Yere bat sefil kolay… (2)

loading
15 Ağustos, Cumartesi
£

9.64

8.73

$

7.37

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

Yere bat sefil kolay… (2)

(Dünden devam...)

O yazıdan bu yana aradan iki sene geçti… Tabiidir ki anlamadılar, çünkü solcu falan değiller. Şimdi bu “Anastas’ı üzmeyelim ne isterse verelim da gücenmesin” ekolü, artık gemi azıya aldı. Şimdi artık Markos Dragos’u halkçı, Afksentiu’yu halk kahramanı ilan edenler de türedi. Çünkü Rum milliyetçiliği için o adamlar öyledir! Değildir derseniz, Anastas gücenecek, “Kıbrıs’ta barış engellenecek”!

Çatışan, yarışan iki milliyetçilik arasında tarafsız kalınabilir. Solcusundur, milliyetçiliğe kavram olarak karşısındır, tarafsız olduğunu söylüyorsundur! Anlarım… Ama o zaman  "ulusal soruna" Lenin'in önerdiği çerçevede yaklaşırsın... Ondan da mı daha solcusun? Ayrıntısını dün aktardık…  "O tarafın milliyetçiliği eşitliği kabul etmiyor, ısrar edersek anlaşma olmaz"; deyip de kendini solcu sananlara da "Bu kadar acınacak halde olmasaydınız, çok gülünç olacaktınız" der...

Bu bir başka düşünsel boyuttur. Ama Dohni'de seksen köylüsünü toparlayıp, kurşuna dizilmelerini sağlayan Andrikko ile tesadüfen ölmeyip sağ kalan Suat Kafadar arasında "tarafsız" kalamazsınız... Muratağa'da, Atlılar'da ölen çocuklar ile " Taşa sıkar gibi sıktım, gene olsa gene sıkarım" diyen faşist kaatil arasında tarafsız kalamazsınız... Bu ikisi arasında tarafsız kaldığını söyleyen, kaatilden yana taraftır...Sol ile bir alâkası yoktur.  Barışçı falan değil, acınacak bir mahlûktur...

Katyn Ormanı'nda Polonya'nın bir nesil aydınlarının tümünü kesen Stalin ile Polonyalılar arasında da tarafsız kalamazsınız... Kaatil başka, sosyalist başka... Milliyetçi başka, kaatil başka... Birinin cürmünü gizleyerek, hoş görerek barış falan yapılmaz...

Sosyal medyada Limasol ve Tuzla’daki camii saldırıları üzerine “provakasyon” dedim diye  bir başka “sonradan olma solcu” da alınmış, bana Ömerge Camisini hatırlatmaya kalktı. Yâni demek istiyor ki o camiileri Türk tarafı boyamaktadır! Orada da söz konusu olan asıl Bayraktar Camii’dir, onu da bilmiyor. Çünkü yenile solcu oldu! Hiç ilgilenmemiştir hayatı boyunca, şimdi köylüsüne destek olmak hevesi var… Komşuda pişer bizim eve da napsan birşeyler düşer zannıyla… Kulaktan duyduğunu, ileri geri konuşuyor. Mesele şu:

1962'de Rum semtinde kalan iki camii bombalandı. Bayraktar ve Ömerge Camiileri... Sonra Bayraktar iki defa daha bombalandı. O zaman da yıllar sonra da o bombaları Türkler'in koyduğu iddia edildi. Yıllar sonra General Sabri Yirmibeşoğlu, " Biz Kıbrıs'ta camii yaktık" dedi... Oysa yanmadı, bombalandıydı! İyi bilmezmiş... Zamanında, "Camiiyi bombalayan şerefsiz adamı açıklayacağız" diye manşet atan, Cumhuriyet gazetesinin iki yazarı da haberi yazdıkları günün gecesinde öldürüldüler. O cinayetin soruşturma komisyonunda, zamanın İçişleri Bakanı Yorgacis, öldürülenleren birinin kendisine gelip, camiye bombayı Türkler'in koyduğunu, TC büyükelçiliğinden duyduğunu söylediği konuşmanın bandını, mahkemede dinletti. Ki o esanada Yorgacis, 5 bin silahlı militan hazırlamış olan Akritas örgütünün başıydı... Sözkonusu TC Büyükelçiliği mensubu Mehmet Ali Pamir de o rahmetliye öyle birşey söylemediğini açıklamıştı! Dr. İhsan Ali de hatıralarında o rahmetlinin Yorgacis'e gittiğini duyar duymaz, kendisi ile alakasını kestiğini anlatır. Bir daha görüşmemiş onunla...  

Ve sonra: Bayraktar Camisi 3 defa bombalandı... 24 Mart 1962 en meşhurudur. Bu kavga da o zaman çıktı. Hade bunu TMT koyduydu… Ölünün ardından iddiası hakkında çok konuşmayalım! Yalnız mahkemede Rum tarafının bu iddiayı kanıtlayamadığını belitip geçelim…. 25 Ocak 1963'te Bayraktar bir daha bombalandı. Madem Türkler bombaladıydı da bilirdi  Makarios, niye önlem almadı? Da bıraktı TMT gitsin Rum semtinin göbeğinde bomba koysun? Bir daha? Yoksa birinciyi TMT yaptıydı ama ikinciyi, Akritas mı yaptı? Yoksa Makarios ve Yorgacis da TMT'ciydiler da bile bile göz mü yumuyordular? Yoksa zaten kendileri mi bombalamaktaydılar? 23 Ocak 1964'te da bu defa taş üstünde taş kalmayacak şekilde gene bombalandı. Ki o tarihte bulunduğu yere bir Türk'ün intihar etmeyi göze almadan gitmesi mümkün değildi. Hangisinden bahsederik? Yarım bildiğimiz konularda kulaktan dolma lâfcıklarla yaptığımız yorumların değeri de bir uruptur... Onun için aranmayalım!

Şimdi, Şeref Tuncel dostumuz, (Sosyal medyada adıyla şanıyla yorum yazdığına gore, adını söylemekte bir beis yok) "bizimkiler camii bombalamışsa,varsın Urum faşistçikler de yaksın! Ne mahzuru var?" demek istiyor... Tam da bahsettiğim şeyi yapıyor: Görmezden gelince, yok olur sanıyor...Yarım bilgi ile... Olanı da tam bilmeden... Ne dersiniz? Bizim derin devlet bir camiiyi bombalamışsa provakasyon olsun diye; (ki o da kesin değildir, kanıtlanamadı) bu Rum faşistlere de olan biten her camiiyi bombalayıp, temelden kazıma hakkı verir mi?

“Oldum” deyince olunmuyor… Olunuyor da başka birşey olunabiliniyor…

“Ben bu adamları hazzetmem, her dedikleri yalandır! Bunlara karşı kim ne söylerse o doğrudur” kellesi, sizi Türkçe konuşan EOKA müntesibi yapıveriyor! Çünkü en keskin lâfları söyleyenler, doğal olarak onlar…

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.