Dünyada var mı örneği?

loading
6 Haziran, Cumartesi
£

8.57

7.64

$

6.77

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

Dünyada var mı örneği?

Bu hafta aslında başka bir temel konuya girmeyi düşünüyordum ama Giriye Anastasiadis öyle maden değerinde şeyler söylüyor ki yazmadan duramadım.

Hazret, hafta içinde buyurdu ki: " Akıncı benim kafayı değiştirmemi önereceğine, önce kendisi istediği devlet gibi bir devlet örneğinin dünyada olup olmadığına baksın. Bana bir tek örnek gösterebilir mi?" Örnek çok, yazının sonunda aklımıza gelenleri sayarız. Ama takip eden cümlede söylenenler, altın değerindedir: " Nerede bir azınlığın, çoğunluğun kaderini belirleyecek şekilde devlet mekanizmasının işleyişinde etkili olduğu görülmüştür ki?

Bu cümle, altın değerinde olmak bir yana, dostumuzun zaman tünelinde dondurulmuş bir biçimde durduğunun kanıtıdır. Zira bu ayni cümleyi, 4 Ocak 1962 günü Lefkoşa'da düzenlenen OHEN ( Ortodoks Hristiyan Gençlik Birliği) toplantısında söylemiş, ve ertesi günü de Dr. Küçük'ten, "Eğer cumhurbaşkanı bu fikirde ise bu devleti yaşatmak mümkün olmayacaktır" yanıtını almıştır. (Bkz. % Ocak 1962 günkü Halkın Sesi gazetesi) Muhterem peder hiç tınmamış ayni lâfları savaş çıkarana kadar tekrarlamıştır. Bir ay sonra da devletin İç İşleri Bakanı Polikarpos Yorgacis, Giriye Anastasiadis'in kasabası Limasol da toplanan Limasol Şehri ve Kazası Mücadeleciler Birliği'nde eski EOKA mensubu dinleyicilerine " Türkler'in bir azınlık olmanın ötesinde haklar istemesinin adil olmadığını, dolayısıyla 1960 anayasasını değiştirip, milli hedefe yürümeye devam edeceklerini anlatmış, savaşçıların siperlerde yerlerini almaları çağrısında bulunmuştur. Druşotis'ten öğrendiğimize göre de muhterem peder, Yunanistan Savunma Bakanı Garı-ufalyas'a, " Bu devlete bir dakika bile inanmadığını" söyleyeli, çok olmuştu. (M. Druşotis, İlk Bölünme)

Dolayısıyla Girie Anastasiadis'in söylemi hem yeni değildir ve hem de geçmişle bu bire bir bağlılık karşısında artık "acaba mı?" dememize olanak tanımayan kendi gizli gündemleri açısından, tutarlıdır.

Ama gerçekler ve elli yıldır konuştukları ve şimdi samimi olmadıkları artık aşikâr olan söylem bakımından tutarsızdır.

Üniter bir ulus devletin içinde, elbette ki azınlıkta kalan irade, çoğunluğa uyar! Beyninin arkasındaki asıl düşünceyi ele veriyor bunu ileri sürerken… O üniter bir Kıbrıs devleti ve içinde de "azınlık hakları" olan bir devlet istiyor! Bir… Söyledikleri ile de bunu ikrar edip, tarif ediyor.

İki, gördüğü hukuk eğitimi yüzünden bilmemesi imkânsız, federasyonlar, eşitler arasında kurulur. Bu eşitlik, kurucu irade sahibi olmaktan gelir. Onun için de 20 milyonluk (ve belki daha da fazla) California ile 300 binlik Alaska, Senato'da ikişer senatörle temsil edilirler. Eşit… 13 MİLYONLUK Bavyera eyaleti, 6 milyonluk Hessen Eyaleti'ni yönetmiyor Federal Almanya'da… Eşit haklarla ülkeyi eşit katılımla yönetiyorlar. İkisi de Alman diyeceksiniz ama biri Katolik, öteki de protestan… İlle milliyet farkına dikkat çekecekseniz, İsviçre derim, Belçika derim… Ne Volön'ler Fransa ne de Flamanlar Hollanda ile birleşmek derdindeler. Ne biri "çoğunluk", öteki "azınlık"… Ne her hangi bir kurucu kanton nüfusu kalabalık ve dili farklı diye patronluk taslıyor… 7 milyonluk kanton da var, 600 binlik de… Eşit…

Çünkü girie Anastasiadis, federasyon kuran halklardan büyük olanının, daha az olanın asla kabul edemeyeceği "milli hedefleri" yok ki karnı ağrısın! " Karıştırırsak, ilişkilerimizi tahrip eder" diye endişesi bulunsun… Ve bir "çünkü" daha Mister Anastasiadis, "federasyon" kuran halklar, büyüğü de küçüğü de kendilerini farklı etnik yapılarına değil, kurdukları devlete adamaya hasrettiklerinden, kimse ötekinden kuşkulanmıyor.

Nerde mi var "böyle bir devlet"? Dünyanın %40'ı federasyonlarda yaşıyor… ABD'den Almanya'ya, Rusya'dan Avustralya'ya, Britanya'dan Kanada'ya, Belçika'dan İsviçre'ye, Hindistan'dan Avusturya'ya, sürüsüne bereket…

Da… Medem ki gerçek duygularınız bunlar, 1975'ten beri ha bire masa kurup Federasyon görüşerek, yumurta her kapıya geldiğinde bir bahane ile bozmakla, BM ile mi dalga geçmektesiniz? Bizimle mi? Yoksa kendi kendinizle mi? Anlayamadım…

1950'den beri milim sapmadan devam ettirdiğiniz bu politikanın sonuçlarına bakınız…

Ve bize tavsiyeniz nedir? Türkiye'yi kovup, size teslim olmak mı? Niçin?

Akıncı haklı… Bu kafa ile görüşme bile yapılmaz, değil anlaşma…

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.