Tatsız bir av muhabbeti

loading
26 Eylül, Cumartesi
£

9.77

8.92

$

7.66

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

Tatsız bir av muhabbeti

Kendimi bildim bileli, bizim evde av konuşulur…

Amcamla dayım, sıkı avcıydılar.

Benim de bir tüfeğim var ama ava gittiğim yok!

En son Çayeli'nde torpilli olduğumuz için "kaçak" avda vurmam için gösterilen bir ceylân'a ateş etmeyi reddettiğimden beri, normal avcılar beni "yumuşak avcı" kabul ediyorlar.

"Tilki vurmaz, çakal vurmaz, ceylân bile vurmaz…

Ha bu yufka yüreklidur…" olduk yâni…

Rahmetli dayımdan kalma avcılık terbiyesi, şimdilerde zaaf kabul ediliyor demek ki…

Kıbrıs'a gelince, iyice yufkaldım.

Değil ava gitmek, av eti de yemiyorum…

O zamanlar av, böyle şimdiki gibi "toplumsal bir spor" değildi…

Eline bir tüfek geçiren ovaya seyirtmez, avcılık gelenekleri olan, uzun zamanda edinilen bir nitelik olarak bilinirdi.

Meselâ bizim Lefke'de saysan saysan, on tane avcı sayabilirdin. İşte rahmetli amcam, Kâzım Onbaşı, Ali Pekri, Salih Salih, Acar dayı, Rasıh Hoca…

Yanlış hatırlamıyorsam, 1958 Haziran'dan sonra, veya belki de daha önceydi, İngiliz av tüfeği dahil bütün silahları topladı.

Oysa 1955'ten beri, EOKA ile çekişe çekişe, bizim silahlanmaya ihtiyacımız vardı ve hiçbir şey yoksa, bir av tüfeği olsun, bulunsundu!

"Gahbe" İngiliz, hepsini topladı, saklamanın cezasını da "idam" koydu…

Öyle tabanca falan bulundurmak ne kelime?

Bir tek merminin cezası da idamdı…

Uzunca bir süre, kimse ava falan gidemedi!

Zaten tüfek olsa da gidilemezdi, çünkü dağlarda EOKA'cılar vardı…

O dönemin bence en çarpıcı lâfı, TMT'nin günlük gazetesi NACAK'ın attığı bir slogandı:

Her eve bir Nacak!

Kelimenin hem mecaz hem de sözlük anlamıydı murat edilen!

Silâhlanın, denmekteydi, özetle…

1960'ta cumhuriyet ilân edildi…

Bir süre sonra, millet karakollara çağrılıp, yıllardır polis tarafından muhafaza edilmekte olan av tüfekleri, insanlara geri verildi…

O günlerin heyecanını iyi hatırlarım.

Çünkü hafta sonları, rahmetli dayımla köye, tüfek atmaya giderdik.

O koşullarda, belki de yanlış hatırlıyorum ama Nacak gazetesinde, "her eve bir av tüfeği" kampanyası mı yapıldıydı, yoksa kooperatiften her tüfek almak isteyene, ucuz kredi mi verildiydi?

Şimdi karıştırıyorum ama herkesin evine bir av tüfeği alması için, ciddi bir kampanya yapıldığı da aklımdadır…

Herkes, silahlandı.

Bu eli tüfekli kitle daha av terbiyesi edinemeden, 1963 olayları çıktı, 1974'e kadar devam etti…

Bu defa tüfek değil, dağ bayır yasaktı…

Tümümüz, adanın %3'üne sıkışmıştık…

Nerde avlanacaksın da avcılığın etiğini edineceksin?

Derken, 1974 geldi…

Biz kendi kendimizi gapsalıverdik…

Artık, dağlar da bizimdi, ferman da…

Alıkyoyun…

Tüfeği arabaya atıp, pencereden ateş eden mi istersiniz?

Avlak dışında tüfek kırılmış ve boş olmak gerekirken, binek arabasında tüfek patlatıp, çoluğu, çocuğu telef eden mi?

Elindeki dolu tüfeği, yanındaki arkadaşına doğru, parmak tetikte tuttuğundan, durduk yere adını "katil defteri"ne yazdıran mı?

Ya da her av günü, insan boyundaki kuşa ateş edip, şinyanın arkasındaki başka bir avcıyı "şaşmalayan" mı?

Gıyamet…

N'oluyor?

"E biz avcı milletik…"

"Hade yahu!" diyesim geliyor…

Ne zaman olduk?

İki yüz bin nüfusla, geçen hafta sonu dağları 40 bin avcı sarmış basın haberlerine göre, 45 bin de köpek…

Bre aman!

Üşenmesem, oturup araştıracam bakalım:

İngiliz av tüfeklerine el koyduğunda, kaç tane Kıbrıslı Türk'ün tüfeği vardı?

Ve o kampanyada kooperatif kaç kişiye tüfek kredisi verdiydi?

Da biz ne zamandan beri "avcıbaşı" kesildik her birimiz?!

"Devlet önlem alsın…"

İncir Kuşu'nu görse tanıyanınız var mı?

Arı Kuşu?

Kekliği de çocuklarımıza tv'den öğreteceğimiz günleri mi bekleyelim.

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.