Mana mantık var mı allahaseniz?

loading
30 Mayıs, Cumartesi
£

8.42

7.57

$

6.82

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

Mana mantık var mı allahaseniz?

Benim bildiğim, bizim memleketin siyasetinde, birinin ötekine Rumcu damgasını vurduğu ilk nokta, sonradan müftü de olan zamanın Kavanin Meclisi üyesi, Hacı Hafız Ziyaettin Efendi'ye, bu çamurun atılmasıdır. 1903 müydü, 1907 mi unuttum… Ondan önce de çamur atma bizim iliklerimize işlemişti gerçi ama ondan önce, çamur; Urumcu değil de padişaha gönderilen jurnallerde, örneğin kadıyı jöntürk taraftarı, İttihat Terakki'ye gönderilenlerde ise zikir toplantısı yapıyor, gerici, tarikatçı diye gammazlamaktan ibaretti. Kadı Vecihi Efendi, buna dayanamayıp, çıldırmış! Öyle kolay değildir bizde siyaset yapmak! Ziyaettin Efendi'den sonra, Urumculuk çamuru, pek bir hoşumuza gitti… Efendi hazretlerinin taraftarları, sonradan ayni çamuru önce Baf / Leymosun milletvekili Dr. Eyüp Necmettin'e; ondan sonra da Necati Özkan'a attılar ki ilk gerçek milliyetçimizdir desem, yeri var! Rahmetli Dr. Küçük de bir defasında Şeyh Nazım'ın komünist olduğunu iddia ettiydi! U lâ havle demeyin… Bizde, dilin endazesi yoktur… Söyle gitsin…

Urumculuk çamurunun son muhatabı, bildiğiniz gibi cumhurbaşkanlığı makamına oturana kadar, CTP Genel Başkanı olarak, Mehmet Ali Talât'tı… Şimdilerde, artık Urumculuk herhalde kadük oldu, sayın Eroğlu üstü kapalı, Türkiye'nin seçimlere müdahale edip, Talât'ı desteklediğini; Turancı olduğu bilinen Ertuğruloğlu'nun da bu eskiden Urumcu olduğu ileri sürülen Talât'ı desteklemek üzere aday olduğunu, ifade ediyor. Talât, artık Türkiyeci oldu, allahalem…

UBP Merkez Yönetim Kurulu, Cumhurbaşkanı Talât'a hitaben yayınladığı bir bildiride, görüşmelerde gelinen noktanın ortak bir bildiri ile her iki halka ve dünyaya duyurulmasının, seçimlere yönelik olduğunu ilân ederek, cumhurbaşkanını, Kıbrıs Görüşmelerini, seçimde kullanmamaya çağırdı!

Ünlem… Tam da ünlemlik bir durum…

Bu memlekette son kırk yıldır, cumhurbaşkanlığı ya da dünyanın da kabul ettiği tanımla Toplum Liderliği'nin, asli görevinin bu olduğunu, sanki de unuttuk! Cumhurbaşkanı ne için seçilir bu memlekette? Rauf Denktaş'ın son seçim kampanyasındaki ana sloganın, "bu iş başka" olduğu, aklımızdan çıktı mı? Ondan geçtim, daha üç ay önce, "Talât'ı bu halk, Kıbrıs Sorunu'nu çözsün diye seçti. Çözemedi, gitsin madem…" avazelerinin ayyuka çıktığını da mı unuttuk?

Sayın Serdar Denktaş'ın, "müzakereler terk edilsin" (çünkü hiçbir ilerleme kaydedilemiyor) diye meclise karar önerisi verdiğini, bu karar önerisine UBP'nin ret oyu verdiğini, yâni müzakerelerin UBP'nin de desteği ile meclis kararı ile sürdürülmekte olduğunu, herhalde henüz unutmadık! Ama öte yandan, o karara kabul oyu veren partinin genel başkanının, bir yandan kendi partisinin kurultayının aldığı "konfederasyon" kararı ortada dururken, canı çekince, "ben de görüşürüm" diyerek, federasyonun görüşüldüğü müzakerelere destek veren meclis kararını desteklemek bir yana, katılmayı talep etmesi; obür yandan da "bir adım ilerleme olmadı" diyerek, gerçekler hilafına devam etmekte olan görüşmeleri seçim kampanyasında kullanmaya kalkması ise daha manşetlerde duruyor.

E madem ki bir adım ilerleme olmadı, açıklama Talât'a değil; size yaramaz mı?

" Bu konuyu, seçimde kullanmayalım!"

Sanki yüzelli yıldır, bu ülkenin seçimlerinde kullanılan başka bir konu hiç varolmuş gibi… Sanki son elli yıldır gerek kendileri, gerek öncülleri herhangi bir seçimde, başka herhangi bir konuyu, hiç konuşmuşlar gibi… Ve sanki, bu içinde olduğumuz kampanyada, bu güne kadar bu konuyu diline dolayan, kendileri değil de sayın Talât'mış gibi…

Kaldı ki:

Bu adam o makama gelirken, bütün hayatı boyunca dile getirdiği, "Kıbrıs Sorunu çözülebilir" tezini işleye işleye gelmedi mi? Halkın %56'sı ona bunu yapması için oy vermedi mi? Talât'ın cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturmasının altında yatan neden, bu meseleyi halledeceğine dair, verdiği söz değil miydi? Daha birkaç ay önce, "yapamadı" diye suçlanan kimdi?

Şimdi halkına hesabını vermesinden daha doğal ne olabilir ki? "Şu kadarını yaptım, bu kadarı için de yetkinin yenilenmesini istiyorum." Dünyanın neresinde, hangi siyasetçi başka türlü oy ister? Gözünüzü seveyim…

Onun yapamadıklarını, başkalarının söylemesi serbest; kendisinin yapabildiklerini açıklaması, neden dolayı, hangi etiğe uygun değil?

Bu memleketin siyasi hayatında, Kıbrıs Sorunu'ndan daha önemli ne var ki o konu, siyaset dışı oluveriyor?

Hiç mana mantık var mı allahaseniz bu söylenenlerde?

Ada daha de jure olarak Osmanlı yönetiminde iken bile, bizim her seçimimizde tartışılan ana konu bu olmasaydı, neden dolayı önüne gelen muarızını Urumcu olmakla suçlayacaktı ki şimdi Kıbrıs Meselesi'ni tartışmayalım?

Bunu tartışma… Mal mülk varlığını tartışma! Kimsenin vergi borcunu diline dolama! Ergenekon'u zinhar tartışma…

Seçim yapmayalım, ikbal çekelim daha iyi…

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.