TARİHİ ÇARPITMAK

loading
4 Haziran, Perşembe
£

8.47

7.57

$

6.75

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

TARİHİ ÇARPITMAK


Geçen gün yerel basında, bir makale çıktı! Çocukluğumdan beri okumaktan büyük bir zevk aldığım gazeteci ağabeyimiz Ahmet Tolgay, genç bir tarihçinin bir TV kanalında TMT ile ilgili olarak söylediklerini ele alarak, genç dostumuzu eleştirdi ve bilgisinin çoğunun yanlış olduğunu ortaya koydu!

Sayın Ahmet Tolgay'ın karşı çıktığı ve benim de yüzde yüz ona hak verdiğim görüşler, onun yazısından öğrendiğimize göre şunlar:

1- TMT, EOKA faaliyete geçtiğinde devreye konulmak üzere Ankara tarafından kuruldu. (Doğrusu, TMT Ankara'ya rağmen kuruldu!)

2- Rauf Denktaş ve Burhan Nalbantoğlu Ankara'ya çağrılarak, kendilerine TMT misyonu tebliğ ve tevdi edildi. (Doğrusu: Yukarıdaki iki isim TMT'yi Ankara'da anlatabilmek için aylarca çırpındılar, hatta bir ara, Nalbantoğlu'nun infazı kararı bile çıktı! O zaman Genel Kurmay 2.Başkanı olan Org. Cevdet Sunay araya girmese, gitti, giderdi...)

3- Türk toplumunun o günlerdeki temsilcisi Mehmet Ertoğruloğlu, Kıbrıslı üniversite öğrencilerinin TMT'ye kaydını yaptı. (Doğrusu: TMT'nin kuruluşundan çok sonra, Ankara Zir kampında askeri eğitim verilmeye başlandığı zaman, üniversite öğrencileri kendi aralarında örgütlendiler. Örneğin İstanbul'da bu işin başını Harid Fedai çekiyordu...)

4- TMT Kıbrıs İstirdat Planı'nı gerçekleştirmek üzere kuruldu! (Doğrusu: TMT kurulduktan epey sonra, 1958 Haziran olaylarından başarı ile çıkınca, nihayet güven duyan Ankara, işi Özekl Harp Dairesine havale edince, böyle bir plan orada yapıldı!)

Ahmet Tolgay abimiz, TMT'nin bir mensubu olarak, TMT ile ilgili birçok doğruyu ortaya koyduğu yazısında, genç dostumuzu eleştirerek, tarihi çarpıtmakla suçladı ve tarihin çarpıtılmaması gerektiğini de haklı olarak ileri sürdü!

Bizim tarihimiz çarpıtılıyor mu?

Bu sorunun yanıtını vermeden önce, bir soru daha sormalıyım:

"Bizim tarihimiz var mı?"

Bizi yönetenlere göre, bizim bir tarihimiz yoktur!

Bizim bir tarihimiz olmadığı için de geçmişte yaşananları, olduğu gibi değil de onların, olmasını istedikleri gibi yazmalıyız ve biz, genel Türk tarihinin gereksiz bir ayrıntısı olarak, yaptığımız ve başardığımız işleri de yapması gerektiği halde yapamayan, başarması gerektiği halde başaramayanlara atfetmeliyiz! "Biz yaptık" dersek, bu nankörlük olur! Bir düşünün bakalım, devletin kaynakları kullanarak basılan bunca Kıbrıs Tarihi kitabında, Ahmet Raik Bey'e, Necati Özkan'a, Faiz Kaymak'a, Con Rifat'a, Fadıl Niyazi Korkut'a ayrılan kaç sayfa var? Tarih, geçmişi bugünün bilgisi ile yeniden inşaa edip, ondan ders alma sanatı ise (ki pek çok tanımından, benim katıldığım budur) bizim "tarihçilerimiz" o geçmişin yüzde kaçını, geçmişin tümü olarak sunmaktadırlar yıllardır? Tarih, bugünün bilgisi ve bugünün dünya görüşü ile geçmişten elde edilebilen olayları ele alarak, o olayları kendi cereyan ettikleri koşullar içinde değerlendirmektir! Ama bizde resmi tarih yazıcılığı, (buna üniversiteler de dahildir, isteyen istediği kadar bağırabilir!) geçmişi, bugünün koşullarında ele alıp, bugünün egemenine yaranmak için, tarihi onunla başlatmak ve güncel politik iddialara geçmişten argüman yaratarak paye koparmaya yönelik olduğu için, gençlerin tarihi doğru öğrenmesinin ve "öğretmesinin" önü, tıkalıdır.

