Şeyh Nazım-I Kıbrısî ve Papa Xvı.Benedictus

loading
26 Kasım, Perşembe
£

10.62

9.45

$

7.93

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

Şeyh Nazım-I Kıbrısî ve Papa Xvı.Benedictus

Allah rahmet eylesin, gözümü Hüseyin Ateşin açmıştı. "Ne yani senin çocuklarını kendi inancına göre yetiştirme hakkın var da benim yok mu? Bu nasıl demokrasi?" demişti bir tartışmamızda ve bir dakika durup, düşünmeme neden olmuştu. Haklıydı! Ben vatandaşım da o değil miydi?

O sebep oldu, düşüne taşına kırk yıllık hemşerim Şeyh Nazım-ı Kıbrisî'yi tanımaya karar verdim. Ve çok iyi yaptığımı gördüm. Yanlış anlaşılmaya ve tevatüre sapılmaya! Ne ben Nakşibendi oldum, ne şeyh nerdeyse bir asırlık yolunu değiştirdi. Sadece, bize liselerde sanki de nefret ettirilmeye çalışılan ve hiçbir biçimde anlatılmayan; gidip İstanbul'larda okul dışı okumalarla öğrendiğimiz "tasavvuf"un halâ yaşamakta olduğunu görüp, tarihimizde neden filozof yok diye boşuna yerindiğimizi anladım. Tarihimizde de vardı, şimdi de varmış meğer! Filozofisine katılır, katılmazsınız; inanır inanmazsınız o ayrı mesele, ama bu büyük adam tam bir "tasavvuf erbabı"dır… Oturup üç kelâm edince, kendinden "ben bir garip dervişim" diye söz etmesinden tutun da kâh Tanzimat Fermanı'nın toplumsal gelişmemize katkısı, kâh Karl Marx'ın dinler hakkındaki görüşleri ya da Hegel'den tutun da klâsik felsefe hakkındaki bilgi birikimi karşısında, hayrete düşersiniz. "Sen Bolşeviksin be adaşım ama insaf sahibisin, makbul adamsın" demesindeki hoşgörü karşısında, aklınız durur.

Belki Klâsik Yunan felsefesi için tartışma kaldırır ama orta ve yeni çağ felsefesinin kökeninde de Hristiyan düşüncesinin, dinin yattığından haberdar olunca, felsefenin ardıcıl bir düşünce ve inanç sistemi olduğunun farkına varınca, bizim felsefemizin de tasavvuftan başka dayanağı olamayacağını, anlarsınız. Başka türlüsü, köksüz bir düşünce jimnastiği olmaktan öteye gidemez. Onun için bizim batılı anlamda düşünürlerimiz yok ama tarihsel bağlara bakınca, filozofiyi nerden yaratacağımızın, kaynağı nerde bulacağımızın kuşkusu yok! Hristiyan değiliz ki o bin yıllık deneyin üstünü bina edelim. Kendimize göre müslüman olduğumuz da bir gerçek ama Şeyh Nazım-ı Kıbrisî sanki de tarihle bağlarımızı temsil ediyordu bana göre… Felsefe ile batılı anlamda tanışanlarımızın, bunu neden içselleştiremediği ise bu yazının boyutlarını çok aşan bir tartışmanın konusudur.

Kendisi hakkında anlatılanlar, yanlış anlaşıldığının ya da hiç anlaşılmadığının kanıtlarıydı, onu tanıyınca anladığım… Örneğin, abisi ölünce dine "sardırdığı" söylenir! Yâni ölüm karşısında, gerçek dünyayı terk edip, ölüm korkusundan dolayı, manevi dünyaya sarıldığı ima edilir. Belki de daha bile ilerisi… Değil! Bu adamın dedesinin babası Mustafa Baba da tasavvuf erbabı idi… Lefkoşa'nın Bektaşi Babası… Dedesi ve isim babası Kaytazzade Nazım'ın anlı şanlı bir Mevlevi olduğunu, bilmeyen yok ama arada Namık Kemal ile de can dostu imişler. Şair Bektaşi! Osmanlı İmparatorluğu'nda tarikatların ve hele Bektaşi'liğin serencamını bilirseniz, Bektaşi Babası'ndan nasıl önce bir Mevlevi ve sonra da nasıl bir Nakşibendi Şeyhi ürediğini anlamanız, hiç de zor değildir. Belki de şeyhin hoşgörüsünün altında yatan da budur… Adam, sülaleden mutasavvıftır… Abisi ölünce korkup da tasavvufa meyletmiş değil…

Nakşibendi değilim… Şeriatçı hiç! Olmaya da niyetim yok… Dini inançlarımın çok güçlü olduğunu da söyleyemem… Ama bu inanç ve düşünce selinin hakkını da yemeyelim! Tarihimizle bizim aramızdaki belki de son bağlantının değerini bilelim… İnançlarına katılıp katılmamak, kendi bileceğimiz iş ama derinliğini teslim edelim…

O zaman dünya Katoliklerinin önderi Papa'nın, neden bir memuru değil de onu muhatap kabul ettiğini anlamakta, zorlanmayız… Ruhban'ın muadili memur mu? Bu, paparazzilik bir iş değil… Kimliğimizin DNA'ları ile ilgili bir iş… Papa farkında, biz değiliz…

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.