CUMHURBAŞKANI'NIN DANIŞMANI

loading
30 Mayıs, Cumartesi
£

8.43

7.57

$

6.82

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

CUMHURBAŞKANI'NIN DANIŞMANI

Cumhurbaşkanımızın anlı şanlı danışmanı Mümtaz Soysal hakkında daha önce de bir yazı yazmıştım. Geçen gün bu sitede yayınlanan, "Kıbrıs'ın içi çürümüş" başlıklı habere de bir yorum gönderdim! Ve dayanamayıp, bu "herif" hakkında bir yazı daha yazmaya karar verdim! Makamı, mansıbı, ünvanı ne olursa olsun; bu adam çeşidine ben "herif" diyeceğim! Bir sövgü olarak değil! Tanım bu...

Annan Planı'nın DP içinde tartışıldığı dönemde, bu tanımı siyasi bir niteleme olarak kullanmıştım. Birtakım "herifler" kerametleri kendiliğinden menkul, büyük adam pozlarında sap yeyip, saman dışkılıyorlar! Bunların başında da bu herif var!

Bir adamın adının önünde Prof. ünvanının olması, onu herif olmaktan kurtarmaz! Zira biz, hoca çantası taşıya taşıya prof olmuş ne cibilliyetsizler tanırız! Aslolan, adının önünde o ünvan olan adamın, kendi alanında kaç uluslararası bilimsel dergide, kaç makalesinin yayınlandığı ve kaç uluslararası dergide yayınlanmış çalışmada referans gösterildiğidir! Dünyada adama bilimsel değer veren, birilerinin adının önüne Prof. yazma yetkisi vermiş olması değil, bu ölçütlerdir. Adamın vaktin birinde bir biçimde bir bakanlık koltuğuna oturmuş olması da onun "herif"likten çıktığını göstermez! Eline tutuşturulan kâğıdı okumaktan aciz ne bakanlar gördük!

Bu "herif" dediğim türün, özel bir yapısı var! Bunların hemen hepsi, hep takım elbise ile gezer. Her daim, traşlıdır... Mutlaka Osmanlı'dan kalma düzenin bekçiliğini yapan kurumlardan birinden mezun olmuştur. Ve devletten üst düzey bir arpalıktan emeklidir... Politik olarak, CHP'nin tek parti dönemindeki yapısını, canı yürekten özler! Halka tepeden bakar, güvenilmez bulur! Yönetsel olarak, Platoncudur. Yâni yönetimin feylesofların, seçkinlerin, bu iş için eğitilmişlerin (yani kendisinin) elinde olmasını savunur! Fakat hiçbir ciddi meselede, hiçbir ciddi öneri geliştiremez; Allahın günü içi boş, herkesin doğruluğundan emin olduğu ve aslında söylenmese de hiçkimsenin, hiçbir şey kaybetmeyeceği, yuvarlak beyanatlar verir. Kâh;

- Türkiye İran değildir, der...

Kâh:

- Kıbrıs, Doğu Akdeniz'de bir adadır, falan türünden "Ee? N'olmuş?" yanıtından başka bir tepkiyi hakketmeyen herzeler yumurtlar.

Kendisini eleştirdiğiniz zaman vereceği ilk yanıt:

- Bu devlet sahipsiz değildir, vatana ihanet edilmesine izin vermeyeceğiz, türünden bir saçmalık olup, ileri sürdüğünü iddianın kanıtını sorduğunuzda ise, yapıp yapacağı, çok şeyler bildiği pozuna bürünüp, gözkapaklarını titrete titrete kaşlarını kaldıraraktan,

- Öyle, öyle... demekten ibarettir. Aslında bir halt bildiği de yoktur!

Bu herifler halkı sevmediklerinden ve kendilerini kendi ülkelerinde bir sömürge valisi gibi gördüklerinden, ez kaza yanılıp da politikaya sıvandıklarında, halktan da oy değil, nasihat alırlar ve sonra da Soysal gibi, "Depresyona" girerler.

Bunlar genellikle her dönem en moda olan görüşe yakın oldukları iddiasındadırlar. Ama o iddiayı savunduklarını varsayarken bile ortalama bir yol tutturup, güya "itidal sembolü" rolü oynarlar... Aslında bu "ne kokar ne bulaşır" tavrın altında, gerçekten de hiçbir ciddi meselede, hiçbir ciddi fikir ve bilgilerinin bulunmaması gerçeği yatar!

Bu kendine has "cins", sadece devleti yönlendirmekte olan Amerikalılar'ın deyimi ile "establishment", bizim ağzımıda da "derin devlet" denilen çevrelerin onaylayabileceği konularda "iddialı" olur zira, "devlet" denilen örgütlenmenin, topluma hizmet etmek üzere kurulmuş bir organizasyon değil de tarihten arda kalmış, zümrüds-ü anka kuşu gibi canlı bir mahlûk olduğunu sanır; elde edebildiği her türlü maddi ve manevi değeri o kapıda elde ettiğinden de kendini o büyülü kavrama borçlu hissederken, bir yandan da Osmanlı kapıkulluğu geleneğinin bir uzantısı olarak, nasıl ki kendisini padişahın (şimdi de devletin) devletin kölesi sanıyorsa, halkı da vatandaş olarak değil, kendinin kölesi, reaya olarak görür. Zira, aradan birkaç yüzyıl geçtiğini anlayacak kadar aklı yoktur.

Bunlara sinirlenmek, aslında kendi kendilerini tatmin etmelerine yardımcı olacağı için, yanlıştır. Onlara, en dayanamayacakları şeyi yapmak, ciddiye almayıp (bunlar "ağır abi" ya!) alay etmek gerekir! Ti'ye alıp, maytap geçmek! Çünkü hin-i hacette söylediklerinin de alay edilmekten öte ciddiye alınacak yanı yok!

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.