Sevgili Tolgay'a en az iki tarihçi gösterebilirim ki " takdir-i şahane"ye muhatap olup, saray soytarılığı yaparak, değil sadece TMT'yi, nerede ise içtiğimiz suyu da götürüp Ankara'ya bağlamayı yıllardır sürdürüyorlar ve kitaplarını da devlet basıp basıp, dağıtıyor! Mücahitler Derneği, Şehit Aileleri ve Malül Gaziler derneği ve bilumum "şükrancı" kuruluş, bir günden bir güne, "bunu biz kurduyduk be arkadaş" demiş de biri işitmemiş midir? Eski TMT'ciler, eski "Volkan"cılar nerede ne zaman TMT'yi kendilerinin kurduğunu yazmışlar da bu gençler okumamış? Neden doğru dürüst bir TMT tarihi yok? Niçin anılarını yazmak bile, elli yıl sonra bugün "yasak" kabul ediliyor? Ve neden İsmail Tansu'dan başkası anılarını yazmaya bile cesaret edemiyor? BU halkın, bu adada ayrı ve özgün bir kimlik sahibi olduğunun bütün dünyaya, EOKA'ya ve İngiliz sömürge yönetimine "medazori" kabul ettirildiği; Zürih andlaşmasının ruhunu ve bugün de ayrı bir halk olmamızın zeminini oluşturan Haziran 1958 olaylarından habersiz bir emekli subay; direniş tarihimizi yazıyor! "TMT ve Kıbrıs'ta Türk direnişi benimle başladı" anlamında sayfalar dolduruyor! Ve bir allahın kulu, o sağa sola bulaşmaya sıra geldiğinde attıklarında mangalda kül bırakmayan anlı şanlı direnişçilerimiz de "tıss" çıkaracak; kendi eserlerine sahip çıkacak yürekliliği gösteremiyorlar!

Böyle yapıla yapıla, olmaya ki o EOKA'yı pes ettiren direnişin tarihinin TMT'nin kurulduğu iddia edilen 1Ağustos 1958'den önce olduğu farkedilir diye, 1958 Haziran'ı bile unutturuldu... 27-28 Ocak, yıllarca kutlanmadı, unutulmaya terkedildi!

Hangi "resmi" tarih kitabında, 1906'da Türk ulusçuluğunun yolunu döşeyen, Bakü'de yayınlanan Füyuzat dergisinin yazı kurulu üyelerinden birinin, Lefkoşalı Ahmet Raik Bey olduğu yazılı? Hangi "resmi tarih" yazarı, l.TBMM Hükümetinin programını, yani Mustafa Kemal'in ilk hükümetinin programını Kıbrıslı İktisad Vekili Sırrı Bellioğlu'nun kaleme aldığını, yani yalnız teorik değil; politik Türk ulusçuluğunun da öncüleri arasında bir Kıbrıslı Türk'ün bulunduğunu yazıp gençlere duyurmuş bugüne değin! Hangi lise tarih kitabında Mehmet Emin Paşa ve Kâmil Paşa'ya özel bir önem verilmiş? Devletin bastırdığı hangi kitapta, Volkan ve 9 Eylül Cephesi hakkında bilgi var? Ulus Ülfet'in kim olduğunu biliyor mu bugünkü gençler? Doğan Harman'a sövmekten, dayısı Kubilay Altaylı'yı, İsmail Beyoğlu'nu, Mustafa Ertan'ı anlatmaya vaktimiz mi var? Oğlu anılarını yayınlatmasa Necati Özkan'ın dövülüp kör edilerek siyaset sahnesinden uzaklaştırıldığı bile unutulacak değil miydi? Ya Faiz Kaymak? BU halkı dünyaya tanıtmak üzere ta Amerikalara giden ilk heyetin aktif üyesi, Ahmet Mithat Berberoğlu'nun, sonradan vatan haini ilân edilmesi? Ya KATAK'daki Dr.İhsan Ali, Dr. Küçük çekişmesinin nedeni? Hangisi yazıldı bunların? Ve bütün bunlar olmadan, nasıl bir Kıbrıs Türk Tarihi olabilir? Tarih diye, birilerine yaranma risaleleri yazıp yayınlanırken ses çıkarmamak, daha mı az sorumluluk yüklüyor insana?

O genç tarihçiye "tarih" diye sunulan hangi resmi kabul görmüş kitap, bunları yazıyor da o çocuk, bunları öğrenmedi?

Bana kalırsa, sayın Tolgay ve benzerlerinin boynunun borcu, gençler hata yaptığında onları eleştirmekten çok, bu çok iyi bildikleri konuları artık yazmalarıdır. Benim hafızamda, o su borularından yapılma bombaların, dümen millerinden tüfeklerin, kuburların TMT'si taptaze duruyor! Bilmeyenin hata yapması çok doğal! Ya bilip de susmak?!


NOT:
Sözkonusu genç tarihçi ile 10.8.2003 günü görüştüm. Kendisi sayın Tolgay'ın ala aldığımız yazısında da belirttiği gibi, programın tümünü dinlemediğini, itiraz edilen bölümün, kendi görüşleri olmayıp, İsmail Tansu'nun, benim de andığım kitabındaki iddialar olduğunu, o esnada kendisinin o kitaptaki iddialardan bahsetmekte olduğunu söyledi! Ve yukarıdaki yazıda, benim de iddia ettiğim gibi, bilenlerin bunların doğrusunu neden yazmadığını sorduğunu söyledi! Dahası, genç tarihçi dostumla, sayın Tolgay'ın bir yanılgısını daha konuştuk! Tarih bir yaz boz tahtasıdır! Bunun böyle olduğunu bilmeyen hiçbir ciddi tarihçi yoktur! E.H. Carr, "tarihten önce tarihçiyi inceleyin" der! Zira tarih eninde sonunda bir kurgudur ve yazarının zihnine bağlıdır! Tarih metodolojisinin elifbasından haberdar olan herkes bunu bilir! Sayın Tolgay, "objektif bir tarihsel çekirdek var" sanıyor! Yoktur! Biz geçmişin çok küçük bir kısmının, bugüne aktarılmış daha da küçük bir kısmı üzerine yorumlar yapıyoruz ve ona da tarih deniliyor! Bunun bütün bir geçmişi objektif olarak yansıttığını kim ileri sürebilir?

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.