DOĞA ve ÇEVRE
okuma süresi: 10 dak.

Yusuf Avcıoğlu’ndan YEK Tüzüğü taslağına tepki: Kaçak kurulumu teşvik ediyor

Yusuf Avcıoğlu’ndan YEK Tüzüğü taslağına tepki: Kaçak kurulumu teşvik ediyor

HP Enerji Komitesi Başkanı Yusuf Avcıoğlu, yeni Yenilenebilir Enerji Kaynakları (YEK) Tüzüğü taslağının yeni güneş enerjisi abonelerini cezalandırdığını, akü zorunluluğunda güvenlik standartlarının eksik olduğunu ve kaçak kurulumu teşvik ettiğini ifade etti.

Yayın Tarihi: 26/08/26 14:18
okuma süresi: 10 dak.
Yusuf Avcıoğlu’ndan YEK Tüzüğü taslağına tepki: Kaçak kurulumu teşvik ediyor
A- A A+

Halkın Partisi (HP) Merkez Yürütme Kurulu (MYK) Üyesi ve Enerji Komitesi Başkanı Yusuf Avcıoğlu, Ekonomi ve Enerji Bakanlığı tarafından gündeme getirilen yeni Yenilenebilir Enerji Kaynakları (YEK) Tüzüğü taslağına sert tepki gösterdi.

Avcıoğlu, taslağın mevcut yapısal sorunları çözmek yerine sisteme yeni dahil olmak isteyen aboneleri cezalandırdığını, kayıt dışılığı teşvik ettiğini ve ülkenin kısıtlı kaynaklarını riske atan bir rant düzeni yarattığını savundu.

Avcıoğlu yaptığı açıklamada, uluslararası standartlar ve altyapı hazırlığı yapılmadan hazırlanan tüzüğün KKTC’yi “saatli bir bombaya” dönüştürebileceğini belirterek hükümete “Bu geri dönülmez hatadan derhal vazgeçin” çağrısında bulundu.

YENİ GÜNEŞ ENERJİSİ ABONELERİNE YÖNELİK “CEZALANDIRMA MODELİ”

Mevcut mahsuplaşma (Net-Metering) sisteminin, zamanında yapılmayan teknik ve mali düzenlemeler nedeniyle GES sahibi olmayan abonelerin sırtına ciddi bir maliyet yüklediğini belirten Avcıoğlu, bu adaletsizliğin geçmişte de defalarca dile getirildiğini kaydetti.

Sistemde düzenleme yapılmasının kaçınılmaz olduğunu ifade eden Avcıoğlu, bakanlığın çözümünün teknik planlama hatasını akılcı yöntemlerle düzeltmek yerine, tüzük değişikliği sonrasında yalnızca depolamasız mahsuplaşma sistemi kurmak isteyen yeni aboneleri cezalandırmak olduğunu savundu.

Avcıoğlu, yeni tüzük sonrasında depolamasız sisteme dahil olmak isteyen vatandaşların karşısına dört uygulama çıkarıldığını belirtti.

Bunları yüzde 60 mahsuplaşma oranı, pik saatlerde mahsuplaşma yasağı, pik saat tüketiminin en pahalı dilimden faturalandırılması ve asgari ücrete endeksli şebeke kullanım ücreti olarak sıralayan Avcıoğlu, şebekeye verilen temiz enerjinin yüzde 40’ına teknik ve mali gerekçe sunulmadan el konulmasının yatırımların geri dönüş süresini imkânsız kılacağını ileri sürdü.

Pik saatlerde abonenin sistemin dışına itilmesinin de şebeke işletmeciliğindeki yönetim acziyetinin faturasını yeni güneş enerjisi sistemi sahiplerine kesmek anlamına geldiğini belirten Avcıoğlu, asgari ücrete endeksli şebeke kullanım ücretinin de mühendislik dışı bir yaklaşım olduğunu savundu.

“DÜNYA NET-BILLING SİSTEMİNE GEÇİYOR”

Dünyadaki gelişmiş şebeke uygulamalarında Net-Metering sisteminden Net-Billing sistemine geçiş yaşandığını belirten Avcıoğlu, AB ülkeleri ve ABD’nin öncü eyaletlerinde şebeke stabilitesini korumak ve yeni sistemleri şebekeye entegre etmek amacıyla farklı modeller uygulandığını ifade etti.

