Dışişleri Bakanı Erk: "Güney Kıbrıs siyaseti statükodan memnundur"

loading
31 Mayıs, Pazar
£

8.42

7.57

$

6.82

Dışişleri Bakanı Erk: "Güney Kıbrıs siyaseti statükodan memnundur"

Dışişleri Bakanı Erk: "Güney Kıbrıs siyaseti statükodan memnundur"

Dışişleri Bakanı Erk, "Güney Kıbrıs siyaseti statükodan memnundur" diyerek Rumların, Kıbrıslı Türklerle güç paylaşımına hazır olmadığını savundu:

Dışişleri Bakanı Erk: "Güney Kıbrıs siyaseti statükodan memnundur"
banner
A- A A+

??Dışişleri Bakanı Kutlay Erk Rumların Maraş talebinin bir öteleme taktiği olduğunu söyledi. Türktarafının, Maraş konusunun kapsamlı çözüm müzakerelerinin bir parçası olduğu yönündeki görüşünü çeşitli platformlarda dile getirmiş olmasına rağmen, Rum tarafının kendi yarattığı senaryolarla Maraş konusunda iç ve dış kamuoyuna yönelik suni bir gündem yaratma gayreti içinde olduğunu vurgulayan Dışişleri Bakanı Erk, Rum tarafının sorunu öteleme niyetiyle bazı konuları bahane unsuru olarak ortaya koyduğunu kaydetti.

"Rolandis kendi ağzıyla söyledi: Türkler 7 defa Maraş'ı teklif etti, biz kabul etmedik diye… Şimdi Kıbrıs sorunu Kıbrıs iç siyasetine yönelik tüketim malzemesi oldu. Yerinden edilen insanlara 'sabredin hakkınızı alacaksınız' denmeye çalışıyor" diyen Erk, Rumların mevcut statükodan ve adanın uluslararası arenadaki temsilcisi konumunda olmaktan memnun olduklarını vurguladı. ?Rum tarafının geleceği barış ile değil, savaş ile okuduğunu ifade eden Kutlay Erk, "gelecekte savaş varmış gibi görüyor ve o savaşta yenilmemek için İsrail'le, Çin'le ve birçok ülkeyle işbirliği yapıyor, Rusya'ya, Fransa'ya askeri üs imkanları sağlıyor.

Bu ittifaklarla birlikte de savaş tatbikatı yapıyor" şeklinde konuştu. ?Son seçimlerle ilgili değerlendirmelerde bulunan Erk, 23 vekilin evine gönderildiği, Başbakanın, Meclis Başkanının, Parti genel sekreterinin sandıkta kaldığı bu seçimin iyi okunması gerektiğini kaydetti. ?KKTC'nin en büyük sorunlarından olan partizanlık konusuna da değinen Erk, "bu noktada esas görev vatandaştadır. Partizanlık varsa, bu partizanlığı talep eden halktır. Kendisi için özel bir şeyler yapılmasını isteyen halktır. Kapasitesi vatandaşa özel menfaat sağlamak olan siyasetçiler bu partizanlığı yapabilir ama kapasitesi tüm halka eşit hizmet vermek ise sorunun çözümüne odaklanır" yorumunda bulundu.

"RUM TARAFI HEVESLİ DEĞİL" ?

Soru: Geçtiğimiz günlerde Rumların tatbikat yapmasına karşı duruşunuzu ortaya koydunuz. Müzakereleri başlatmakta oldukça gönülsüz oldukları görülen Rumların değişik ülkelerle farklı işbirlikleri /tatbikatlar yönündeki tavırlarını nasıl yorumluyorsunuz? ?

Rumların mevcut politikası aslında görüşmeleri ne kadar öteleyebilirlerse ötelemektir. Bunun için önce ekonomik sorunları gündeme getirdiler. Oysa ekonomik sorunları bizde yaşadık ama görüşmeleri ertelemedik. 2000 yılında bankalar battı, vatandaş Meclisi bastı ama Sayın (Rauf) Denktaş, Klerides'le görüştü. Rum tarafı çözüm konusunda hevesli değil. Kıbrıs Rum siyaseti statükodan memnundur, Adanın uluslararası arenadaki temsilcisi olmaktan memnundur. Kıbrıslı Türklerle güç paylaşımına hazır değil.

?"RUM TARAFI GELECEĞİ BARIŞ İLE OKUMUYOR" ?

Tatbikat konusuna gelince; Rum tarafı geleceği barış ile ilgili okumuyor, savaş ile ilgili okuyor. Gelecekte savaş varmış gibi görüyor ve o savaşta yenilmemek için İsrail'le, Çin'le ve birçok ülkeyle işbirliği yapıyor, Rusya'ya, Fransa'ya askeri üs imkanları sağlıyor. Bu ittifaklarla birlikte de savaş tatbikatı yapıyor.Baf'taki hava üssünü Rusya Federasyonu'na kullandırma planlarını canlandırmış olması yalnız Kıbrıs adasının değil, bölgenin de barış ve istikrarını tehdit eden unsurlar barındırmakta. Bu da barışçıl gelecek adına tehdit unsurudur. ?

