan….

Mızır, belâ, huysuz bir adamdır. Hiç işi gücü yok, ne dur ne durak, habire bir şeyler öğrenip, öğretmekle meşguldür...

"Kitap okuma gereksizdir" demiş bir İngiliz üniversite öğrencisi, Niyazi dehşetle aktarıyor... Bizimkiler, kitapçı dükkânlarının kapılarını kırıyorlar maşallah...

Zaman da de tutmuş, "üniversiteler cahillere kaldı..." anlamına gelen, bir yazı yazıyor... Dünya üniversiteleri ha! Bizimkiler sanılmasın...

Bilgi, artık hakikati aramaktan vaz geçmiş; parça başı durum tespiti yapıp, malı götüren şaklabanların eline düşmüş... Böyle diyor, günahı boynuna... Tabii tespit edilen de durumun; tespiti isteyenin, yâni parayı verenin görmek ya da göstermek istediği kısmı... İmiş! Der, o yazıda Niyazi…

"Gerçek" piyasaya düşer, alınır satılır bir meta haline getirilirse, ne olmak ihtimali vardı ki?!

" Ver ücretimi, istediğin 'gerçeği' ben sana yazayım..." Sokrat ile Gelileo Galilei çooook eskilerde kaldılar, mirim... Şimdi "Bilgi" çağındayız ve herkes "uzmanlar" ile çalışmayı öğrendi! Ve benim uzmanım, senin uzmanına beş basar... "Öttürürüm yâni"... Madem ki "gerçek de görecelidir" diye döşeniyoruz... Al sana "bu da benim gerçeğim..."

Bilgi başka, bilgi fetişizmi ise bambaşkadır... "Hakikat"ten önce, ihtiyaçlarımız geliyor artık... Sinoplu Diyojen değil ya bu adamlar... Sen kaç paralık hakikat istiyorsun, onu söyle... Verelim gardaş! Parasıynan değil mi? Kaç önge hakikat isten? Dartalım…

Dünyada artık bu iş böyle olmuş, diyor Kızılyürek! Tabii bizde bilim üretilirken, halâ "mutlak hakikat" aranır ve asılmaya bile gidilse, "gene de dönüyor" denilir... Ne şüphe…

Meselâ yani!

24 Kasım 2007'de Yeni Düzen'de yazmışım bunları… O zamanlar yeni milletvekili seçilmişim, yönetmekte olduğum üniversiteyi bıraktım. Ama konuyla ilgim devam ediyor. Bu konuya neden bulaştığımı da önceden şöyle anlatmışım:

TÜBİTAK'ın, dünyada ve Türkiye'de bilimsel değer taşıyan makale yayınları ile ilgili bir sitesi var. Bütün dünyanın ve Türkiye'nin her yıl içinde yayınladıkları makalelerin dökümünü, o makalelere yapılan atıfları, v.s. veriyorlar.

Örneğin 2005 yılı içinde ABD üniversiteleri 128bin küsur bilimsel makale yayınlamışlar. İkinci sırada İngiltere var, sonra Japonya ve bu böyle gidiyor. Türkiye 19. sırada, hiç de fena bir sıra değil doğrusu. Toplam makale sayısı, 4928... En çok yayın yapan kurum mu? Bir üniversite değil!

Serbest çalışan hekimler!!! 2005 yılı içinde, 442 bilimsel makale yayınlamışlar... Sosyal Sigortalar Kurumu'nda çalışan hekimler de ayni yıl içinde, 71 bilimsel makale yayınlamışlar. Bu da 7 Mayıs 2006'da yayınlanmış! Tıp'ta, fiyatı kadar bilgi yazılamıyor! Kendi serinizin doğrusu olur, olsa olsa…

Oysa bilginin tanımı, olduğu yerde duruyor: a)Evrensel olacak, b)Doğrulanabilir olacak! Ve son yıllarda buna bir de c) Eklendi: Doğrulanabilir olduğu gibi, yanlışlanabilir de olacak… Çünkü bilgi görecelidir…

Ha bunu neden yazıyorum? Etrafınıza bakın, biraz düşünün… Acaba Niyazi Kızılyürek o yazıyı, neden yazmış? O vakitler?

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.