Özdil Nami'nin söylediklerine dikkat edin...

loading
30 Mayıs, Cumartesi
£

8.42

7.57

$

6.82

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

Özdil Nami'nin söylediklerine dikkat edin...

Yoğunluk içinde, uzun zamandır "yazacağım" diye kafamda kurduğum ama bir türlü kaleme alamadığım (Ne güzel lâf? Bilgisayar bunu da mı öldürsün?) konuyu, bu sabah Dışişleri Bakanı Özdil Nami'nin bir açıklamasını okurken, birden hatırladım… Sayın bakan, diyor ki: " Rumlar'ın da üyesi olduğu AB'nin açıklamalarının tarafsız olmasını bekleyemeyiz…" Haklı…

"Bunlar tek başlarına üye olurlarsa, başımıza neler gelecek?" konusunu on yıl önce tv kanallarını gezerek sabahlara kadar konuşmuş olmaktan gelen bir rahatlıkla, sevgili Özdil Nami'nin söylediklerini, yadırgamadım… Ben, Özdil'i zaten yadırgamam, kendisi de biliyor… Sadece aklıma şu geldi: Daha bir sene önce, bu ayni adam, " Birkaç ay içinde bu iş biter" diye Amerika'larda demeçler vermiyor muydu?

Sıradan okur, şimdi " Lâfı evirip çevirip, bakanın kafasına giydiriyor" diyecek ki hiç de öyle değil… Özdil Nami'yi bilen bilir… Ne düşünüyorsa, onu söyler… Yâni, geçen sene bu işin birkaç ayda bitebileceğine gerçekten inanıyordu, öyle konuştu… Son birkaç aydır, Rum tarafının çözüme değil, zaman kazanmaya çalıştığına kâni oldu, böyle konuşuyor!

Nerden mi biliyorum? Eskiden ayda bir toplanıp yemek yediğimiz bir grubumuz vardı, son zamanlarda aksattım, gidemiyorum… Görüştüğümüz de yok demek istiyorum… Kendisiyle bir şey konuşmadım! Kendimden biliyorum, kendimden...

Annan Planı tartışılırken, her gece bir tv kanalında nasıl esip gürlediğimi, bilen biliyor… Kabul edilmeliydi! Daha iyi bir öneri, önümüze gelecek değildi… Şiddetle taraftardım… Merkez üssümüz Doğan Harman'ın programı olmak üzere, o dönem bir grup aydın, tozu dumana kattık… Ben Türkiye kanallarına bile çıkıp, "kabul edilmelidir" diye, bar bar bağırdım… İki ayrı ulusal kanalda…

O şamatanın içinde, sonradan arabasının camına "Ne" yazdığı için, otomobili allem kalem edilen bir Rum dostuma sordum: " Be arkadaş, bizden evet çıkacak ama sizden ne çıkar?"

"Engadalava manamu!" dedi…

Sonra, bildiğiniz tiyatrolar oynandı, AKEL MK' evet dedi! Disi de öyle dediğine göre, bu %70 kabul oyu anlamına geliyordu bu… Yoldaşlar, Akritas Planı'nın yazarı Papadopulos'la ortak hükümet kurabilmek için, politbüro'yu topladı, binbir yalanla, Hayır dedirtti… İddia, Vasiliu'nun…

O furyanın sonunda milletvekili de olduk, daha ayrıntılı görüşmelere de tanık olduk… Adam gitti İslam Konferansı'na müracaat etti, üye olacakmış! Bizi kapıdan koymasınlar… Mısır meclis başkanına sordum: " Ekselans, bunlar Ortodoks hristiyan! Alın kilseler birliği toplantısında Kliridis'in sözleri: ' Kıbrıs hristiyanlığın en doğudaki kalesidir'! Ne işleri var burada? Ne üyesi?"

Mısırlı "Ama bunların Müslüman vatandaşları da var!" dedi… Mesel gibi!

"O Müslüman vatandaşları da işte ben temsil ediyorum! Kıbrıs Anayasası'na göre, yoldaşım Hristofyas'ın iktidarında, kabul ya da red bir tek Müslüman oyu yoktur! Hristiyanlar seçer cumhurbaşkanını da hükümeti de… Onun için ben de ayrı bir otorite olarak, Müslümanları temsil ediyorum işte… Beni atıp onları mı alacaksınız? Ben de Dünya Kiliseler Birliği'ne mi gideyim?"

Bir şey diyemedi, desteğini geri çekti…

Bu dolabın sonunda, tek başlarına AB üyesi oldukları gibi sonra da Hristofyas döneminde, dönme dolaba tahvil olup, anlaşılan şeyleri bile gizleye gizleye, şu mahut hidrokarbon meselesine girdiler… Şimdi, sen sağ ben selâmet… Zamana oynuyorlar… Güzel…

İyi de hangi "zaman"a? Eşref vakti ne "zaman"dır?

Artık çok bellidir ki "Türkiye'nin bileğini bükebilecekleri bir zaman"!

Yâni, "çıkmaz ayın son çarşambası"! Çünkü 1071'den beri o zamanı beklerken, Konya'yı, İstanbul'u, İzmir'i, Trabzon'u da kaybettiler, o "zaman" hiç gelmedi… Bin sene… Bin sene daha bekleyecekler demektir bu…

Hulâsa?

Bunların çözüm mözüm istedikleri yok! Kompleks jimnastiğidir yaptıkları…

On sene içinde, benim anladığım budur, onun için yoğurdu üfleyerek yerim artık… Geçen sene böyle söylerdin, bu sene böyle… On sene önce ne derdin, bugün neden? Diye sormanın anlamı yoktur… Her muhatap olan, bunu görüyor…

Benim bir gram güvenim kalmadı… Gördüklerimden dolayı…

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.