İngiltere ve Avrupa'da Birlik

loading
11 Ağustos, Salı
£

9.47

8.52

$

7.24

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

İngiltere ve Avrupa'da Birlik

Bu İngilizler, böyle "datsız" bir millettir!

Avrupa'ya (siz bunu Almanya diye okuyun) rest çekmişler… Bu ilk değil ki… İngilizler'in bütün kıt'a Avrupa'sına ilk rest çekmeleri değil bu… Huylarıdır, hep yaparlar…

Bundan altı yüz yıl evvel Avrupa gene birleşmek üzereydi! Kime karşı? O zaman ne ABD var, ne de Rusya! Üzerinize afiyet, Osmanlı'ya… Kutsal Roma Germen İmparatorluğu, Vatikan'ın desteğinde, İspanya'yı da ele geçirmiş, bir tek Avrupa haline gelmek üzereydi! II. Bayezit, Yavuz Sultan Selim zamanları falan… İngiltere'de, Tudor hanedanından VIII.Henry kral "oluverir"! Kral adam! Evli ama oğlu yok! Hanımı boşayıp, nedimeleri arasında olan bir başka hanımla evlenmek ister. İster ama ortada Katolik Nikâhı var. Papanın, özel izni olmazsa, eş boşamak, mümkün değil… Papa, bu izni verir! Yani yukarıda elbette Allah vardır ve o inanca göre karı boşamak yasaktır ama, İngiltere kralının almak istediği nedime hanım da biraz güçlü bir hanım! Alman Roma Germen İmparatoru'nun teyzesi! Ne yapsın, Papa?

Kral Henri, papanın izni ile ilk hanımı boşar; ikinci hanımı nikâhlar geçer tahta oturur. Artık ilkinin bedduası mı tutar ne olur bilinmez, hanım 6 doğum yapar ama bir kız haricinde, bütün çocuklar ölür. VIII. Henry'nin erkek varisi yoktur… " Benim veliahtım kim olacak?" ! Kraliçe'nin nedimeleri arasından eş bulmaya bir defa alıştı ya? Yeni bir tanesini yola koyar… Erkek evlât niyeti ile (kötü niyet yok adamda, naspın?) ikinci hanımı da boşayıp, üçüncüyü almaya kalkışır. Haliyle gene Papa'dan izin alması lâzım! Papa, Alman İmparatoru'nun teyzesini boşamasına izin vermez! Dedik ya? Bu İngilizler, değişik bir millet? VIII. Henry, Papa'ya "Yürrüüü." der, hanımı idam edip; dul kalır! Dinde, "dul adam evlenemez" diye bir kural mı var? Bir yandan Papa, öteki taraftan da Almanlar küplere binerler, Vatikan İngiltere Kralı'nı aforoz ettiğini ilân eder. O da Papa'nın "Roma Piskoposu" olduğunu ilân ederek, İngiltere'de hükmü olmadığını, kendisini de aforoz mafaroz edemeyeceğini, bildirir. Üçüncü hanıma nikâhı bastığı gibi Canterbury Piskoposu'nun öncülüğünde, kendi memleketinde yeni bir kilise kurduğunu (Anglikan Kilisesi) dünya aleme beyan eder. The Church of England… Halâ da İngiltere kilisesi, budur… Katoliklik, şurda kalsın… Adam Protestan da olamazdı ki! O da Almanlar'ın icadı… Bunun kellesini vurduğu hatun da Alman İmparatoru'nun teyzesi! Nasıl onlara katılsın?

Dini kitabı değiştirip, dünyaya meydan okuyarak evlendiği hanım erkek evlât da doğurur ama genç yaşta hastalanıp ölür. Henri, beş altı evlilik daha yapar… Kral adam, boş mı duracak?

Ondan sonra, bir daha İngilizler'in kanı; ne Almanlar ne de Fransızlar (onlar da Katolik) ile aynı kazanda kaynamaz… Avrupa Birliği meselesi de birkaç yüzyıl sonraya ertelenir…

İki yüzyıl sonra, Fransa'daki Büyük İhtilal'den sonra, ülkenin başına geçen Napoleon Bonaparte, bütün Avrupa'yı süpürür. 1805'te İspanya açıklarında gene bu İngilizler'in donanması, Trafalgar'da; Fransız donanmasını perişan ederek, kendi adalarına yaklaştırmaz. Birkaç yenilgiden sonra Avusturya Başbakanı olan Prens Klaus von Metternich'in Fransa ile anlaşmadan başka bir yol bulamaması sonucunda, gene bir Avrupa Birliği düşüncesi ortaya atılır. Maternich, Osmanlı'yı da bu birliğin önde gelmesi lâzım gelen bir üyesi olarak yorumlar ama birlik'in, Napoleon'un da katılımı ile Viyana yönetiminde, Alman egemeliğinde olması icap ettiğini ileri sürer. Prusya bundan elbette hoşnut kalmaz. Derken bu İngilizler, 1815'te Belçika'daki Waterloo'da, Fransız ordusunu darmadağın ederek, Napoleon'u bir daha yenerler. Ne birliği? Matternich de susar oturur, Avusturya'nın yerine Germenik egemenlik, Birmarck ile Prusya'nın eline geçer… Birlik, İngilizler sayesinde, gene kalır…

1963 ve 1967'de De Gaulle'ün iki defa İngiltere'nin üyeliğini veto etmesinin, esbab-ı mucibesi anlaşılıyor mu? " Kültürleri farklıdır" diyerek… İngiltere'nin AB üyeliği, nerede ise KKTC ile yaşıttır! 1973'te üye olabilmiştir o da ne kadar üye ise… Schengen'e taraf değil, ulusal parasını koruyor, v.s.

Şimdi gelelim bu satırların yazarının AB'a bakışına:

Egemenliğin ortak kullanıldığı ulus ötesi bir Avrupa birliğine ben taraftarım. Belki de insanlığın bin yıldır savaşmasının önüne geçerdi, öyle bir proje… Ama ne Anglo Saxon, ne de Franko Germen bir egemenlik plânı, öyle bir birliğe cevaz vermiyor, işte… Daha Ortodoksları, Müslümanları falan hesaba katmadım. Ulus ötesi bir ortaklıktan söz ediliyor ama unutulmaması gereken, henüz ortada bir tek ulusötesi devlet, yok! 28 tane "ulus devlet" var! 19.yy'da olmayınca, Matternich tilmizleri, Osmanlı'yı Avrupa'dan kovarak, bir hristiyan birliği oluşturulmazsa, olmayacağını söylediydiler. Osmanlı çıktı! Ne oldu?

Söylenen insani değerleri, öteki halklar ve kültürleri "tufaya getirmek" için değil de inanarak söyleseler, belki de olur! Ama kimse kimsenin çıkarı için kendi kültürünü satmıyor. Altı yüz yıldır deneniyor, daha olmadı… İnşallah olur… Temennim bu ama gerçek de ortada duruyor işte…

Bu ilk değil ki!

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.