Net-Billing sisteminde yeni abonenin ürettiği enerjinin anlık piyasa takas fiyatı veya marjinal maliyet üzerinden satın alındığını, şebekeden çekilen enerjinin ise perakende fiyat üzerinden faturalandırıldığını anlatan Avcıoğlu, bu sistemin yatırımcıyı cezalarla değil ekonomik sinyallerle akü yatırımı yapmaya veya enerjiyi üretim anında tüketmeye teşvik ettiğini kaydetti.

Bunun için şebekenin cezalarla boğulması yerine Bakanlık ve Kıbrıs Türk Elektrik Kurumu tarafından Gelişmiş Ölçüm Altyapısı dönüşümünün tamamlanması gerektiğini savunan Avcıoğlu, “Bizde ise altyapı yatırımı yapılmadığı için yeni aboneye ceza mekanizması dayatılmaktadır” dedi.

Avcıoğlu, Sanal Güç Santralleri (VPP) ve Dinamik Zaman Tarifeli (TOU) akıllı fiyatlandırma modellerinin de dünyada kullanıldığını belirterek, tüketicilerin şebekeyi dengeleyen aktif paydaşlar haline getirildiğini söyledi.

“KONTROLSÜZ AKÜ ZORUNLULUĞU YANGIN RİSKİ YARATIYOR”

Yeni tüzükle birlikte konutlar dahil tüm yeni güneş enerjisi sistemlerinde dolaylı olarak akü ile depolama zorunluluğu getirildiğini ifade eden Avcıoğlu, akü ile depolamanın şebeke esnekliği açısından dünya trendi olduğunu ancak bunun arkasında kapsamlı standartlar ve güvenlik kurallarının bulunduğunu kaydetti.

Avcıoğlu, gelişmiş ülkelerde akü sistemleri için hücre ve sistem güvenliğinde IEC 62619 ve UL 1973, şebeke entegrasyonunda IEEE 1547 ve EN 50549, yangın güvenliğinde ise NFPA 855 standartlarına uyum arandığını belirtti.

Taslak tüzükte ise yalnızca “akü takılacak” ifadesinin bulunduğunu savunan Avcıoğlu, hangi akü kimyasının kullanılacağı, güvenlik önlemlerinin nasıl uygulanacağı ve sistemlerin hangi standartlara göre kurulacağı konusunda düzenleme bulunmadığını ileri sürdü.

Lityum Demir Fosfat (LFP) kimyasının yüksek ısıl kararlılığı ve daha düşük yangın riski nedeniyle gelişmiş ülkelerde tercih edildiğini belirten Avcıoğlu, tüzük taslağının bu kimyasal standartları içermediğini söyledi.

Akülü sistemlerin mühendislik esaslarına göre projelendirilmesi ve denetlenmesi gerektiğini de vurgulayan Avcıoğlu, güvenlik ekipmanlarının seçimi, yerleşimi ve kablolama standartlarının yasal prosedürlerle tanımlanması ve kurulumların yetkili elektrik mühendisleri tarafından hazırlanan projelere uygunluğunun denetlenmesi gerektiğini ifade etti.

“YENİ TÜZÜK KAÇAK KURULUMU TEŞVİK EDİYOR”

Ülkede mevcut YEK Tüzüğü’ne göre kaçak statüde bulunan ve denetlenmemiş 1000’in üzerinde depolamalı güneş enerjisi sistemi olduğunu ileri süren Avcıoğlu, yeni tüzüğün bu sistemleri ortadan kaldıracak bir af, kayıt altına alma veya teşvik mekanizması içermediğini savundu.

Kaçak kurulumlara yönelik idari ve adli yaptırım veya cezaların da tüzükte tanımlanmadığını belirten Avcıoğlu, yeni abonenin yasal yoldan başvurması halinde bürokratik engeller, yasal limit kotaları, bir yılı aşan bekleme süreleri ve ek mali yüklerle karşılaşacağını ifade etti.

Avcıoğlu, buna karşılık kaçak kurulumda “sıfır denetim, sıfır ceza, sıfır bekleme süresi ve sıfır ek mali yük” bulunduğunu savunarak, “Bu tüzük dürüst vatandaşı bürokrasiyle ve kuralsız zorunluluklarla boğan, usulsüzlüğü ve yeni kaçak sistem kurulumunu teşvik eden bir mekanizmaya dönüşecektir” dedi.

