Tarihe kısa bir bakış ve IŞİD 1

loading
2 Haziran, Salı
£

8.51

7.59

$

6.81

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

Tarihe kısa bir bakış ve IŞİD 1

Birkaç ay oldu… Hasan Erçakıca, bir akşam programına konuk olmamı istediydi… Programda, Selefilik ve İŞİD'i konuşacaktık… Memnuniyetle kabul ettim… Ama arkasından bir hastane rallisi başladı ki aklınız durur. Altmış yıldır doktora uğramamamın hesabını vücudum benden çok fena soruyor. Ya da bunca senedir hiç şikâyeti olmamanın bedelini ödüyorum. Hasan da herhalde beni rahatsız etmemek için, devamını getirmedi. Oysa ben de "Hasan'ın TV programını 'expired date' yapmamak için" bu konuyu yazmadım… Önceden zaten yazdığınız bir konuyu çıkıp konuşmak, bana çok anlamlı gelmemişti…

Gelelim, IŞİD'e… Irak Şam İslam Devleti… Adından da görüleceği gibi, mesele Irak'ta başlıyor… Geçen gün yayınlanan yazıda, Osmanlı döneminde orada birbiri ile alâkasız, üç vilayet bulunduğunu yazmıştık: Tüekmenler ve Kürtler'in yaşadığı, Sünni Kerkük; Şii Araplar'ın yaşadığı Bağdat ve Sünni Araplar'ın yaşadığı Basra… İngilizler, 1. Savaş'ın sonunda, Arap Kralı yapmak vaadiyle kandırıp Osmanlı'ya ihanet ettirdikleri Şerif Hüseyin' sadece Hicaz Kralı yapabilmişler, ama ayıp olmasın diye, iki oğluna da birer olmayan Krallık "uydurmuşlar"dı… Mezopotamya'daki üç Osmanlı Vilâyeti'nden yaratılan Irak'a Faysal ve Suriye'nin güneyinde, Filistin toprakları üzerinde, Ürdün'e de Abdullah bin Hüseyin biraderler kral "tayin edilmişlerdi"…… Mekke Şerifi Hüseyin'in hatırı için kurulan bu "devletlerin" üzerinde bulunduğu topraklarda, değişik karakterli Arapça konuşan kabileler yaşamaktaydı. Ne birinde ne ötekinde, ve hatta ne de Suriye'de ve Lübnan'da, ne o gün ne de bugün, "ulus" anlamında bir siyasi birlik yoktu… Bedeviler, Fellahlar, şehirli Araplar, Türkmenler, Kürtler, Ermeniler,hatta Yahudiler'den ibaret azınlıklar… Sünni İslâm, Şii İslam, Hristiyanlık, Ortodoksi, Katolisizm, Musevilik! Ortada ulus yoktu ki ulus devletler olsun ve krallık altında bile olsa demokrasi gelişsin… Nitekim Şerif Hüseyin'in kendi "krallığını" birkaç ay içinde en önemli rakibi olan bir başka kabile reisi Suud'a kaptırdı. Oğlu Abdullah, devrilip hayatını Kıbrıs'ta tamamladı… Faysal'ın iktidarı devam etti ama onun oğlu olan 2. Faysal, Irak'ta resmen katledildi… Hicaz ve Ürdün'de krallıklar devam ediyor ama demokrasi yok tabii… Irak ve Suriye'de güya cumhuriyet var ama çıkara çıkara, Saddam veya Esad türü diktatörler çıkarıyor… Demokrasi ne demek? Toplumun öyle bir talebi yok! Daha o aşamada değil… Bakın, Mısır farklı…

Irak'ta darbe olup da krallık yıkılınca, "batı" kimin müdahale etmesini istedi? Hadi bilin bakalım? Efendim, Türkiye'den istendi bu görev… Neden? Irak "kraliçesi", Osmanoğlu hanedanından Prenses Fazıla olmakla, Türk'tü! Genç kral Faysal, damadımızdı… Ve başbakan Nuri Sait Paşa da eski bir İttihat Terakki ve hatta Fedai-i Zabitan mensubu olmakla, zamanın cumhurbaşkanı Celal Bayar'ın eski parti yoldaşı ve arkadaşıydı! Menderes, hiç "hart hurt" demedi! Tam müdahale etmek üzereydi ki Nuri Sait Paşa'nın yakalanıp öldürüldüğü haberi geldi… Sovyetler Birliği de Irak'a girenin karşısında kendini bulacağını ilan edince, müdahale akim kaldı… "Ertelendi…"(!)

Irak'taki elli yıllık BAAS partisi iktidarında, yöneticilerin tümü, Sünni Müslüman Araplar idi… Oysa nüfusun çoğunluğu, Şii Müslüman Araplar, Sünni Kürtler, Sünni Türkmenler ve Hristiyanlar'dan oluşuyor. Suriye'de ise tam tersi! BAAS gene BAAS ama nüfusun çoğunluğu Sünni Araplar, Dürziler, Sünni Türkmenler, Hristiyanlar olduğu halde, yöneticilerin hepsi, Şii Araplar'dan çıkıyor…

Orta Doğu'da bilindiği gibi; Şiiliğin hamisi İran, Sünni tutuculuğun hamisi ise Suudi Arabistan…

İşte bu koşullarda, ABD Saddam'ı devirip yeni bir düzen kurmak için Bağdat'a girdi… Yürürlükte olan nizamı yıkmak, çok kolaydı ama yerine yenisini kurmak, o kadar değil! Çünkü, ne devlet, ne toplum ne yönetim anlayışı, batıdaki ile uyum içinde! Olup biteni anlamak bile bir mesele…

Yerimiz doldu, yarın devam edelim…

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.