Beratlı: "Dr. Küçük Mevleviliği bitirdi"

loading
14 Temmuz, Salı
£

8.62

7.78

$

6.86

Beratlı: "Dr. Küçük Mevleviliği bitirdi"

Beratlı: "Dr. Küçük Mevleviliği bitirdi"

Mevlâna haftası nedeniyle Kıbrıs Postası'na özel bir mülakat veren Araştırmacı-Yazar Dr. Nazım Beratlı, 1963'te ''Kıbrıs Türk Etnografya Müzesi'' adıyla hizmete açılan Lefkoşa Mevlevi Tekke'sini ve Kıbrıs'ta Mevlevîlik geleneğinin milli mücadele lideri Dr. Fazıl Küçük'ün başını çektiği anlayış nedeniyle 1950'lerde nasıl bir "operasyonla" bitirildiğini anlattı…

Beratlı: "Dr. Küçük Mevleviliği bitirdi"
A- A A+

Kıbrıs Postası - Vatan Mehmet

Nazım Beratlı, Fazıl Küçük ve çevresininTürkiye'de Tekke Zaviye Kanunu ile uygulanan 'Atatürkçü ruhla' paralel hareket ederek 1950'lerde ölen son tekke şeyhinin Konya'dan posta oturmak için gelen doktor oğlu Saffet Tanul'un 'tekke mallarından ve şeyhlikten vazgeçirmeye yönelik' tehdit edildiğini söyledi.

Kıbrıs'ta yaşayan Mevlevi geleneğinin bu davranış ve anlayış yüzünden son bulduğunu anlatan Beratlı, bunun altında yatan nedenin o dönem İngiliz yönetiminde olan vakıf mallarının Türk Cemaatine kazandırılması idealinin olduğunuancak maalesef bunun keyfî idare ve talana sebep olduğunu söyledi.

Araştırmacı-Yazar Dr. Nazım Beratlı, 1963'te ''Kıbrıs Türk Etnografya Müzesi'' adıyla hizmete açılan Lefkoşa Mevlevi Tekke'sini ve Kıbrıs'ta Mevlevîlik geleneğinin milli mücadele lideri Dr. Fazıl Küçük'ün başını çektiği anlayış nedeniyle 1950'lerde nasıl bir "operasyonla" bitirildiğini anlattı… Mevlâna haftası nedeniyle Kıbrıs Postası'na özel bir mülakat veren Beratlı, Fazıl Küçük ve çevresinin Türkiye'de Tekke Zaviye Kanunu ile uygulanan 'Atatürkçü ruhla' paralel hareket ederek 1950'lerde ölen son tekke şeyhinin Konya'dan posta oturmak için gelen doktor oğlu Saffet Tanul'un 'tekke mallarından ve şeyhlikten vazgeçirmeye yönelik' tehdit edildiğini söyledi.

Kıbrıs'ta yaşayan Mevlevi geleneğinin bu davranış ve anlayış yüzünden son bulduğunu anlatan Beratlı, bunun altında yatan nedenin o dönem İngiliz yönetiminde olan vakıf mallarının Türk Cemaatine kazandırılması idealinin olduğunu ancak bunun keyfî idare ve talana sebep olduğunu söyledi.

"Tekkenin ilk vakfiyesini Arap Ahmet Paşa yaptı"

Kıbrıs Postası'na anlatan Nazım Beratlı şöyle konuştu; "MevlevîTekkesi'nin ilk vakfiyesini Arap Ahmet Paşa yapmıştır… Osmanlının Kıbrıs'ı fethettiği 1571'den hemen sonra 579 yılları civarında Arap Ahmet Paşa Vakfıydı. Bizim için bilhassa meşhur olan Ahmet Paşa, Tunus Beylerbeyiydi. Lefkoşa'ya da Muzaffer Paşa'nın ardından beylerbeyi olarak geldi… Katolik kilisesinin yıkıntıları üzerine Arap Ahmet Paşa Camisiinşa edilmiştir…"