“İTFAİYE TEŞKİLATININ HAZIRLIĞI SORGULANMALI”

Yetkisiz ve sertifikasız kişiler tarafından yapılacak akü kurulumlarının yangın riskini artıracağını savunan Avcıoğlu, özellikle lityum iyon batarya yangınlarının özel müdahale yöntemleri gerektirdiğine dikkat çekti.

Avcıoğlu, “Gerek fabrika üretim hatasından gerekse yetkisiz kişilerin kurulum hatalarından kaynaklı olarak konutlarda ve binalarda çıkabilecek bu özel akü yangınlarına karşı İtfaiye Teşkilatımız doğru ekipmana ve bütçeye sahip midir?” diye sordu.

İtfaiye personeline yeni nesil kimyasal yangınlara müdahale konusunda gerekli teknik eğitimlerin verilip verilmediğinin de açıklanmasını isteyen Avcıoğlu, altyapısı ve savunma mekanizması hazırlanmamış bir teknolojinin tüm ülkeye zorunlu kılınmasının halkın can ve mal güvenliğini tehlikeye atacağını savundu.

“AKÜLER ÇEVRE FELAKETİ POTANSİYELİ TAŞIYOR”

KKTC’nin bir ada ülkesi olduğunu hatırlatan Avcıoğlu, kullanım ömrünü tamamlayan akülerin ciddi çevre sorunlarına yol açabileceğini belirtti.

Akülerin geri dönüşümünün yüksek maliyetli bir bertaraf işlemi olduğunu ifade eden Avcıoğlu, özellikle lityum bazlı ömrünü tamamlamış bataryaların taşınmasının uluslararası kurallar nedeniyle ciddi lojistik maliyetler yaratabileceğini söyledi.

Taslakta tehlikeli atıkların nasıl toplanacağı, Akü Pasaportu veya kayıt sistemiyle nasıl takip edileceği ve hangi bütçeyle adadan uzaklaştırılacağı konusunda finansal ve lojistik planlama bulunmadığını savunan Avcıoğlu, “Bu yükün altına hesapsızca girmek, gelecekte toprağımızı ve yeraltı sularımızı ağır metallerle zehirlemek demektir” dedi.

“TARIM ARAZİLERİ RANT ALANINA DÖNÜŞTÜRÜLEMEZ”

Avcıoğlu, tüzük taslağındaki bir diğer yapısal tehlikenin ise Agro-PV (Tarımsal-GES) adı altında birinci, ikinci ve üçüncü sınıf tarım arazilerinin güneş enerjisi kurulumlarına açılmak istenmesi olduğunu ileri sürdü.

Dünyada Tarım-GES projelerinin sıkı standartlara bağlı olduğunu belirten Avcıoğlu, KKTC gibi toprak ve orman kaynakları son derece kısıtlı bir ada ülkesinde, kurulum sonrasında arazinin tarımsal amaçlarla kullanılıp kullanılmadığını denetleyecek bir mekanizma kurulmadan bu alanın açılmasının “akıl tutulması” olduğunu söyledi.

Bu durumun tarımsal üretimin gerilemesine, gıda krizine ve gıda enflasyonuna yol açabileceği uyarısında bulunan Avcıoğlu, “Tarım arazileri, enerji adı altında denetimsiz bir rant alanına dönüştürülemez” ifadelerini kullandı.

“GERİ DÖNÜLMEZ HATALARDAN VAZGEÇİLMELİDİR”

Ekonomi ve Enerji Bakanlığı tarafından hazırlanan tüzük taslağının etraflıca düşünülmeden, denetim altyapısı kurulmadan ve uluslararası standartlar entegre edilmeden hayata geçirilmesinin enerji, ekonomi, çevre ve halk sağlığı açısından geri dönülemez sonuçlar doğurabileceğini savunan Avcıoğlu, hükümete taslaktan vazgeçme çağrısı yaptı.

Avcıoğlu, açıklamasını şu ifadelerle tamamladı:

“Kıbrıs Türk halkının sağlığı, çevre ve adanın kısıtlı kaynakları, vizyonsuz politikaların deneme tahtası yapılamaz"

#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Gözden Kaçmadı
#gozdenkacmadi

En güncel gelişmelerden hemen haberdar olmak için

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.