Hiçbir şeyin değilse adın Türkçe...

loading
31 Mayıs, Pazar
£

8.42

7.57

$

6.82

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

Hiçbir şeyin değilse adın Türkçe...

1990'larda gene Almanların ön almasıyla, kırk Türk, kırk da Rum entelektüel, Lidra Palas'ta bir toplantıya çağrıldıydık. 74 sonrasında, sivil Kıbrıslıların galiba ilk toplantısıydı. Barış ve Federasyon İçin Kıbrıslılar Temas Grubu diye bir organizasyon kurduyduk. Her gidip döndüğümüzde, birileri barikatta resimlerimizi çeker, albüm oluştururdu.

O toplantılarda, o güne kadar adını kitaplarda okuduğum Plutis Servas ile tanıştık. Aklı başında bir Kıbrıslı Rum idi… Ama Kıbrıslı Rum'du… Kaçarı yok… Adam, kimliğinden soyutlanabilir mi?

Şimdilerde çok ünlü olan Tomazos Çelebis ile de şöyle tanıştık:

Bir tartışmada söz alıp, "Kıbrıs Sorunu bir güven bunalımıdır!" demiş bulundum. Tomazos yerinden fırladı, sözümü kesip, " Kıbrıs Sorunu bir işgal sorunudur" diye, haykırdı. Tabii cevabı "Beni İtalyan zanneden, yoksa Fransız? Onlara yalan söyle. Bana da? Bu asker geldi diye mi bu sorun var? Yoksa bu sorun var diye mi bu asker geldi?" idi, işitti.

O zamandan beri farkındayım: Kıbrıs Meselesi'nde uluslar arası kriterlerle konuşursanız, Rumlar haklı gibi görünür ama eğer adanın yerel tarihini de hesaba katarsanız, işin rengi değişir.

Rum dostlarımız daha 1878'de adaya gelen ilk İngiliz vali Sir Garnet Wolsley'e, ilk gün, Başpiskopos Soforianos'un ağzından, "padrida madera" ile birleşme arzularını beyan etmişlerdir. O zamanlar, batı Avrupa'da moda, ulus devletleri öngörüyordu! Talep hem günün modasına uygun, hem de haklı… Eğer bu adada bir değil, iki halk yaşadığını; bilmez gibi yaparsanız.

İngilizler burada otuz yıl kalıp Kıbrıs'ı öğrendikten sonra talebe ufak bir ek yapıldı: " Adada bulunan KÜÇÜK ve YABANCI bir azınlık karşıdır diye bizim milli hedefimizin gerçekleşmesine izin vermezseniz, bu Ulusların Kaderlerini Tayin Hakkı ilkesine ters düşmez mi?" 1907'de adayı ziyaret eden Sömürgeler Bakanlığı Müsteşarı Winston Churchill'e verilen önergeden alıntı! Vereyim mi PRO'ten belge numarasını? Tabii ulus devletler çağı artık tamamlanmış, ulusların kaderlerini özgürce belirlemeleri ilkesi ön almıştı! Adanın özgün şartlarında, 350 yıldır burada yaşayan ve nüfusun yüzde 20'sini, yönetici sınıfın da nerede ise yüzde 50'sini oluşturan bir "azınlık"ı sarf-ı nazar ederseniz, ne kadar haklı bir istek? Çoğunluk azınlığa mı tabi olacak? Kafasını kırar, istediğini yapar!

Bizimkiler karşı çıkmış! Talepleri? Eşitlik… Azla çok eşit olur mu? Gerekçe: " 1878'den önce Meclis-i İdare-i Kuburus'ta, seçilmiş Türk ve Rum üye sayısı eşitti. Şu anda Osmanlı İmparatorluğu bünyesinde de yerel meclislerde seçilmiş üye sayısı, nüfus oranlarına bakılmaksızın eşittir" de ondan… Meclis-i Mebusan'da da 47 Türk milletvekiline karşılık, 56 Rum milletvekili vardır. 11 İstanbul milletvekilinin 6 sı, Rum'dur. Oysa nüfusa oranları, yüzde 37! Kaynak yazayım mı?

Üstünden iki dünya savaşı geçti…

Badriodiler yeni modaya uygun, yeni bir söylem tutturdular: Anti-kolonyalizm! Dünyanın nerede ise yarısı, o esnada İngiliz, Fransız, İspanya, Hollanda, Belçika ve Portekiz sömürgeciliğine karşı başkaldırmış. ABD de bunları destekliyor, Rusya da… Kim karşı çıkacak?

Bir küçük ayrıntıyı göz ardı eder, gözlerden saklarsanız, haklı! Herkes sömürgeciliğe karşı çıkarken, bağımsızlık istiyor, bunlar bağımlılık…

Üstünden kiliselerde imza atmak suretiyle bir plebisit yapıldı! Açık oy, gizli sayım! Hristiyan olmayan ne olacak? Okuyun Niyazi'nin son kitabını: " Çoğunluğun milli ülküsüne saygı gösterecekler! Beğenmezlerse, geri Türkiye'ye gitsinler!" emişler. Sizi tutan mı var? Yoksa, haklı adamlar… YABANCI azınlık, YERLİ çoğunluğu mu yönetecek? Demokrasi yok mu? Ayıp ettiniz yani…

Kıbrıs Cumhuriyeti macerası da böyledir. "yüzde 30 hak, yüzde 20 nüfusa çok!" Haklı mı? Neden o kadar hakka ihtiyaç duyulduğunu gizlersen, elbette haklı…

64 sonrasında olanlar da… Türk mahallesini terk edeni, kurşuna diz; ondan sonra da "milletvekilliklerini, bakanlıklarını, memuriyetlerini bırakıp gittiler" de… Meclis başkanın toplantıya gelmek için güvenlik talep eden milletvekiline, "sağlayamam" desin… Sonra da "hükümet benim"… Haksız mı? Bütün yetkili makamlarda yalnız onlar oturduğuna göre, haklı… Biz sana "gelme" mi dedik? Gelmeye kalkarsan milletvekili Cengiz Ratip gibi yaparız, ölün bile bulunmaz; demek istedik! Gelseydin!

Haksız mı adam?

74 de böyledir… Rum faşistlerin, "Kıbrıs Elen Cumhuriyeti" ilân ettikleri kısmı unutursan, Türkiye nasıl "küçük" Kıbrıs Cumhuriyeti'ne asker çıkarır? Ayıp, günah değil mi? Bir hafta öncesini hatırlama! Haklı tabii…

Facebook'ta çocuğun biri "tarafsız gözle bakarsan, 0 asker, 0 garanti talebi haklıdır" yazıyor!

On ikinci yüzyıldan beri büyük küçük bakmadan eşitlik temelinden barış içinde yaşayan İsviçre'de Cenevre Kantonu, Fransa'nın garantörlüğünü talep ediyor olsa, ne kadar doğru?

Ayda mı yaşıyorsun çocuğum? Sen "tarafsız" mısın? Hiçbir şeyin değilse, adın Türkçe… Sen unutsan; ELAM unutmaz merak etme… YABANCI KÜÇÜK, seni…

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.