Ne paranı ne seni…

loading
25 Eylül, Cuma
£

9.72

8.89

$

7.62

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

Ne paranı ne seni…

Hayatımda ilk defa “artık başka bir dünyada yaşayacağız, bu güne kadar bildiklerimi bir daha gözden geçirmem gerek” gerçeğini algıladığımda, çok gençtim…

1974 Ekim ayında, Limasol’daki esir kampından gelmiş, Lidra Palas’ın arka avlsunda, bizim Kıbrıs Türk heyetinin imzayı çakıp, bizi teslim almasını bekerken, yan otobüsteki Kıbrıslı Rum esirlerle konuşuyorduk! Onlar da Adana’dan gelmişlerdi. İmzalar atılıp da herkesin otobüsü “kendi tarafına” doğru giderken, anladım: Bizim o güne kadar bildiğimiz dünya, ölmüştü… Artık “başka bir dünyada” yaşayacaktık…

İkincisi, Sovyetler Birliği’nin çöküşüdür… Kırk yıldır doğru diye savunduğumuz şey, yanlış çıkmıştı… Bütün okuduklarımı bir daha okumuş, kendimi bir daha sigaya çekmiş ve anlamıştım ki benim bildiğim dünya bir daha öldü… Artık başka bir dünyada yaşanacak…

Bir insan ömrü içinde iki defa yeterdi ama biz belki talihli belki de çok talihsiz bir kuşağız, bunu yaşarsak zaman gösterecek, (hiç züğürt tesellisi bulup da gofa gelmeyin de piyangonun kime çıkacağı hiç belli değildir) Üçüncü kırılma noktası da bu salgındır…

Globalizm öldü arkadaşlar… Ulusötesi devlet, tuzla buz oldu… Bırakın, İtalyan ulus devleti bile orta çağdan kalma tanımlar kullanıyor: Lombardia! Piamonte… İç sınırlar hatırlandı, birden…  Bütün dünya, “ulusal sınırlarını” birbirine karşı kapatıyor mecburiyetten bir şey değil, ABD’de adeta “kurucu devletler (sates)” de kendi sınırlarına hakim olmaya çalışıyorlar. Neo- Liberalizm ise deyim yerinde ise “geberdi”…  Sadece Boris Johnson’un iki hafta önce söyledikleri ile şimdi yaptıklarına baksanız, bu meydanda… İtalya’nın soytarı yöneticilerinin halleri de…

Zamanında benim de “insanlığın ürettiği en önemli uygarlık projesi” deme hatasını yaptığım AB Ruhu’na da el Fatiha! İnsan canı ile para arasında tercih savrulmaları ile aslında uygarlık muygarlık olmadıklarını ortaya koyuyorlar…

İnsanların evlerine kapanmak zorunda kalmalarının sonucu, kapitalizmin bildik halleri de duvara çarptı! Şimdiye kadar kapitalist kriz, üretilenin tüketilememesinden doğuyordu! Şimdi ise tüketecek olanın, para bulsa bile mal bulamamasından doğuyor… Yani kapitalist krizler (ki Marx da onu tarif ettiydi) talep sınırlanmasından mal elde kalınca çıkardı hep; bu defa arz sıkıntısı yaşanıyor, yaşanacak… ABD’nin her vatandaşına açıktan bin dolar para vermesinin nedeni bu! Avrupa’da şeytan gibi korkulan enflasyonu artırma politikaları da bunu tarif ediyor… İnsanların elinde para olursa, belki üretici de bir yolunu bulur, mal üretir, diyorlar… Ve kriz kolay atlatılır…

Bu arada bizi hükümetin de öteden beri olduğu gibi, “ekonomik önlem” ile “mali önlemi” gene birbirine karıştırıp, dünya Mersine giderken, biz tersine gidip piyasadan para çekmek demek olan yani talebi daha da kısıtlamaya yönelik kesinti tedbirleri ile oyalanmasına da dikkat çekeyim! Ve sadede geleyim:

Burada da bildiğiniz dünya ölmüştür arkadaşlar… 1974’ten bugüne her ne paradigma ürettinizse, “hiçbir şeyi beğenmeyeyim”, “ne ürettiğime bakmadan, her şeyi hakkım sanayım”, “çok bağırayım çıkar elde edeyim”, “bir tane hükümet partisi kodamanı ayarlayayım da sıkıya gelince beni görsün” ezberleri bitmiştir. Bu kriz bittiğinde, başka bir dünyada yaşamaya hazırlanmalıyız çünkü yaşayan görecek ki Kıbrıs Sorunu ezberi de “ebehene” dir…

İki soru sorup, ne demek istediğimi anlatayım:

  1. Anastas “kardeşimiz”, “tanınmış devletimiz”in cumhurbaşkanı neden bir penny de buraya yardım yapmıyor bu kadar sıkıntı içindeyken biz? Öyle ya! Yasal devletimizin kendisi olduğu iddiasında değil mi? Ağalık vermekle, derdi Yaşar Kemal… Ağa sen isen, ver…
  2. Bağır çağır Türkiye bizimle olan kapılarını kapattı. Ne güzel? Artık bizi asimile edemeyecek! Da yarın kısa bir süre sonra toptancılarımızın elindeki malzeme bitince, biz ihtiyaçlarımızı, nasıl tedarik edeceğiz? “Rumdan alalım” diyecek olanlara bir defa onun kabul etmediğini hatırlatır ve “ananız güzel mi?” diye de sorarım! Türkiye’den gelen 70 milyon yardımı Rum tüccara yedirmenize, önce Anatstas “gardaş” izin vermiyor! Asıl adam gibi “ne paranı, ne de seni” diyen de galiba o…

Başka bir dünyada yaşamayı öğrenmemiz için vakit geç değil…

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.