Tekke-ZâviyeKanunu nedeniyle Halep'e bağlandı

"16 Yüzyılın sonlarında tekke, doğal olarak Anadolu'daki Mevlevi merkezi Konya'ya bağlıydı. Türkiye'de Atatürk devrimleri kapsamında özel biryeri olan 'Tekke-Zâviye kanunu' ile tekkelerin 30 Kasım 1925 tarihinde kapatılmasıyla Mevleviliğin merkezi Konya'dan Halep'e kaydırılmıştır… İngiliz Koloni İdaresi Şam-Halep'ten dede tayini istemiştir.Hâfız Şefik Efendi tekkeyi adadaki İngiliz döneminde idare etmiştir.(Hâfız Şefik Efendi, bugün Lefkoşa-Ortaköy'de yer alan Major Müzik Center'in sahibi Öğün Erkal'ın babasının amcasıdır."

"Tekkenin pek çok köyde malı var"

"Hem okul (medrese) işlevi görmüş hem de insanların sosyal ihtiyaçlarını karşılamış bir sivil toplum örgütü olarak tekkenin adada pek çok taşınmazı, malı var doğal olarak… 1930'lara kadar faaliyetini sürdüren tekkenin pek çok köyde malı var…

"Son şeyhin oğlu diş hekimi oğulTanu'yu tehdit ettiler"

"Velhâsıl (bu dönemin ilerleyen süresi içinde) 1950'lerde tekkenin son Şeyhi olan babası ölünce Konya'da diş hekimi olan oğlu Saffet Tanu çıkıp gelir Lefkoşa'ya…Babası ölünce posta oturmak için gelen Saffet Tanu'yao dönem Dr. Fazıl Küçük'ün başını çektiği anlayış 'sen okumuş adamsın, ne işin var şeyhlikle! Bu iddiadanvazgeç, tekkenin mallarından da vazgeç' diyerek tehdit ettiler. Dr. Küçük'ün ve çevrelerinin bu yaklaşımı Kıbrıs'ta Mevlevî Tekke'sini bitirmiş ve geleneği de yok olmuştur… Aktif olan tekke tamamen geleneği ilebitmiştir maalesef"

"Vakıf malları Türk cemaatine kazandırılmalıydı"

"Tabii o günlerde Türk Cemaati çok fakirdi. Rumların zenginliğinin ise kaynağı kilise idi. Dr. Küçük'e göre Türk cemaatinin fakirliğinin sebebi İngiliz idaresinin evkafa el koymasıydı ve vakıf malları Türk cemaatine kazandırılmalıydı.Bu neredeyse 40 yıldır süren bir politika…"

"İngilizler gibi keyfî idare ettik"

"Evet, bu mücadele ile evkaf, İngiliz yönetiminden alındı, bu büyük bir başarıdır ama İngilizlerden farklı yönetmediler. 1571'de Kıbrıs'ın fethi ile Ada'da temeli atılan Vakıflar, Kıbrıs Türkü'nün en eski, tarihî ve köklü varlıklarıdır…Ancak vakıf malları, ahkâm-ülevkâf'a(vakıf hukuku)'nagöre değil, yine –şikâyetçi olduğumuz- İngilizler idaresinde olduğu gibikeyfi olarak ele alınarakkullanıldı, yönetildi."

"Mesele malların evkâfa devredilip yağmalanması"

"Tabi bunu Türkiye'deki Tekke Zaviye kanunu ile uygulanan 'Atatürkçü ruhla' paralel yaptılar ama asıl mesele tekkenin mallarının evkâfa devredilip yağmalanmaya yol açmasıdır… Söz gelimi tekkenin arazisi olan bugün Vakıflar Çarşısı'nın olduğu yere sinema yapılmıştı mesela… Saray Otel'İn olduğu alan iskân olarak Tekke'nin yeriydi mesela… Söylemek istediğim bu politikanın yanlış olduğudur.Bugün de siyasi atamalar yüzünden Evkâf sahip çıkamıyor mallarına"

Mevlevi Tekke Müzesi, Lefkoşa

Lefkoşa Surları'nın Girne Kapısı'nın güneyinde bulunan Mevlevi Tekkesi, Kıbrıs'ın en önemli tarihi ve mimari yapıları arasında yer almaktadır. Müstesna Vakıflar arasındaki Celâliye Vakfına aittir. Kıbrıs'ın Osmanlı İdaresi'ne girdiği 1571 yılından başlayarak, diğer tarikatların yani sıra, Konya, Kula, Karaman ve Sivas gibi yerleşim birimlerinden göçürülenler tarafından Kıbrıs'a getirildiği tahmin edilmektedir.

