KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI

Mağduriyet edebiyatı ile politika yapmanın sonu…

Yayın Tarihi: 03/05/21 07:00
okuma süresi: 6 dak.
A- A A+

Bugün oldu, Cenevre hakkında yazmadım… Geçen hafta BRT’de her gün yayınlanan bir dizide konuştum ama orada da Cenevre’yi konuşmadıydım. Beni takip eden bilir ki Annan Planı’nda da böyle yaptıydım, 14 Şubat Belgesi’nde de Mont Pellerin, aradaki New York ve Crans Montana’da da…

Ortaya çıkan sonucun ne olduğunu anlamadan, ileri geri konuşmak, insanı yanıltabiliyor.Onun için beklemek gerek…

Şimdi… Cenevre’yi konuşacaksak, Cenevre’den önce hangi noktada olduğumuzu bilmemiz lâzım. Yani Cranz Montana çökerken, hangi noktadaydık? Dilek Yavuz Yanık arkadaşımın yazdıklarıyla şu:

“25 Şubat 2017’de, Fileleftheros Gazetesinin Anastasiades ile yaptığı ve Cyprus Weekly'de de yayınlanan ropörtajın başlığı şu idi:

"Çoğunluk azınlıkla eşit olamaz"

Ropörtajda Anastasiades ilaveten şunları da ifade etmişti:

Dönüşümlü başkanlık görüşülecek bir konu değil, görüşülmesi söz konusu da değil…

Dönemin Cumhurbaşkanı Akıncı da Crans Montana sonrasında şöyle demişti:

Rumlar eşit ortaklığı değil, adanın tek hâkimi olmayı istiyor… Rumlar, iki kurucu kanattan biri olmamızı içselleştiremiyor… Rum tarafı, federal bir çözümde, iki eşit taraftan biri olacağımızı bir türlü kabul etmiyor… Kıbrıs Rum halkına, federasyon olacaksa, bir Kıbrıslı Türk de devlet başkanı olacak dediklerini bir defa bile duymadım.

(Temmuz 2017) Taraflı adaletsiz BM'nin Genel Sekreteri Guterres de Crans Montanayı şu ifadeyle sonlandırmıştı:

Rumlar henüz çözüme hazır değil…”

Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, son gece Anastasiadis’in odasına gelerek, kendisi bu anlaşmayı imzalasa bile halkının reddedeceğini söyleyerek, seçiminden sonra başka bir şey konuşmayı önereceğini üç defa açıklamış, Akıncı da iki defa bunu teyid etmişti.

Anastasiadis geldi, seçimini kazandı ve üstü kapalı söylediği “başka bir şey”in ne olduğunu da açıkladı: AB içinde iki ayrı devlet! Üstelik Diko ile kilise de kendisini desteklediler. (Politis gazetesi 14 Ekim 2018… Aktaran: http://www.yeniduzen.com/iste-o-belge-ab-catisi-altinda-iki-ayri-yapi-107785h.htm) Güney’de buna sadece AKEL karşı çıktı… İyi tanırım kendilerini, bir sonraki cumhurbaşkanlığı seçimine yatırım yapıyorlar. Milliyetçiliği kışkırtıp, seçim kazanacaklar…

Bu gelişme üzerine Türkiye ve Kıbrıs Türk Tarafı da “iki devletli çözüm”ü, masaya getirdi. İlk telâffuz eden ve istikrarla devam eden Anastasiadis’in değil, kendinin anladığı gibi…

Bu defa da bu yanda kıyamet koptu! Kim itiraz ediyor? AKEL seçim kazanırsa bu işin bitmeyeceğini anlamamaktan mazur ne ders alan ne de akıl koyan bir çevre ile “farklı bir şey söylemezsem ne deyip de oy isteyeceğim?” sanan bir oportünist çevre… Bir de artık düzene değil bu halka karşı olduğu aşikâr, hepimiz kırılsak “oh, oh” diyeceği ortaya çıkmış olan bir lümpen tayfası… Yalnız kalıp Girne dağının tepesinde rahatça gannavlanabileceğini sanıyor…

Bütün bu gürültüye rağmen, Kıbrıs Türk Tarafı ve Türkiye 5+1’e “İki ayrı devlet” politikasını götürdü. Ne oldu? Bir Rum kaleminden yorumlayalım:

Filelefteros gazetesinden, Kostas Venizelos diyor ki: “Türkiye tümüne kaybettirdi ve kazançlı çıktı…” İlginç bazı paragraflar da şöyle:

“Gayrı resmi 5’li konferans beklendiği bir başarısız oldu. Bu başarısızlık, bilinen ancak dikkate alınmayan birçok nedenden kaynaklanmaktadır… Birincisi, kaybediş konferans öncesindendir. Geçen Ekim ayında, Anastasiades ile Tatarın buluşup Genel Sekretere yaptığı 5’liyi gerçekleştirme çağrısının çerçevesiz ve ajandasız olarak açıklanmasıyla kaybedildi. Bu da işgalci Türklere takip edeceği yolu , yani, iki devletli tezi masaya getirmesinin yolunu açtı. Ve bunu başardılar. Ve bunun sorumluları var. En başta da bu zemini kabul eden Anastasiades…

İkincisi, iki devletli Türk tezi ileri sürüldüğü anda başka temeldeki görüşlere “kapatıldı” ve sonrasında veya istikbalde tartışılması önlendi...

Üçüncüsü, açıktır ki ve görünüşe göre olacak olan odur ki, gelecek 5’liye kadar Kıbrıs sorunu yeni bir temelde tartışılacak. Ve bu tartışmalar Türk Tezleri zemininde olacak. 5’linin başlangıcında İngiliz’in “İki toplumlu iki bölgeli federasyon herkes için rahatsızlık içerebilir” şeklindeki ilginç duruşunu hatırlayın. Bu da demektir ki isimlendirmeye yapışmış olarak kalmayacaklardır ve bundan güttükleri amaç da Türk tezi egemen eşitliği varılacak bir anlaşmanın çerçevesine yerleştirmektir. Türklerin eşit uluslararası statü isteği nasıl mı uygun bulunacak? Sn Guterresin daireyi dörtköşeleştirmesiyle…

Guterresin, Türkler eşitliği sunarken gözlerini kapaması bir sonraki randevuya halı seriyor demektir. Çünkü görüşmeler 2021 anlayışıyla yapılıyor , 70’li 80’li yıllar bazında değil… Çünkü işgali ve işgalden kaynaklı verileri hesaba katmayan yeni bir politika oluşturuldu…” (Osman Şan dostuma teşekkürlerimle)

Neymiş? “Her istediğimizi kabul etmezlerse, reddedin olduğu gibi kalsın, kaybedecek bir şeyimiz yoktur!” politikası çökmüş… Yeni bir politika oluşturulmuş!

Bir federasyonun en temel kuralının egemenliği eşit paylaşmak olduğu hatırlanmış.

Federasyondan başka çözümler de olabileceği BM parametresi haline gelmiş. Üçüncü garantör İngiltere’nin de desteği ile…

Der, Makariosçular’ın yayın organı Filelefteros gazetesi…

Neden? Anastasiadis’in Crans Montana öncesinde ve sonrasında yaptıklarından dolayı… Mağduriyet politikası, bitti…

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Doç. Dr. N. BERATLI yazıları