Yılbaşında Referandum

loading
23 Kasım, Pazartesi
£

10.49

9.33

$

7.88

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

Yılbaşında Referandum

Bu yazının kaleme alındığı saatlerde, cumhurbaşkanı Dr. Eroğlu ile Rum Yönetimi başkanı Dr. Dimitri Hristofyas, ( Tarih Doktoru'dur, biliyor muydunuz?) Eroğlu'nun evinde bir akşam yemeğinde bir aradalar. Dr. Eroğlu'nun parti başkanları ile yaptığı toplantı ve CTP'deki görevim nedeniyle, görüşmelerde hangi aşamada olunduğunu da az çok biliyorum. Tutanakları okuyan arkadaşlarımdan yeterli bilgiyi edinmiş durumdayım. Bu perspektifle, yukarıdaki başlığa bakmayın henüz, moraliniz de bozulmasın ama, halâ toprak ve mülkiyet konularında, tarafların görüşlerinin yakınlaştığını söyleyemem.

Çakallık etmenin âlemi yok, görüşmeci benim benimsemediğim Eroğlu değil de Talât olsaydı da bugün itibarıyla, durum şimdikinden daha ilerde olamazdı. Özellikle Kıbrıs Meselesi konusunda, sorumlu davranmalıyız…

Ayrıntıya girecek değilim… Bilinenden fazla şeyler konuşmanın da faydası yok… Ve üstelik tarafların görüşleri arasında bu farkın bulunması da son derecede normal çünkü, henüz her iki taraf da kendi durumunu belirleyip, maximalist bir yaklaşımla, isteyebileceği en fazla şeyi istemek aşamasındadırlar.

Yakınlaşma (eğer olacaksa) tarafların birbirini tartmasından sonra, karşı tarafın nerelerden ne tavizler verebileceğini tespit edip, kendi verebileceklerinin de bir muhasebesini yaptıktan sonra mümkün olabilecektir.
Peki, o başlığın anlamı ne?

Kıbrıs tarihine bir bakın! 1958 yılı, adada kan dökümünün doruğa çıktığı yıldır. Yalnız Haziran olaylarında, 53 Türk, 57 de Rum öldürülmüştür, TMT ile EOKA'nın kapışmasında… 1959'da ilk baharda önce Zürih sonra Londra Andlaşmaları imzalandı… Oysa altı ay evvel, ada kan gölüydü… Değil görüşlerin uzak olması, elde silah birbirimizi bulduğumuz yerde öldürmekteydik… O koşullarda anlaşma imzaladık, Kıbrıs Cumhuriyeti'ni kurduk.

1974 ise bunun tam tersidir. O yılın baharında Denktaş yelkenleri suya indirmiş, Kıbrıs Türkü yok olmaktadır endişe ve korkusu ile nerede ise bütün Rum önerilerini kabul etmişti. Barış ve "çözüm"e bir adım vardı… Veya bizim çözülmemize! Kliridis anılarında anlatır, Makarios "kabul etme, imzalama! Bekle tam çözülecekler" diyerek, sorunun bitmesine engel oldu. Üç ay evvel barışa bir imza kalmışken, üç ay sonra savaştık! Kıbrıs'ı böldük…

Bu Kıbrıs Meselesi denilen sorun, böyle lâbil şartlarda sürdürülen bir büyük belâdır. Çünkü Kıbrıs o kadar çok tarafın, o kadar çok değişik çıkarını temsil ediyor ve Kıbrıslılar o kadar küçük halklar ki! Kendi kaderlerini kendilerinin belirlemesine, Makarios örneğinde olduğu gibi bazen kendileri engel oluyorlar.

Yalnız Annan Planı'nda değil, bizim tarafın, kabul ettiği Perez de Cuellar Belgesi'nde ve Galli Fikirler Dizisi'nde de Rum tarafının çağdışı yaklaşımlarla hayır demesini de ekleyelim hatırlatmalarımıza… Ancak…

1959 yılı, aslında İngiltere'nin Akdeniz çıkarlarını ABD'ye devretmekte olduğu yıldı… 1974'ün koşulları ise çok farklıydı… Akdeniz çıkarları, ABD ile SSCB tahterevallisinin denge noktasıydı nerdeyse, stratejik bakımdan. Bugünün koşulları ise 1974'ten çok, 1959'a benziyor. Akdeniz'de çıkarlar tahterevallisi bitti…Ve belki de bir satranca dönüştü. ABD/AB çekişmesi bir yandan…

Kıbrıs'ın AB üyesi olması, Yunanistan'ın ayni topluluğun parçası olması, Türkiye'nin girmek istemesi; ABD'nin de Türkiye'yi de oraya sokup, nüfuz etme politikaları ile Rusya'nın da Kıbrıs/Yunanistan üzerinden AB'ne nüfuz etme politikaları ve daha yığınla etken; bizim "mülkiyet" çıkarlarımızın çok daha ötesinde, çok daha büyük çıkarları temsil etmektedirler. Ve bizim çok bilinmeyenli denklemimize, her birinin nasıl etki yapıp, hangi yönde biçimlendirecekleri de henüz bilinmemektedir.

Her şeye rağmen, eğer biri çıkar da "buyurun yılbaşında referandum var" derse, hiç şaşmam… Kosova kararlarına bakıp, yanılmayın. Çok farklı bölgelerde, çok farklı çıkarların bekçileriyiz Kosova Arnavutları ile biz…

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.