Her şey bilgidir ve herkes bilir…

loading
13 Temmuz, Pazartesi
£

8.69

7.78

$

6.86

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

Her şey bilgidir ve herkes bilir…

Birkaç defa ayni konuyu kullandım ama sanırım asıl vakti şimdi geldi. Yıllarca önce, Niyazi Kızılyürek Yeni Düzen’de yazmıştı:

“Kent üniversitesinin Sosyoloji profesörlerinden Frank Furedi, 2001 yılın Mayıs ayında Sunday Times gazetesinde “günümüzde üniversiteler ne işe yarar?” başlıklı bir yazı yayınladı. Furedi, bu makalesinde İngiliz üniversitelerinin gidişatını sorguladı ve bu bilgi kurumlarında artık entelektüel bir ortamın kalmadığını, öğrencilerin bir yılda bir kitabı bile sonuna kadar okumadıklarını iddia etti.” Üniversite yöneticilerinden biri buna çok kızmış ve Furedi’ye gönderdiği yanıtta, “Bilgi Çağı’nda, internet ortamında artık kitap okumanın çok önemli olmadığını” zannettiğini açık etmiş! Furedi de ona cevaben bir makale değil, kitap yazmış! Kızılyürek’in satırlarıyla diyor ki:

“Üniversiteler artık hakikatin araştırıldığı yerler olmaktan çıktı ve piyasanın gereksinimleri ile ekonomik çıkarlara endeksli kurumlar haline geldiler. En vahimi, hakikat arayışının artık “eski moda” ve “marjinal bir edim” olarak algılandığını ileri süren Furedi, günümüz üniversitelerinde entellektüel olmanın küçümsendiğini ve eğitim ile kültür ürünlerinin hızlı tüketime yönelik teknik bilgi ile sınırlı kaldığını vurguladı.”

 “Furedi’ye göre yaşadığımız çağda her ne kadar “bilgi toplumu” veya “bilgi iktidardır” gibi şeylerden söz edilse de, içinden geçtiğimiz epistimolojik süreç, nesnel bilgi anlayışını büyük ölçüde reddetmektedir. Oysa bilgi hakikat arayışının (hakikate sahip olmanın değil) ayrılmaz bir parçası olarak algılanmazsa, içi boşalır ve anlamını yitirir. Böyle olunca, sadece belirgin amaç ve çıkarlar için kullanılan bir araca dönüşür ve tüketime hazır bir ürün haline gelir.”

 “Bilginin bir tüketim ürünü haline gelmesi, yeni bir toplumsal bölmenin oluşmasına da yol açtı. … Günümüzün baskın epistomolojisine göre nesnel bilgi yoktur ya, Allah ne verdiyse tüketime sunulabiliyor. Her şey sanat, her şey bilgi sayılabiliyor. Buna itiraz ettiğiniz zaman da “kendini beğenmiş entelektüel” veya “halktan kopuk marjinal” yakıştırmalarıyla karşı karşıya kalıyorsunuz… Bütün popülizmlerde görüldüğü gibi, bu alanda da kendini popülizm üzerinden pazarlayan yeni sanat ve eğitim elitler oluştu.” O yazıda Kızılyürek bir de “sanat” örneği veriyor, Atina Bienali’nde görmüş: Herifin biri kameranın karşısına geçmiş, otuz bir çekiyor… Sanat filmi… Gerçekçi Sanat… Her şey sanat ya?

Ve dahi her şey de “bilgi!" Tüketmek için…

Bilgi anlamından soyutlandı! Anlam kaymasına uğradı… Malûmat (şimdi uydurma Türkçe’de buna “algılar” deniliyor, galiba)  ile bilgi, birbirine karıştı! Malûmat sahiplerine “uzman” denilmeye başlandı!

Ve günü geldi artık cahiller entelektüelleri aşağılamaya başladı! Orhan Baba “Hor görme garibi” derdi! Şimdi, garipler bizi hor görüyorlar… Çünkü ne varsa tükettiler… Olağan olan bilmek değil, bilmemek…

O da yarın…

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.