İyi bayramlar

loading
29 Mayıs, Cuma
£

8.40

7.55

$

6.82

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

İyi bayramlar

Bizim delikanlılığımızda, Osmanlı dönemini yaşamış insanlar daha hayattaydı. Özellikle de köşe yazarları… Ben, rahmetli Burhan Felek'in hayranıydım… Adam bir anlatıyor! " Mahmut Şevket Paşa'nın vurulduğu gün, ben Üsküdar iskelesinde, İstanbul'a geçmek üzere vapur beklemekteydim. İki sivil taharri kollarına girip…" diye bir başlıyor! Yahu, Tanzimat Fermanı'nı da dinlemiş mi diye merak ediyorsunuz! İkinci Meşrutiyeti yaşamış ama…

"Bizim zamanımızda bayramlarda…" diye bir girişiyordu ki, Komik-i Şehir Kel Hasan'dan başlayıp, bizim de yetiştiğimiz İsmail Dümbüllü'den çıkarak… Dümbüllü dedim de aklıma geldi. Ben de rahmetli Altan Erbulak'tan dinlemiştim. Her tür kişisel gösteride, seyirciler arasında, sahnedeki adamdan daha akıllı, daha hazır cevap, daha yetenekli olduğundan ama kadrinin bilinmediğinden emin olan tipler var ya? Keşfedilmemiştir de keşfedilmeyi bekliyordur. Sahnedeki adama hasetle bakar ve aklını ispat edip, onu madara etmek için sırasını bekler. Siyasette de vardır böyleleri, kıyamet gibi… Neyse, konu o değil… Bunlardan bir tanesi, İstanbul Emek Tiyatrosu'nda bugünkü deyimle Stand Up asıl adıyla meddahlık etmekte olan Dümbüllü'ye, bir marifet göstermek istemiş. Ki adam madara ola ve kendi de aklını, etrafındakilere, göstere… Rahmetli Dümbüllü, sahnede konuşurken, bu locadan "kütttt" diye sahneye bir hıyar atmış, affedersiniz…

İsmail Dümbüllü, hiç istifini bozmamış! Seyirciler merak içinde acaba ne yapacak diye beklerken, sakin bir biçimde yürüyüp, hıyarı yerden almış. Bir süre inceledikten sonra, " Teşekkür ederim" demiş… " Loca'dan bir beyefendi, sahneye kartvizitini göndermek lütfunda bulundu. Yarın sizi ararım efendim…"

Bir gece de tv'de biri Cem Yılmaz'a marifet göstermeye kalkmıştı… BU tabii Dümbüllü gibi Osmanlı terbiyesi almamış, doğrudan, "Oğlum sen kendini çok akıllı sanıyorsun, benden daha iyi stand up yapacağını sanıyorsun da kıymetinin bilinmediğini düşünüyorsun, değil mi?" dedi… Sonra da, ekledi:" Manyak mı oğlum bu kadar insan da bana bu kadar para veriyorlar? Boşuna mı Ferrari'm var sanıyorsun? Ne istiyorsun oğlum getireyim bu sahneye şimdi?"

Oğlan halâ kendinden emin, oturduğu yerden, "Hadi sahneye bir tren getir de görelim!" demez mi?

Bu aldı eline bir A4 kâğıdı, dürdü büktü, bir kısmını kesti mesti, sonra bir açtı, önde bir lokomotif, arkasında vagonlarla, tren… Efendim? Mizansen mi? Belki…

Ama rahmetli Erbulak'tan dinlediğim Dümbüllü hikâyesi, tamamıyla emprevize idi…

Bakın lâfa nerden başladık, nereye geldik… Biz, bayram yazısı yazacaktık bugün… Günümüz bayram ya?! Bir yandan mangal yanıyor, öteden Ada oyununa ortak olmam için bastırıyor ve ben bayram yazısı yazacam, böyle bir günde… Zaten humusun ekşisi çok kaçmış, asabım bozuk!

Burhan Felek'ten başladık, Cem Yılmaz'da kaldık… Ama kardeşim Lefke'de de Direklerarası yoktu ki, anlatalım. Vallahi, Şanoları falan da yetişmedim… Ama hiç değilse sinsile toplaşırdık eskiden, şimdi mesajla idare ediyoruz… Eh o kadar da olsun napalım?


Hadi iyi bayramlar…

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.