Yanlış bilgilere dayalı yanlış politikalar 1

loading
7 Haziran, Pazar
£

8.57

7.64

$

6.77

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

Yanlış bilgilere dayalı yanlış politikalar 1

Farkındasınız ki bir süredir sustum… Cahil cüreti ile ağız diaresine uğrayanlara dönüp, eksik-artık konuşmaktan korktuğumdandır. İnsan susar ama düşünür! Düşünüce okumalara vurur… Okudukça aydınlanır ve sonra konuşur… Birkaç aydır, yeniden okuyorum… Eskiden okuduğum, bildiğimi sandığım şeyleri, bir daha gözden geçiriyorum. Yoksa mümkün değil, hem göğsünde Ché posteri ile gezip; hem de adamın bakanlık koltuğunu bırakarak Kongo’da onunla savaşmaya gittiği Belçika emperyalizminin kapısına yüz sürmeyi, anlayamazdım. Sövmek, yetmiyor… Anlamak lâzım…

Geçen gün Türkiye’de bir köşe yazarı, Afrika’da sömürgecilerin yaptıklarını anlattığı bir yazısına, okurun birinin “Mümkün değil, inanmam! Kaynak göster…” diye bir mesajla cevap verdiğini yazdı! Cehaletin bu boyutuna ne diyeceksiniz? Adama “Bir bütün kütüphane okuman lâzım” da denilemez ki! İddialı da ama… “Kaynak” istiyor! Söylesen okuyacakmış gibi…

Özellikle antropoloji ve etnografya disiplinleri gelişirken, sosyal bilim dünyasında sanki de bütün toplumlar, tarihi ayni şartlarda yaşamışlarmış gibi bir yaklaşımla, herkesin Eurosantrik bir gelişme serüveni yaşadığını ileri sürmek, pek moda olmuştu. Morgan’ın kuzey Amerika’da yaşayan İorukaKızılderili’lerini inceleyerek yazdığı Eski Toplum (Morgan, 1994) isimli araştırması  bu anlayışa temel alınırken,   F. Engels’in yazdığı, Ailenin, Devlet’in ve Özel Mülkiyet’in Kökeni (Engels, Sol Yayınları 1976) isimli eser, sol çevrelerde, bu yanılgıyı kural düzeyine getirmiştir. Çünkü Sosyal Darwincilik de denilen bu yaklaşım, insanlığın ilkelden moderne doğru giden bir yol izlediğini kurarken, modern olmanın ana kıstasını da Modern Avrupa diye tarif etmekteydi.  Oysa Karl Marx, “Batı Avrupa’da kapitalizmin başlangıcına ilişkin tarihsel eskizimi… Tüm ulusların alnına yazılmış genel gelişme yolunun tarihsel-felsefi teorisine dönüştürmekte ısrar ediyorlar”(K. Marx-F.EngelsSeçme Yazışmalar. Sol Yayınları. 1996:106) diyerek, bu toptancılığa daha 1877’de dikkati çıkıyordu.  Engels’in kendinin de bir yerlerde, “Bizim Frank Devleti’ni anlatmak üzere yaptığımız açıklamayı, bütün cihana ait bir kural haline getirdiler” diye uyarı yapmaya çalışmasını da “Marxist Bilim İnsanları” (!) görmezden geliyorlardı!

“Her ne kadar, maddi yaşam tarzı birincil neden ise de bunun ideolojik alanların bu tarz üzerinde tepkide bulunmasını dışlamadığını keşfetmediyse, bu adam incelediği konuyu, kuşkusuz anlamamıştır…”(Engels,  JosephBloch’a mektup. Londra 1890)

Ama gene de bu Sosyal Darwinci yaklaşım nerede ise 2. Dünya Savaşı sonuna kadar, sürdü.  Savaş sonunda ortaya çıkan Frankfurt Okulu (Eleştirel Kuram) düşünürlerinin pozitivizm eleştirileri, bu anlayışı zayıflatmaya başladı.

 Daha sonra BronislawMalinowski,  Pasifik yerlileri üzerinde yaptığı ünlü araştırmada, oralarda daha analık hukuku devam eder ve devlet bilinmezken, özel mülkiyetin var olduğunu ortaya koyarak, Avrupa’daki antropolojik/ politik çözümlemelerin cihanşümul olmadığını meydana çıkarmıştır. Tarihçi EricHobsbawm ise bir makalesinin adını doğrudan “Her Halkın Kendi Tarihi Vardır” koyarak, “Avrupa merkezli” toptancılığı reddetmiştir. 20.yy’ın en bilinen “Marxist” tarihçisidir. Brüksel mahreçli solcularımıza, duyurulur…

Arkeolog Gordon Childe ise tarihte “Tek bir neolitik kültür yoktur, fakat sayısız, sınırsız, birçok neolitik kültürler vardır. Her biri… Büyük farklılıklarla birbirlerinden ayrılabilirler.” diyerek, daha Neolitik Çağ’dan başlayarak, toplumların, kendi kültürlerini, kendileri gibi, kendilerinin “Yeniden ürettiklerini” ortaya koymuştur!

Bu bakımdan tarih boyunca ayni kültürü paylaşan birden çok toplum, olamaz; çünkü ayni şeyleri süreklilik içinde yaşayan, zaten ayni toplum olur. Tıpa tıp ayni tarihi yaşayan birden çok toplumun olması mümkün değildir. Kültürü yaratan, ortak tarihtir. Onun için her toplum, herkes kadar ve herkes gibi, kendine has ve özgündür.

Dünyada medeniyetin merkezinin Avrupa olmadığı da en az, yetmiş yıldır biliniyor… Yüz elli yıl önceki yanlışlara çakılıp, saçma sapan saplantıları “bilim” sanmayı, bir yana bırakmak lâzım… Saçmalara dayalı politikaları da gözden geçirmek, gerekiyor!

 

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.