KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI

Algı bilgi midir?

Yayın Tarihi: 03/08/21 07:00
okuma süresi: 6 dak.
A- A A+

Yıllarca önce, Niyazi Kızılyürek o sözünü ettiğim makalesinde, Yenidüzen’de:

Bilginin bir tüketim ürünü haline gelmesi, yeni bir toplumsal bölmenin oluşmasına da yol açtı... Günümüzün baskın epistomolojisine göre nesnel bilgi yoktur ya? Allah ne verdiyse tüketime sunulabiliyor. Her şey sanat, her şey bilgi sayılabiliyor. Buna itiraz ettiğiniz zaman da “kendini beğenmiş entelektüel” veya “halktan kopuk marjinal” yakıştırmalarıyla karşı karşıya kalıyorsunuz… Bütün popülizmlerde görüldüğü gibi, bu alanda da kendini popülizm üzerinden pazarlayan yeni sanat ve eğitim elitleri oluştu" demişti.

Her şey, “bilgi”! Tüketmek için…

Bilgi anlamından soyutlandı! Anlam kaymasına uğradı… Malûmat (şimdi uydurma Türkçe’de buna “algı” deniliyor)  ile bilgi, birbirine karıştı! Malûmat sahiplerine “uzman” denilmeye başlandı!

Oysa “algı” adı üstünde yalandır… Gerçeği değil, ödeyenin “zannedilmesini istediğini” gerçeğin yerine göstermek demektir. Zaten var olanın “algısının” ( zannının, zehabının) yaratılmasına ne ihtiyacı var?

Sırası geldi, “malûmat” ile bilgi’nin farkını da yazalım: Bilgi, o konuda sistematik bir eğitimle edinilir. Mektep bitirmek bu sistematik eğitimin bir türüdür ama tekeli değildir. Şartı da değildir… Malûmat ise rast gele duyulan, görülen ve hatta okunan şeylerden oluşur. Beş’in birden büyük olduğunu işitmişsiniz veya okumuşsunuzdur ama birden beş’e giden yol üstünde, meselâ üç’ten haberiniz yoktur. Einstein diye zırlarsınız ama Newton’u bilmezsiniz… Einstein’in neyi değiştirdiğinden ve ne dediğinden aslında haberiniz yoktur. Fizik bilmiyorsunuz… Aforzimaları var diye nette kevaşe düşürmek üzere vira Nitszche alıntısı yazarsınız ama hiç bir yazdığını okumadınız, “alt insan” “üst insan” teorisinin Hitler’e altı milyon Yahudi katlettirdiğinden, haberiniz yoktur.

Ve zaten siz de “Birkaç ihtiyar ölmesin diye ben para mı kaybedeceğim?” diyen aptallardansanız,  asıl tehlikenin “Birkaç goşist ile dükkancı para kaybetmesin diye insanlar öleceğine, onlar ölsün” denilmesi olduğunu anlayamıyorsunuz…  Faşistlikte Hitler’den geri    değilsiniz ama örneğini gördüğünüzden, söyleminiz farklı… Kendinize bile faydanız yok…Ve işin acı tarafı, duyduğu “algıalrla” her söylediğinden o kadar “emin” ki  kırk yıl bu konuyu çalışan ve hergün elli defa teşhis koyup tedavi yaparak, kendi kendini madden de deneyen insanlara, ayar da vermeye kalkışıyor, hadsiz!

Bilgi nedir? Hangi malûmata bilgi denir?

Evrensel olacak...

Kural oluşturacak...

Matematik kavramlarla da izah edilebilecek…

Nette okuduğunuz her saçma “bilgi” değildir. Zan’dır, zehap’tır…  Senin her uzman sandığın da uzman değildir. “ABD’de bilmem kim, şöyle dedi!” E o ayni ABD’de 5 milyon hekim de tam tersini söylüyor. Biz o senin uzman sandığın sahtekâr büyücünün ne dediğini bilmiyor muyuz sanıyorsun?

6 ay once aşılar yasaklansın diye kampanya yapan birinin, altı ay sonra “aşı hayat kurtarır” diye açıklama yaptığını, bizim gazetede olsun, okumadın mı? Bu memleket, “Ben bir bakarım, DNA’nızın yapısı değişir” diyen maskara da gördü… Kimse “hoşt” demedi… Olmaya da müridleri gücenir da muayenehaneye gelmez!!

Bütün  tuzaklara balıklama atlayan bir ayni çevrenin, büyük bir pandeminin ortasında ansızın hidayete ermiş olması dikkat çekicidir. Resmen salgının kontrolü sağlanamasın diye çırpınıyor, ilaç şirketlerinin her oyununu yutuyorlar. "Sağlıklı yaşam" mottosu, bugün silah ticareti kadar bir sektördür. Sağlıklı potinden tut, sağlıklı yemek, sağlıklı eşofman, "badibilding",hormon, yapay protein, uydurma vitamin terapileri, sağlıklı tuz, sağlıklı un, sağlıklı şeker v.s. her bir tuzağın kurbanlarıdırlar. Ansızın herbir ilaç şirketinin, ötekinin malını kötüleyip, kendisininkini satmak üzere yaptığı kampanyaların da öznesini oldular! Biri birini, öteki ötekini kötüleye kötüleye hepsini de kötüler olup, kendilerinden çok emin, sağa sola ayar da vermeye başladılar. İlaç şirketleri diye diye robot gibi onların çıkarları için propaganda yapıyorlar.

Bunlara inanabilirsin… Dünyanın düz olduğuna da ökzün boynuzunda döndüğüne de inanabilirsin. Kanser olursan ister bir kanser merkezinde tedavi olursun, ister zakkum suyu kaynatıp, kestirmeden gidersin, kendi bileceğin iş… Ama propagandasını, yapamazsın… Halk sağlığını tehlikeye düşürürsün. Bu hakkın, yoktur. Ve toplumun da senden kendini koruma hakkı olduğunu da peşinen anlamak zorundasın. Zorla mı? Evet, gerekince zorla… Devlet, zordur…

Yasa ve anayasa, neyin halkın sağlığına zarar vermek konusunda, Bulaşıcı Hastalıklar Üst Kurulu’nu yetkilendirmiştir. Beğenmiyorsan gelir, sen de salgın yönetiminde Dülgerler Birliği ile Hamallar Gediği’ni yetkilendirirsin.Büyücüleri de danışman atarsın. Ama ta bunu yapabilesin, Üst Kurul kararlarına, uymak zorundasın. Uymazsan izole edilmek zorundasın… Devletin görevi fantazi yapan çakma liberalleri değil, halkın sağlığını korumaktır.

Jonah Goldberg ünlü kitabında bunlara boşuna “Güler yüzlü faşistler” dememiş…

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Doç. Dr. N. BERATLI yazıları