Denktaş gençlerin sorularını yanıtladı

loading
31 Mayıs, Pazar
£

8.42

7.57

$

6.82

Denktaş gençlerin sorularını yanıtladı

Denktaş gençlerin sorularını yanıtladı

Demokrat Parti Ulusal Güçler Genel Başkanı Serdar Denktaş katıldığı bir televizyon programında CTP-BG, BKP, UBP ve DP Ulusal Güçler'den katılan gençlerin sorularını yanıtladı.

Denktaş gençlerin sorularını yanıtladı
banner
A- A A+

CTP-BG gençleri adına katılan gencin, "Siyasi transferler futbol kulübelerindeki futbolcu transferi gibi... Bu konuda sorumluluğunuz var mı?" sorusunu yanıtalayan Denktaş, "Futbol kulüplerindeki gibi, bonservis vererek transfer dönemi ne zaman başladı ona bakmak lazım. Hiç unutmayalım, 2006 yılında büyük bir transfere menajerlik yapan bir partinin (CTP-BG) temsilcilerisiniz. O menajerlik sonrasında bu ülkede önce koalisyon protokolü, sonra istifalar, sonra hükümet protokolü, sonra parti kuruldu... Demokrasi en büyük yarayı işte o gün aldı. O günden beri düzeltmeye çalışıyoruz. Ama hala daha bu işin aktörlerinden bir kısmı aday olarak karşımıza çıkmaktadır" dedi.

Programa katılan BKP temsilcisi gencin "DP'nin bir söylemi var; 'kendi evimizin efendisi olmak istiyoruz' bu ne demek? Kendi evimizin efendisi kimdir?" sorusunu yanıtlayan Denktaş, "Önce biz kendimizin, bu evin efendisi olduğumuza inanmalıyız. Bir Devlet kurduk, bana göre bu Devlet geleceğimizin en önemli teminatıdır. Bu teminatın güçlü olması, iyi yönetilmesinden geçer. 300 bin kişilik bir Devletin de iyi yönetilmemesi için hiçbir neden yoktur. Yeter ki kendimize güvenmeye başlayalım... Dolayısıyla benim, "kendi evimizin efendisi derken" bu sözü birine karşı değil, kendimiz için söylediğimi lütfen artık anlayın" dedi. "DP Ulusal Güçler olarak bizim tavrımız çok nettir. Türkiye ile ilişkilerde göbekten bağlı bir ilişkiyi biz kabul etmiyoruz. Gönülden bağlı ve güçlenen bir ilişki istiyoruz" diyen Denktaş, "Ben burada hem ekonomik, hem sosyal politikalar anlamında üstüme düşeni yapmalıyım, eksik kaldığım yerlerde gidip Türkiye'nin kapısını çalabilirim. O kapıyı çaldığımda ne istediğimi net bir şekilde ortaya koymalıyım. Bütün bunları programlı koyduğun müddetçe Türkiye düşman değil bu yardımı yapar. Ama gidip, "Maaş ödeyemedim ver bana para" derseniz, o zaman "Şunu imzala" derler. Bu gelinen nokta hiç hoş bir nokta değildir" dedi.

Programa katılan UBP temsilcisi gencin, "UBP ile TC ile arasında imzalanan ekonomik protokole karşıydınız. Şuanda koalisyon ortağısınız ancak Başbakan Siber Siber, bu protokole aynen uygulanacağına dair bir protokol imzaladı. Bu konu hakkında düşünceniz nedir?" sorusuna Denktaş, "Bu bir geçiş hükümetidir. Aslında böylesi bir geçiş hükümetine gidip; "ekonomik programa uyun" çağrısı yapmakta doğru bir yaklaşım değildir. Bu hükümetin ana görevi günlük icraatları takip etmek, bir önceki hükümetin yapması muhtemel Devlet imkânlarının çarçur edilmesin önlenmesini sağlamak ve varsa bir takım usulsüzlükler bunların toparlanıp yeni gelecek hükümete bir liste halinde devrini sağlamaktır. Bu hükümetin görevi bu. Ama paket ile ilgili ne yapılmalı diye soruyorsanız? Bir kere şu bir gerçek, bu programın hedeflerine baktığımızda çok büyük farklar görmüyoruz. Farkımız o hedeflere varma noktasındadır. Niçin? Çünkü Türkiye'de oturan bir bürokrat, bir uzman Türkiye'nin koşulları ile o hedefe gidildiyse "burada da yapın biz orda denedik başardık sizde burada başarırsınız" demektedir. Ancak Türkiye 75 milyon, ben 300 bin. Türkiye tüm dünya ile ticaret yapabiliyor, ben 5 dakka ötemdeki komşum ile yapamıyorum. Türkiye'nin kendi içinde çok hızlı dönen ekonomik çarkı var, bende durmuş bir çark var. Yanlış burada. Bunları düzeltmek, gelecek hükümetin görevi olacak. Bu ülkenin koşullarını anlatmak, bu ülkenin siyasi erkinin işidir. Geçmiş hükümetlerde de karşımıza ekipler dizilirdi. Bir tarafta biz, bir tarafta onlar olurdu. Biz oturduğumuzda ne istediğimizi bilerek konuşurduk. Çünkü ülkemizi bilen biziz. İstanbul'da, Ankara'da oturan bürokrat benim ülkemi bilemez. Benim ülkemin rakamlarını bilebilir, ama benim ülkemi bilemez. Ekonomik paket insan yapısı bilerek hazırlanır ve uygulamaya konur, sonra başarıya ulaşır. Bizim ülkemizde otorite hoşgörü ile sağlanır. Bu bile bu paketin yeniden revize edilmesinin gereğidir. Kıbrıs'ın kendi özel şartlarında bu paket tek tek, aynı hedefe, nasıl ulaşılacağı anlatılarak, Türkiye ile istişare içinde revize edilecektir. Unutmayın Türkiye düşmanımız değil. Kavga ederek değil, akılcı ve gerçekten yürekten yaklaşımlarla ne yapacağımızı bilerek ve söyleyerek bunu gerçekleştireceğiz. DP Ulusal Güçlerin farkı burada yatıyor... " şeklinde yanıtladı.

