New York Zirvesi ve hemster

loading
26 Eylül, Cumartesi
£

9.77

8.92

$

7.66

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

New York Zirvesi ve hemster

Yazı maceram kırk yılı buluyor…

Lise 2'de başlamıştım…

Bütün bu süreçte, nerdeyse her gün Kıbrıs Sorunu ve giderek Kıbrıs Tarihi ile ilgilenmiş bir kişi olarak, farkındasınızdır ki New York Zirvesi'nden hiç bahsetmedim.

Çünkü bütün bu süreçte öğrendiğim bir şey varsa, o da diplomaside, kimin neyi söylediğine değil, neyi söylemediğine dikkat etmek gerektiğidir.

O bakımdan New York, bence bir ara aşamadır.

Belki de Alpay Durduran'ın söylediği gibi, "ikisinin de fırçalanması"! Asıl ne olacaksa, Ocak sonunda Cenevre'de olacaktır.

Geçen akşam, yerel bir tv kanalında, Mehmet Çağlar, Mehmet Hasgüler, Murat Özkaleli ve ben bunları konuştuk. Özkaleli'nin deplasmanda olduğu çok açıktı…

Israrla meseleyi UBP/CTP eksenine çekti ince ince ve Çağlar da gerekli cevapları verdi. Ancak, bu kadar uzun bir süre bu mesele ile ilgili olursanız, oynanan oyunun sahnelerinin anlamlarını, futbol hakemi jargonu ile "süzmeniz" de daha kolay oluyor.

1968'den beri yapılan sayısız görüşmeden biri idi…

Ve bence hiçbir stratejik anlam içermiyordu. "Aklınızı başınıza alıp, Ocak sonunda Cenevre'ye öyle gelin" mesajının, dışında…

Arada telefon açan bir dinleyici, "keşke heyet sizin dördünüzden oluşsaydı" dedi, sağolsun ama ben içimden, "Allah korusun" dedim kendi kendime…

Çünkü geçmişte birkaç diplomatik misyonda bulunmuş birisi olarak, diplomasi denilen oyunun, hiç de öyle fikir açıklama ve fikrini savunma sanatı olmadığını, çoktan beridir biliyorum.

Bu, bir oyun…

Tarafların, birbirlerine katiyen söylemedikleri, gizli bir hedefleri var…

Bütün konuşulanlar, o karşı tarafın asla anlamasını istemediğiniz gizli hedefe varmak için yararlı olduğu ölçüde doğru, olamadığı ölçüde de yanlıştır.

"Gizli hedef"te birleşiyorsanız, "heyet"te olmanızın bir anlamı var!

Yoksa anlamsızdır eğer meslekten diplomat değil, ekmeğinizi bu oyunu oynamaktan kazanmıyorsanız.

Öyle bilgi sahibi olmakla, düşünmekle, yazıp çizmekle bir ilişkisi yok bunun…

Hristofyas'ın Yunanistan milletvekillerine, Özgürgün'ün de Trabzon "önde gelenleri"ne söylediklerine bakınca, mesajın hiç değilse algılandığını görüyoruz.

Tahsin Ertuğruloğlu dostumun söylediklerini görünce de…

"Gitmezdim, ben olsam" demiş…

Gitmedin zaten sevgili dostum…

Gitmeye gitmeye, adamları Türkiye ile çekişebilecek hale getirdin, Rauf Bey ile birlikte…

AB'nin limanlar konusunda Türkiye'ye yaptığı son öneriler de birilerinin ille de bir şeyler yapmak niyetinde olduklarını gösteriyor ki bu da önemli…

Ama kim istiyor?

Ne istiyor?

Sorunun aktörü olan tarafların istedikleri arasındaki denge nedir?

Sorularının yanıtlarını, ancak Ocak'ta Cenevre'de öğrenebileceğiz…

O güne kadar, söyleyeceklerimiz, tevatır'dan ibaret olacak…

Deyip, ben kendi gündemime döneceğim, kusura bakmayın…

Küçük oğlum tutturdu: "Bana bir hemster alın…"

Ne olduğunu biliyorsunuz!

Alacalı bulacalı tüyleri olan, kuyruksuz bir "sıçan"!

Annesi, "öööğğğğ…" falan yaptı bir süre, ben de "hadi yahu" gibi lâflar ettim ama sonunda o galip geldi ve hemsterimiz eve geldi…

Adı konusunda, henüz tartışmalar sürüyor!

Ben, Suavi, Şeracettin ve Şuayip önerilerimi ileri götürüyorum ama onlar, ana oğul Jimmy, Jerry ve Johny gibi Anglo Saxon isimleri öneriyorlar!

Biliyorsunuz İngiliz döneminde herkesin köpeğinin adı Rex idi… Kral!

Derken, hayretle gördüm ki anne de ben de "sıçan"ı sevdik!

Kafesinin altına serdiğimiz talaştan kendine yatak yapması…

El ayak çekilince, kafesindeki çarka çıkıp koşturarak, bedensel formunu koruması ve en sonunda kendisine peynir veren eşimin ellerini yalaması, bu mahlûkatın da aklı ve duyguları olduğunu göstermesi bakımından, insanı etkiliyor.

Büyük oğlumdan, çağdaş düşünürleri öğrendim…

Küçüğünden, her hayvanın sevilebileceğini…

"Yaradılanı severim, yaradandan ötürü"demiş bilge…

Bunu bilmeden ne Kıbrıs Sorununu çözebilirsiniz ve hatta ne de yaşadığınız günün değerini anlayabilirsiniz…

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.