HUBBÜL VATAN MİNEL İMAN

loading
29 Mayıs, Cuma
£

8.41

7.57

$

6.82

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

HUBBÜL VATAN MİNEL İMAN

Son aylarda olanlar, bırakın yazma, okuma yeteneğimi de etkiledi... Okuduğumu anlamam mümkün değil! Aklımda fikrimde, "Annan Planı", Kermiya Kapısı v.s. Ne okusam, ne düşünsem aklım kayıp kayıp buralara gidiyor!

"Statüko devam edemez!" Buna karşı çıkan yok ama yol göstermeye kalkanlar da tek yönden başka yol, gösteremiyor! Louis Althousser, Devletin İdeolojik Aygıtları isimli kitabında, devletlerin satatükoları nasıl kurduğunu da anlatır. Bütün o alt yapı meselelerinin yanında, aslolan devletlerin ideolojik olarak kendilerini halkın gönlünde meşruu kılmak için yarattıkları paradigmaların hükmedici özelliğini anlatır. Bir takım kavramlar yaratılıp icat edilerek, bunların dokunulmaz, ezelden beri var olan ve ebede kadar da var olacak olan düşünce biçimleri, veriler olduğunun inanılması, statüko yaratmanın baş koşuludur. Paragrafın başındaki lâfı her duyduğumda, aklıma bu saptama gelir...

19.yy ortalarına kadar, Türkçe'de "vatan" diye bir kelime olmadığını biliyor muydunuz? "Haydaaaaaaaa!" mı dediniz? Deyin, iyidir...

Daha doğrusu, 19.yy ortalarına kadar, Türkçe'ye Arapça'dan geçmiş olan bu kelime, "ev/bark" o da "çadır" anlamında kullanılıyordu. O yüzyılın başlarında, Mısır'da Tahtavî isimli bir düşünür, bu kelimeyi Fransızca'daki "patrié" anlamında kullanmaya başladı ve Fransızlar'a bu kelimeyi öğreten Renan'ın "le amore de la patrié" deyimi karşılığı olarak da "Hubb-ül vatan" demeye başladı...

Osmanlı'da ise bu kelime, ilk defa Kırım Savaşı esnasında, Tercüme Odası'nda bir memur olarak çalışan Halis Efendi'nin bir şiirinde görüldü! Kırım Savaşı esnasında! Daha önce böyle bir kelime kullanıldığına dair bir kayıt, yok! BU Halis Efendi'nin yakın bir arkadaşı olan Mehmet Mansur Efendi de bir süre sonra, "Vatan" diye bir gazete çıkarır... Birazcık moralinizi bozmak üzere, eklemeliyim ki bu zat, yetişkin yaşta müslüman olan bir Makedon! Derken efendim, Tercüme Odası'na genç bir memur gelir: Sarayın müneccimbaşısı'nın yani falcısının oğlu, Namık Kemal Efendi... Bu Mehmet Mansur Bey isimli Makedon, Kemal'e Fransızca dersi vermek üzere görevlendirilir. Bir süre sonra, Mehmet Efendi'nin genç Kemal'e sadece Fransızca öğretmediği ortaya çıkacaktır...

Namık Kemal'in 19.yy ortalarından itibaren Türkçe'ye soktuğu "vatan" kavramını, batılı düşünürlerden almış olmakla birlikte, kendisinin islamcı yapısı dolayısıyla, Tahtavi'den de etkilendiği görülür, zira onun "Hubb-ül vatan" deyimini aynen kullanır:

"Hubb-ül vatan, min-el iman"! Bu Kemal'in ünlü bir sloganıydı! Yâni: "Vatan muhabbeti imanın gereğidir!"

Ne var ki Namık Kemal, henüz bu imanın gereği olarak sevilmesinin şart olduğu şeyin ne olduğu hakkında tam bir karar vermiş de değildir. Kâh, vatanın Kanuni döneminde elde olan topraklar olduğunu ileri sürer; kâh Hz. Ömer dönemindeki islâm imparatorluğunun elindeki toprakların, bizim vatanımız olduğunu iddia eder... Nitekim, İttihat Terakki de 1912'de başka bir "vatan"dan söz ederken (Rumeli de dahil Osmanlı toprakları), 1916'da bir başka vatan öngörür (Turan)... 1918'de ise vatan, Misak-ı Milli sınırları içine çekilir!

Daha yeni tarihlere gelirsek, altından Çapanoğlu çıkacağı için, tarihsel bilgi aktarımını burada keselim... "Vatanı satalım mı?" sorusunu duyar gibiyim...

Hangisini? Namık Kemal'inkileri mi? Enver'inkini mi? Atatürk onları sattı mı?

İdeolojiler, zeminini maddi yaşam oluştursa, gereksinimlerden doğmuş dahi olsalar da sonuçta insan zihninden doğarlar ve onların köşe taşlarını oluşturan kavramlar da subjektif, görceli ve değişkendirler! Öyle körün değneğini bellediği gibi söylenmekle siyaset yapılamaz... Her kavramı o günün koşulları ve ihtiyaçları belirler... Yanılsamalar da mağlubiyetleri garanti eder...

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.