Programa katılan DP Ulusal Güçler temsilcisi gencin, "KTHY'nın yeniden uçabileceğini söylediniz. Bunu nasıl başaracaksınız?" sorusuna Denktaş, "Şimdi elde etmeye başladığımız bulguları da incelediğimizde görüyoruz ki aslında kapatılmaması gereken bir hava yoluydu KTHY ve yaşatılabilirdi. Ama kapatıldı. Kapatılırken de iddia; "biletler ucuzlayacak" oldu. Ama gelen uçak sayısı artmış olmasına rağmen biletlerde herhangi bir ucuzlama olmadı. Olan göklerde uçan bayrağımıza oldu. O günden beri bizim DP Ulusal Güçler olarak tüm uğraşımız yeni bir milli havayolu şirketinin mutlaka yeniden hayata geçmesidir. Bu maksatla da araştırdık, Cyprus Turkish Airlines International diye tescil edilmiş, Avrupa'da da tescili yapılmış bir şirket bulduk. Ve bu şirketin oluşacak yeni düzen içerisinde KKTC'nin milli şirketi haline dönmesini öngördük. Bu nasıl bir şirket olacak? Halka açık, devletinde içinde bir altın payı olduğu bir şirket olacak. Yani artık siyasilerin atayacağı yöneticilerle orasını çiftlik olarak kullanacağı değil, hissedarların çıkarlarını koruyan, gözeten, denetleyen bir üst kurul şeklinde takip edecek ve uçuşa başlayabilecek bir şirket olacak. Şu çok nettir, iktidarımızda KTHY International önümüzdeki iki yıl içerisinde uçuşa başlayacak" dedi.

Toplumun talebinin temiz siyaset olduğunu söyleyen CTP-BG temsilcisi gencin "Geçmişte 'oy satın aldım' demiştiniz. Bunu nasıl açıklayacaksınız?" sorusuna Denktaş şöyle yanıt verdi; "Oy satın almamış olmama rağmen, "CTP-BG, UBP, şu veya bu parti oy satın aldı" desem direk red cevabı gelecekti. Dolayısıyla 2009 seçimlerinde 'ben dâhil oy aldım' açıklamasını yaptım. Ve neden yaptığımı o günde çok net açıkladım. "Bende aldım" diyerek Meclis'te bir komite oluşturulmasını talep ettim. Neden? Eğer biz bu ülkede var olan oy satma nedenlerini Meclis olarak bulup ortadan kaldırmayı beceremezsek bu durum devam edecekti. Sonuçta komite kuruldu. İlk toplantıya da davet aldım, gittim. 'Anlat bakalım' dediler. 'Neyi anlatayım bilmiyormusunuz?' dedim. 'Yok bilmiyoruz' dediler. Haliyle çözemedik bu sorunu... Bu olayın var olduğunu herkes biliyor. Önce bunu kabul edelim. Siyasetçimi oy satın alıyor, vatandaş mı oy satıyor. Bu konu irdelenmeli. Neden gelecek 5 yılını satsın bir insan? Bunun nedenlerini hep beraber araştırmamız ve çözmemiz lazım"

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer İÇ HABERLER