Mevleviliğin Anadolu'daki merkezi Konya, Suriye'de Halep ve Kıbrıs'ta ise Lefkoşa Mevlevi Tekkesi idi. Tekkenin şeyhi Konya'ya bağlı olarak görev yaparken, Kıbrıs'taki diğer Mevlevi dergâhları ile tekkelere dayalı olarak kurulan ''Celaliye Vakfı''nı da idare etmekten sorumluydu.

Şimdilik Mevlevi Tekkesi'nin bulunduğu alana 1593 yılında Arabahmet Paşa Mevlevihanesi inşa edilmiş, daha sonra bu tekke Ferhat Paşa Mevlevihanesi adını almıştır. Dolaysıyla şimdiki Mevlevihanenin bu iki tekkenin bir devamı olduğu düşünülmektedir. Bu tekkenin XII. yüzyılın başlarında Emine Sultan adlı saraylının verdiği arazi üzerine kurulduğu ve türbe binalarının kuzey-doğu dış duvarının yanındaki yazıtsız mezarın emine Sultan'a ait olduğu öne sürülmektedir.

Tekke, yapıldığı ilk dönemde, semahane, türbe, derviş odaları, mutfak, misafir odaları gibi bölümleri içermekteydi. 1873 yılı itibariyle tekkede, mesnevi han, şeyh ve dervişlerden oluşan 36 kişi görev yapmaktaydı.
Türkiye'de 'Tekke-Zâviye kanunu' ile tekkelerin 30 Kasım 1925 tarihinde kapatılmasıyla Mevleviliğin merkezi Konya'dan Halep'e kaydırılmış. Bu tarihten sonra da Mevlevi Tekkesi'nin şeyhleri İngiliz Koloni Yönetimi tarafından Halep'ten getirilmeye başlanmıştır.
1934 yılında Halep'ten getirilen son şeyh Şamlı Selim Dede'nin 9 Aralık 1953 tarihinde vefat etmiştir.

2001-2002 yılları arasında restore

Ancak müzenin tamamının bir Mevlevi Tekke Müzesi olarak yeniden düzenlenmesi daha uygun görüldüğünden, 2001-2002 yılları arasında restore edilmiş sergilenmesi yenilenerek düzenlenmiş ve 7 Aralık 2002 tarihinde yeniden hizmete sokulmuştur.
Mevlevihane'ye giriş kapısının solunda, yakın bir tarihe kadar fonksiyonunu sürdüren bir sokak çeşmesi bulunmaktadır. Tekkeye giriş kapısının üst başında ''ya Hazreti Mevlana. Ketebe Ahmet Burhanettin'' cümlesi kayıtlıdır. Kapıdan sonra bir avluya girilmektedir. Burada, çoğunluğu tarihi Girne Kapısı Mezarlığı'na ait mezar taşları ile günümüze kadar gelemeyen bazı yapıların kitabeleri sergilenmektedir.

Avlunun doğusundaki basık kemerli giriş kapısından semahaneye girilmektedir. Burada bir mihrap, sema ayinlerinin icra edildiği bir platform, ahşap mutrib mahfili ve bir mutfak sergilenmesi bulunmaktadır. Semahane'nin güney-batısındaki kapıdan Girne Caddesi boyunca bir aks üzerinde uzanan ve altı kubbeyle örtülü olan türbe kısmına girilmektedir. Türbelerde Mevlevi ileri gelenlerine ait 16 mezar bulunmaktadır. Mevlevi başlıklı mezar taşları bulunan mezarlardan sadece altı tanesinin kimlikleri belirlenebilmiştir.

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer İÇ HABERLER