Her yeni duyulan yeni değildir…

loading
29 Mayıs, Cuma
£

8.42

7.57

$

6.82

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

Her yeni duyulan yeni değildir…

Üniversitede Etik dersleri veriyorum, malûm…

Gerçi mesleki etik konuşuyoruz gençlerle ama kısa da olsa, giriş anlamında da olsa, ahlâğın genel felsefesini anlatmadan, bir mesleğe tatbikini konuşmak, imkânsız. Son birkaç yıldır, her zamandan fazla düşünce dünyasına dalınca, etrafınıza da dünyaya da bir başka açı ile bakmayı, alışkanlık haline getiriyorsunuz. Kafanızdaki tabulardan da soyunmanız, mümkün… O zaman ne oluyor? Önceden görmediğiniz ya da görseniz bile bilince çıkarmaya cüret edemediğiniz bir hayli ayrıntının farkına varıyor, her zamankinden daha eleştirici oluyorsunuz. Hatta, kendinizi de her zamandan çok eleştirmekte olduğunuzu fark ediyorsunuz, gecenin bir saatinde…

Son zamanlarda, dikkatimi bir şey çekti… Facebook sayesinde! Herkes her düşündüğünü oraya yazınca filozof oluyor ya? Dikkatimi çeken şey, şu: Bir hayli insan, bir hayli şeyi ilk kendinin aklettiğini sanmaya başladı. Hani birisi de dedi ya: " Bilmediğiniz bir şey, siz bilmezsiniz diye yok olmuş olmuyor." Diye? Tabii hiç bilmediğimiz, hiç düşünmediğimiz, hiç ilgilenmediğimiz bir konuda; altmış yaşımızda aklımıza bir şey gelir de o konuyu hiç bilmemeye, hiç düşünmemeye ve hiç okumamaya devam edersek, nerden bileceğiz ki o bizim şimdi aklettiğimiz, aslında insanlık tarafından bin yıl önce düşünüldü, söylendi ve dahi yazıldı da…

20.yy'ın ünlü İngiliz düşünürü Bertrant Russel der ki: " Batı uygarlığı, Platon'a düşülen bir dipnottan ibarettir."

Neymiş? Bizim Batı'dan şimdi duyduğumuz bazı şeyleri, Platon üç bin sene önce söylemiş! Üç bin senedir kitaplarını her okuyan da meğer biliyormuş! Bizim şimdi duymuş olmamız, meğer ne yeni, ne de ileri yapıyormuş her yeni duyduğumuz şeyi… Birkaç bin yıldan beri binlerce defa olumsuzlanan bir düşünce de olabilirmiş!

Örneğin bizim kuşak, dialektik yöntemle düşünmeyi duyduğumuzda (anladığımızda değil) yirmili yaşlarımızın başlarındaydık. Oysa Karl Marx diyalektiği iki yüz yıl önce bir daha tarif etmiş, Hegel de ondan nerdeyse yüz yıl önce hatırlatmıştı! İbn-i Haldun, Mukaddime'sinde " Tarih bir durumdan duruma geçişler bütünüdür" diyeli beş yüzyıl, Heraklitos "Bir nehirde iki defa yıkanılmaz" diyeli de birkaç bin yıl geçmişti… Biz daha "yeni" duyuyor ve dünyayı keşfettiğimizi sanıyorduk…

Son zamanlarda aklıma bunları getiren, sosyal medyamızdaki "tartışmalar"dır. Bazılarımız sanmaya başladık ki: " Ben bir şey istiyorsam, o şey hem haktır, hem de ahlâkidir!"

Oysa bu zehap, ortaya yeni çıkmış bir anlayış değildir. Taa Eski Yunan'da Epiküros diye bir düşünürün ortaya koyduğu bir felsefe idi, tarih içinde bin defa doğru olmadığı kanıtlandı! Bir şeyi ancak şimdi zannedince, o şey ne yeni oluyor ne de "ileri"! Birçok "eski" ama doğru ve "ileri" fikir olduğu gibi, tersi de doğru! Hem eski hem geri hem de yanlış olması da mümkündür pek çok "yeni" sandığımız fikrin…

Mevlâna'ya dönsek mi?

Dünle beraber gitti, cancağızım,
ne kadar söz varsa düne ait.
Şimdi yeni şeyler söylemek lazım.

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.