"KARŞILIKLI İPTAL EDİLMİŞTİ"

?Bilindiği üzere son yıllarda hem iyi niyet hem de Ada'da ve bölgede barış ve istikrar sağlama hedefinin bir göstergesi olarak Kıbrıs Türk tarafınca Toros ve buna karşılık olarak Kıbrıs Rum tarafınca da Nikiforos tatbikatları iptal edildi.Rum tarafının tek taraflı ve gayrı yasal doğalgaz arama ve çıkarma faaliyetlerine eklemiş olduğu ve savaş senaryoları içeren ortak tatbikat, gerek Ada'da gerekse bölgede barışı hedefleyen yaklaşıma taban tabana terstir. Şunu vurgulamak isterim; Biz Türk tarafı olarak barışın tatbikatını yapmak istiyoruz çünkü gelecekle ilgili düşüncemiz barış.

?Soru: Son dönemlerde Maraş meselesini gündeme getirdiler. Tek taraflı olarak bunu tartışıyor, Maraş'la ilgili mektuplar yazıyorlar bazı yerlere. Nedir bu Maraş meselesinin aslı? ?

Rumlar hazır değil ve zamana oynuyorlar dedik. O yüzden yerlerinden olmuş insanlarının tatmin edilmesi için Maraş'ı gündeme getirdiler. Rolandis kendi ağzıyla söyledi: "Türkler 7 defa Maraş'ı teklif etti, biz kabul etmedik" diye. Şimdi Kıbrıs sorunu Kıbrıs iç siyasetine yönelik tüketim malzemesi oldu. Yerinden edilen insanlara "sabredin hakkınızı alacaksınız" denmeye çalışıyor.

Ekim ayında sonuca yönelik kapsamlı müzakerelerin canlandırılması öngörülürken ve bu yöndeki çalışmaların yoğunlaştığı bir dönemde, Rum tarafının Maraş konusunu öne çıkarma yönündeki bu anlamsız tutumunun ardında yatan sebeplerden biri de Ekim'de başlaması öngörülen müzakereler öncesinde bu konuda kısır bir tartışma zemini yaratarak çözüm yönündeki isteksizliğikamufle etme çabasıdır. Bunun yanısıra, Maraş konusunu gündeme taşıyarak çözüm öncesi kazanımlar ümidiyle halkı teskin etme çabası içinde oldukları da açık. ?

*** ?

"BM MEVCUT STATÜKONUN SÜRDÜRÜLEMEYECEĞİNİ SÖYLÜYOR" ?

Bilinmelidir ki mevcut statüko, BM'nin ifadesiyle, kabul edilemez ve sürdürülemez. Kıbrıs Türk tarafı buna katılıyor. "Statükonun değişmesi ve BM ölçütlerinde, Talat ve Hristofyas'ın bıraktığı yerden başlanması lazım" cümlesi iki bölgeli, iki toplumlu federal ve iki tarafın eşit katılımının olduğu çözümü kapsıyor.

Bunu yapmak yerine Maraş konusu gibi konularda enerji harcamak, barışı ötelemek anlamına geliyor. Dileğim, tüm tarafların çıkarlarının gözetilmesi, bölgede tek taraflı ve gayrı yasal olarak sürdürülen gerginliği artırıcı hareketlere son verilmesi ve Türk tarafının yapmış olduğu önerilere olumlu yanıt verilerek tarafların konuyu masada ele almasıdır.

?Soru: Yarım asra yaklaşan müzakere sürecinde çözümsüzlüğü isteyen ve uzlaşmaz olan tarafın Türkler olduğu söylendi ancak sanki son dönemlerde dünya kamuoyunda bu algı yıkılmaya başladı. Bunun nedeni kendimizi daha iyi anlatıyor olmamız mı? ?

Referanduma kadar bu suçlama altındaydık. Aslında tam olmasa da haklı yönlerde vardı bu suçlamalarda. 2004'deki referandumda BM'nin çözüm modeline "evet" diyerek çözüm istediğimizi ispatladık. Dünya o günden sonra bizi çözüm isteyen taraf olarak görmeye başladı.

"EROĞLU SEÇİLDİĞİNDE MERAK VARDI" ?

Derviş Eroğlu Cumhurbaşkanı seçildiğinde müzakereler nereye gidecek diye bir merak başladı. Eroğlu seçilir seçilmez, "Talat'ın bıraktığı yerden başlayacağım" deyince, şüpheler giderilmiş oldu. Dünyanın bize söylediği, "müsaade edin, toparlansınlar!" Bu süre uzadıkça çözüm zorlaşır. Dolayısıyla ne Maraş konusu, ne münhasır ekonomik bölge konusu olmadan sorunu çözelim. Diğer konular yaratılan barış ortamı içinde kendiliğinden gerçekleşir. ?

