Karışık işler bunlar…

loading
1 Haziran, Pazartesi
£

8.44

7.59

$

6.81

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

Karışık işler bunlar…

Siyaset ve İktidar kavramları var olabilmek için, insanların kendilerini düşünmelerine muhtaçtırlar. Yâni, insanlar böyle bir gereksinim olduğunu düşünmeden önce, ne siyaset vardı, ne iktidar. Bunların ortaya çıkması için, gerekli önkoşullar da vardır. İktidar düşüncesinin ortaya çıkabilmesi için,

O toplumda iş bölümünün oluşmuş olması,

Toplumun, merkezi bir güç tarafından yönetilmeye gereksinim gösterecek kadar yeterince büyümüş olması,

Yöneticisini veya yöneticilerini besleyebilecek kadar, artık ürün üretebiliyor olması gereklidir.

Bu noktada, bir başka konuya da değinmek zorundayız. Bizim çok uzun yıllar, Engels'ten aktararak, Devlet'in ve dolayısıyla, İktidar'ın sınıflı toplumla ortaya çıktığına ilişkin iddiamıza. Engels sözkonusu iddiasını, Ailenin, Devlet'in ve Özel Mülkiyet'in Kökeni adlı eserinde ortaya koyarken, verilerini bilindiği gibi Morgan'dan alır. Morgan'ın Kızılderililer üzerine yaptığı çalışması, önemlidir ama ondan sonra gerek Malinowski'nin Malinezya yerlileri arasında yaptığı çalışmalar, gerekse Weber ve Durkheim'in sosyolojiye katkıları, iki şeyi ortaya koymuştur:

Kölecilik öncesi "sınıfsız" toplum, mülkiyetin kömünal paylaşıldığı bir toplum değildir. Bu tam bir "mülksüzlük" hali de olabilir. Ve Devlet, sınıflı toplumla ortaya çıkmamıştır. Neolitik Çağ'dan yani Cilalı Taş Devrinden beri, devlet vardır.

Devlet'i yönetmek faaliyeti olarak iktidar da iş bölümü anlamında farklılaşmış bir toplumda, merkezileşmiş bir güç kullanma tekelinin, meşrulaştırılmasıdır.

İktidarın meşruiyeti hakkında düşünmüş, bir şeyler yazmış bütün düşünürler, teslim ederler ki devletin ve iktidar fikrinin ilk defa ortaya çıktığı Mezopotamya'dan beri, yönetenlerin meşruiyetinin kökeninde, yönetilenlerin onlara bu hakkı tanıması yatır. Yani, yönetmekte olduklarınız, sizin kendilerini yönetmeye hakkınız olduğunu düşünmezse, siz o toplumu yönetemezsiniz.

Weber, "Her egemenlik durumunda ekonomik araçlar kullanılmaz; her egemenlik durumunun ekonomik amaçları olduğu daha da az söylenebilir."demekteydi.

Althusser'in devletin topu tüfeğinin yanında olmazsa olmayacağını söylediği "İdeolojik Aygıtları" bunu sağlamaya yöneliktir. Gramsci'nin "Hegomonya"sı da bunu anlatır. Ve derler ki: Eğer siz, kendinize ait ve yönetenlerinki kadar güçlü bir başka "ideolojik mekanizma" veya "hegomonya" oluşturamazsanız, yani halkın çoğunluğu, sizin kendini yönetme hakkınız olduğuna ikna edemezseniz, onu yönetemezsiniz. Tabii bu kavramı açıklamak da lâzım… Egemenliği kullananlar, devletin topunu tüfeğini kullanırlar ama bu yönetmeye yetmez! Yönetebilmek için, Gramsci'ye göre "kültür"e de egemen olmak gerekir. Althusser bunu "ideolojik aygıtlar" başlığı altında, "kilise (siz din diye anlayın), hukuk, eğitim sistemi, adet ve gelenekler vb." diye tarif eder.

Max Weber ki siyaseti "zor kullanmak" diye tarif eder, aşağı yukarı ayni kapıya çıkacak, iktidarın yani yönetme hakkının altında yatan gücün, "kudsiyet" olduğunu söyler. Durkheim, ilk aşamada " toplum… biz diye yarattığı bir kutsallık etrafında örgütlenmiştir."der. "Kurumsallaşmış siyasi iktidara uzanan süreç, insanların dinsel yapılarının farklılaşmasından ibaret bir süreçtir."1fikrine de katılır…

Geçen hafta Türkiye'de olanlara bir de bu gözle bakınca, anlayacaksınız ki eskiden Türkiye toplumu, eline silahı kapıp sokağa çıkanın yönetme hakkı olduğuna inanmaktayken, artık bunu reddediyor. Bilgi çağının, internetin, sayısız iletişim aracının toplumu nasıl etkileyeceğini düşünmemek, hayatla çelişti.

Yönetilenler size yönetme hakkını teslim etmeden, onları yönetemezsiniz…

1 - age s. 181

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.