Testideki çatlak

loading
3 Haziran, Çarşamba
£

8.49

7.56

$

6.74

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

Testideki çatlak

İçinde bulunduğumuz ekonomik sıkıntıları aşmak için neler yapmak gerektiği sorgulandığında, nerdeyse antik çağdan kaldığı düşünülecek bir öneri, gene uç veriyor: İçe kapanmak…

Güney'den alışveriş edilmesi eleştiriliyor ve bu sıkıntının nedeni olarak öne sürülüyor...

Bir kaynağa göre, kapılar açıldıktan sonra güney Kıbrıs'ta yapılan toplam harcamamız, 164 milyon 389 TL'dir…

İyi ama Kıbrıs'ta bulunan Türkiye bankalarının topladığı, merkeze taşıdığı, vergisini ödemediği ve kredi olarak ekonomiye dönmesi gibi bir gaileyi hiç taşımadığı paranın toplamı da 2 milyar 95 milyon 124 liradır…

Buyrun...

Bu neden böyle?

Herkes mi bizi "sömürüyor"?

Yoksa biz mi bir şeyi yanlış plânlıyoruz?

Belki kulağa hoş gelir ama"sızıntı" olmayan bir ekonomi, dünyada yoktur.

Ekonominin yasalarının insan iradesinden yani politik iradeden bağımsız olduğunu ilk söyleyenlerden bir Karl Marx ise, öteki de Adam Smith'dir.

Parayı yönlendiren bayraklar değil, kârlılık ve güvenliktir.

Ticarette de, bankacılıkta da…

Nasıl daha yüksek güvenlik hissi tasarrufu Türkiye'ye çekiyorsa; daha ucuz ve daha kaliteli mal da tüketimi güneye çekiyor.

Dünya üzerinde kapalı ekonomi uygulamaya kalkanların tümünün de batması, tesadüf değildir.

Dünya nüfusunun %30'unu, yüzölçümünün de nerede ise %20'sini elinde tutan Çin'in bile buna dayanamadığını aklınızdan çıkarmayın.

O kadar uzağa gitmeye, gerek yok!

Biz 1955'ten 1974'e kadar, "Türk'ten Türke" kampanyası içinde yaşamadık mı?

Rum tarafından bir demet maydanoz alanın, Lokmacı'nın önünde eşek sudan gelinceye kadar dövüldüğü günler aklımızda!

Benim kuşağım, Coca Cola içmedi çocukluğunda biliyor musunuz?

Yasaktı, Türk tarafında…

Regis dondurma yemek de yasaktı…

Türk tüccar, gider her şeyi Rum toptancıdan alır, üstüne de keyfinin istediği kadar ekleyerek, Türk tarafında satardı…

"Türk çarşısı" yaratacaktık…

"Türk burjuvazi"!

Aslında bu ta 20.yy başlarında, İttihat ve Terakki'nin politikası idi ve bizde de fikir babaları, Con Rifat gibi, Fadıl Niyazi Korkut gibi, Osmanlı zamanından kalma İttihatçılar ile onların mirasçısı, Rauf bey ve kafadarları idi…

1974'ten sonra ise bu içe kapanma, doruğuna çıktı…

Artık, teşkilât'ın serdengeçtileri değil; doğrudan doğruya devlet idi, "çarşı"yı koruyan…

Bu defa, bazı "Türkler" gidip bir yerlerden bir şeyler getirip, başka bazı "Türkler"e, dünya piyasasının çok üstünde fiyatlarla ve devlet zoruyla, sokuşturuyorlardı!

Elli yıllık bu "korunmanın" sonucu nedir?

Hani Bel Kola ne oldu?

Güneş Makarnaları'nın sonu ne oldu?

Othello Dondurmaları, MOL içecekleri?

Hatırlayan var mı?

Hani bugün ortada "burjuva" diyebileceğimiz bir sınıf var mı?

Hani elli yıldır korunma duvarı altında "biriktirilen" sermaye, nereye yatırıldı?

Dünyanın en pahalı kahvesi, Dereboyunda'ki bir kahvede satılıyor, biliyor musunuz?

Dünyanın en pahalı hamburgeri de Ortaköy'deki bir sandüviç dükkânında… Satan Türk…

Koruyalım burjuva olsun…

Ama kazığı yiyen de Türk!

O ne olacak?

Yatırım, üretim girişimleri neden Kıbrıs dışından geliyor halâ bu ülkeye…

Asil Nadir, Sezai Türkeş, Sıdıka Atalay, Ali Özmen Sefa gibi isimler, korunma altında mı kapitalist olmayı başardılar?

Her durum, kendi koşullarını yaratır.

Kapalı ekonomi de sürekli koruma talep eden bir çeşit "çarşı erbabı" yarattı!

İşadamımız burjuvalaşıp, yatırım yaparak, istihdamı geliştirecek, üretimi artıracak, Rum ile rekabet edecektir!

Elli yıldır serada korunuyor ve hiçbirini yapmadı ama!

O hesap ne olacak?

Kaçanı elde tutmanın yolu, daha kaliteli mal ve hizmeti, daha ucuza sağlamaktan başka hiçbir şey değildir…

Elli yıldır korundular, olmadı…

Şimdi politikacıların keyfi değil, ekonominin yasaları konuşmalıdır!

Koruma bambaşka bir konseptle, bambaşka alanlarda yapılmalıdır…

O apayrı bir konu…

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.