Meğer biz dünyayı baydık...

loading
25 Eylül, Cuma
£

9.72

8.90

$

7.63

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

Meğer biz dünyayı baydık...

2008 yılının Şubat ayında, Kuala Lumpur'da yapılan İslam Konferansı Örgütü, Parlamentolar Arası Birlik toplantısında, Kıbrıs Türk Devleti'ne de konferansa kısa bir hitap yapması için söz hakkı verilmesi kararlaştırılmıştı. Heyet başkanı bendim ve kürsüye çıktım… Daha orada bulunan meclis başkanlarını selamlamadan, önlerde bir yerde oturan Filistin Heyeti'nin, yüzlerinde bir usanmışlık ifadesi ile "gene mi bunlar?" der gibi bazı jestler içine girdikleri, dikkatimi çekti. Belki de kendi durumlarını bizimki ile kıyaslayınca biz, çok daha iyi koşullara sahiptik ama duramadım ve onlara yöneldim. Kürsüden:

" Filistinliler ile Kıbrıslı Türkler, ortak bir kaderi paylaşıyoruz. En yakın komşularız nerdeyse… Kız aldık, kız verdik… Ortak ailelerimiz var… Hem Kıbrıslı Türk olarak mücahit, hem de Filistinli olarak El Fetih askerliği yapmışlarımız var. En büyük dayanışma aslında bizim aramızda olmalıdır…" gibi birkaç cümle söyleyiverdim. Yüzleri, birden çok değişti. Şaşkınlıkla bana bakmaya başladılar. Belli ki hiç duymamışlardı bunları… Ama bizden artık usanç duyduklarını da gizleyemiyorlardı…

İslam Konferansı'na ondan önce de gittim, ondan sonra da… Ama o konferansta farkına vardığım bir gerçekti aslında… Biz ya derdimizi hiç anlatmamış veya anlatamamıştık. İnsanlar bize, Türkiye'nin hatırına katlanmaktaydılar ve bizle hiç de ilgili değillerdi. Herkesin kendi sorunu vardı! Kamerun, Nijer ile sorun yaşamaktaydı ortak sınırlarında, Orta Doğu'da Filistin Sorunu vardı, Sudan'da Darfur, Fas'ta Moritenya, Cezayir'de köktenci terör, Pakistan'da itip bitmeyen Keşmir sorunu vardı… İran'ın dünya ile meselesi vardı. Ve her biri, milyonlarca insanı ilgilendirmekteydi. Onların gözünde biz, küçük bir ayrıntıdan ibarettik. Mısır'lı bir diplomata, "neden her zaman bize karşı çıkıyorsunuz?" dediğimde, verdiği cevap da tarihe geçecek nitelikteydi: "Kahire'ye her gün birkaç Kıbrıs Rum heyeti iniyor… Siz kaç defa geldiniz? Tenezzül edip bize sorunlarınızı anlatmaya gayret bile etmiyorsunuz… Destekleyelim de neyi destekleyelim?"

Geçen gün Downer'e ait olduğu söylenen o açıklama metnini okurken, bunları düşündüm. Rumlar gerçi propaganda açısından daha başarılı ama Türk olsun, Rum olsun; biz Kıbrıslılar, dünyayı bıktırıyoruz farkında mısınız? Karşılıklı olarak, tarihten gelen önyargılara dayalı akıl dışı iddialar… Anlaşmayı karşı tarafı teslim almak olarak algılayan, diplomasi dışı bir inatçılık… Bizden başka kimsenin anlayamadığı, anlamsız bir ip çekişme… Her iki tarafında bir türlü, aslında ne istediğini söylememesi…

Beş metre genişliğinde bir cadde için, koca bir metni kaldırıp çöpe atmalar, AB'ye girene kadar evetçi, girdikten sonra hayırcı kesilmeler… Hiç bir şey bulamazsan, "belki de denizin dibinde petrol vardır" diyerek, varlığı olmayan şey üzerinde kavgaya tutuşmalar… Her iki tarafın, "elimde tuttuğum benimdir, öteki tarafın da hiç değilse yarısı benimdir" dayatmaları…

1968'den beridir, şiş kebapları, bulgur köfteleri, patlıcan musakkaları, humuslar eşliğinde gelsin zivaniyalar, gitsin şaraplar oldu mu kardelen gibi göğeren ahbaplık gösterilerinden sonra, herkes kendi yoluna söylenmeleri; first lady'lerin kayıp kardeşler üzerine beraber ağıt yakıp; iş "bir daha kimse kaybolmasın"a gelince, herkesin basiretinin bağlanması! Sadece bizim anlayabildiğimiz, kimsenin anlam veremediği, bize ait bir acayiplik! Huysuz çocuk kaprisi sanki de…

Alexander Downer de diyor ki: İşte hendek, işte deve! "Ya bu yılsonuna kadar, normal insan olur anlaşırsınız; ya da bize ne kardeşim sizin akıl dışı kavganızdan? Kosova'dan sonra artık ayrılıkçılığa da başka türlü bakılıyor! BM, Barış Gücü'nü, ilgisini de toparlayıp gidiyor. Ne haliniz varsa görün… İster ayrılın, ister beraber kalın, ister birbirinizi boğazlayın. O kadar…"

Meğer sadece Filistinlileri değil, dünyanın bütününü "baymışız"…

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.