Soru: Taşınmaz Mal Komisyonunun çalışmalarını nasıl buluyorsunuz?

Mal mülk sorununun çözümünde etkin rol oynuyor mu sizce? ?Taşınmaz Mal Komisyonu, yerinden edilmiş insanlara bugün için fırsat yaratıyor ancak çözüme gidildiğinde mal-mülk sorunu da topluca çözülecek. O zaman Komisyona ihtiyaç kalmayacak. Dolayısıyla çözüm dönemindefarklı bir komisyon kurulabilir ama bugün için mağdur insanlara bir çözüm yolu sunuyor. ?

**** ?

Soru: Geçici hükümet halkın yanında Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu'nun övgü dolu sözlerini aldı. Hatta DP-UG genel başkanı Serdar Denktaş bu hükümetin bir süre daha devam etmesi tavsiyesinde bulundu. Teknokrat hükümet devam etmeli mi?

?Hükümetle ilgili güzel sözler aldık. Cumhurbaşkanı takdir etti. Serdar Bey, (Denktaş) yerel seçimlere kadar devam etsin dedi. Tabi ki Meclisten güvenoyu alacak bir hükümet olması gerekir. Bu noktada teknokrat hükümet konusunda anlaşırlarsa teknokrat hükümet görev yapabilir. Neticede seçim oldu. Parlamentoda, halkın sorunlarını çözme adına bulunan bir hükümet olacak. Benim arzum teknokrat hükümetin yarattığı havayı ve seviyeyi alabilecek bir hükümet…

"PARTİZANLIĞI HALK TALEP EDİYOR" ?

Soru: Hepimiz değişim diyoruz ancak bizi hafif yollu etkileyecek değişimden dahi ürküyoruz. Tüm sistem ve kurumların politize olduğunu, istihdam başta olmak üzere her konuda partizanlığın başını alıp gittiğini söylüyoruz ama bir devlet dairesine gittiğimizde dahi işimizi yaptırmak için tanıdık arıyoruz. Hükümeti değiştirdik, bunları nasıl değiştireceğiz? ?

Bu noktada esas görev vatandaştadır. Partizanlık varsa, bu partizanlığı talep eden halktır. Kendisi için özel bir şeyler yapılmasını isteyen halktır. Kapasitesi vatandaşa özel menfaat sağlamak olan siyasetçiler bu partizanlığı yapabilir ama kapasitesi tüm halka eşit hizmet vermek ise sorunun çözümüne odaklanır. Dolayısıyla burada sorumlu, kendisi için partizanlık isteyen halk ve oy için partizanlık yapan siyasetçidir. ?

*** ?

"23 VEKİLİN EVİNE GÖNDERİLMESİ ÖNEMLİDİR" ?

Soru: Seçim sonuçlarını nasıl değerlendiriyorsunuz? ?

23 vekilin evine gönderilmesi önemlidir. Gençleşme çok önemli bir gelişmedir. Yeni gelenlerin içinde yabancı dil bilenlerin sayısının artması olumludur. Bu seçimin bir başka ilginç tarafı Başbakan olarak seçime giren kişinin seçilememesi, Meclis Başkanının seçilememesi, genel sekreterin ve bazı bakanların seçilememesidir. Vatandaşta bir tepki vardı ve o tepki oranında gençleştirme yaptı. Siyasi partiler bu eğilimi doğru okumalı. Halk düzgün, dinamik, kültürlü siyasetçi istiyor. Her gün bir partiye giren, 10 senede 7 parti değiştiren politikacıları istemiyor. Halkın tepkisine aldırmayan Başbakan istemiyor. Meclis çalışmıyor diye şikayet eden ama çalıştırmak için çaba göstermeyen Meclis başkanı istemiyor. Doğru icraat yapan hükümet ve bunları değiştirecek siyasetçi istiyor.

?"BU BİR DUYGUSAL TEPKİDİR" ?

Soru: UBP'li bazı vekillerin önümüzdeki yıl gerçekleştirilecek cumhurbaşkanlığı seçimlerinde "oyumuz Talat'a" dediklerini duyuyoruz. UBP içinden Talat'a destek çıkmasını nasıl değerlendiriyorsunuz? ?

Bu duygusal bir tepkidir. Son dönemde yaşanan siyasi olaylara duyulan tepkinin duygusal yansımasıdır. Cumhurbaşkanlığı seçimlerine gelindiğinde ülkemiz için en hayırlı adaya oy versinler. Duygusal değil, akılcı değerlendirmeler yapsınlar. Seçilecek adayların niteliği bellidir, buna göre hareket etsinler.

StarKıbrıs

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer İÇ HABERLER