Leninizm ve Hristofyas

loading
30 Mayıs, Cumartesi
£

8.42

7.57

$

6.82

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

Leninizm ve Hristofyas

Uzun yıllar, Kıbrıs Türk Solu'nun yaptığı bir hata da Kıbrıslı Rum siyasi hareketlerini eleştirmemek; Rum karşıtı her söylemi, Türk şovenizmi sanmak olmuştur. Nerede ise EOKA-B'nin eleştirilmesi bile, Kıbrıslı Rum solunun bir görevi olarak algılanmıştır. Rum solunun eleştirilmesi ise dışlanmaya varan bir dizi uygulamaya tabi kılınmanızı başlatacak bir süreçti!

1990'larda, ben bu "hata"yı işleyip de AKEL yönetimi hakkında ileri geri konuşmaya başlayınca, postadan adresime gönderilmiş bir mektup çıktı. Londra'dan gönderilmiş ve Türkçe kaleme alınmıştı. O günlerin koşullarında, Marxist- Leninist teori bakımından tutarsız; genel demokratik ilkeler açısından hazımsız, ulusal sorunun kavranması bakımından fikri sefalet içerisinde bir metindi. Kıbrıs'ta Ulusal Sorun isimli kitabımda bütününü yayınladığım o yazıda, AKEL yöneticilerinin, burada söylediğimiz hiçbir lâfı anlamadıkları ortaya çıkıyordu. Örneğin, "Kıbrıslı Türkler'in iradesine saygı göstermeden, çözüm olmaz" demiş olmamın karşı, "KKTC'yi dünyada kimse tanımazken, bizim tanımamızı nasıl beklersin? Sonuna kadar tanımayacağız ve sanma ki birgün fikir değiştireceğiz! Hiçbir zaman tanımayacağız" deniliyordu... "Kıbrıslı Türkler'in iradesi"nin KKTC anlamına gelmediği (işte referandum sonucu ortadadır. %65 bir başka 'devlet'i kabul etmiştir. Kıbrıs Türk Devleti'ni! ) hiç akıllarına gelmemişti.

"Kıbrıs adasının egemenliğinin iki eşit ortağı vardır: Kıbrıslı Rumlar ve Kıbrıslı Türkler" dediğimiz zaman da bunu ayrı bir devletin, ayrılıkçılığın işareti olarak ele almışlar ve bugüne kadar başka türlü bir ortak yaşam oluşturulamayacağını anlayamamışlardır.

Neden?

Tarihsel gelişimleri, yazdığım çeşitli kitaplarda ele alınmıştır bu yazı içinde ele alınması mümkün değil ama işin aslı şu:

Kıbrıs Rum solu'nun büyük bir bölümü, "devlet" deyince; bundan "ulus devlet"i anlıyor. Bizim sağımız ve kendi sağlarının önemli bir bölümü gibi! Tüm bir ulusçuluk çağını, "halk ulusçudur karşı çıkarsak dışlanırız" kaygısı içinde, kilise ile ulusçuluk yarışı yaparak geçirmişler, şimdi de zamanın dışına çıktıklarını farkedemeyecek duruma gelmişlerdir. Kıbrıs Türk solu ise tarihinin başından beri ulusçukuğa karşı çıkma cesaretini göstererek, dışlanmayı, horlanmayı, baskı altına alınmayı ve hatta öldürülmeyi göze ala ala gelişip bugüne gelmiştir. Zira geleneği farklıdır. Fikri zeminini AKEL'den değil; Türkiye komünist hareketinden alarak gelişmiştir. Bu bakımdan biz Türkiye solu ile de çelişmeyi göze alarak, ulusötesi kavramları kavrarken, güneydeki dostlarımızın önemli bir bölümü, bitmiş olan 20.yy'ın argümanları ile düşünüyorlar. Bunlar, AB'a da karşı değiller miydi? Tarihle de ters düştüler. Hem fikirsel, hem de örgütsel olarak içine düştükleri sıkıntının nedeni, bu! Otuz yıldır bize "federasyon temelinde bir çözüm"e hazır olduğunu söyleyen Hristofyas, şimdi "federasyon Kıbrıs'ın bünyesine uygun değil" diyor! Yumurta kapıya gelince... Etikle, namusla bağdaşır bir tutum mu bu? Ayıptır, ayıp... Demek ki Denktaş- Makarios; Denktaş Kiprianu Doruk Anlaşmaları, Cuellar Planı, Gali Fikirler Dizisi ve Annan Planı hakkında hem bize hem de dünyaya otuz yıl yalan söylenmiş! Dönüp de her duvara astıkları Lenin'in resmine baksınlar! Bizden utanmıyorlar, belki ondan utanırlar...

Kıbrıs Türk Solu, kendi halkının önünü açtığı gibi, ortak vatanımızı paylaştığımız Kıbrıs Rum solunun da önünü açmak zorunda .

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.